Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminin sona ermesiyle birlikte yatırımcıların dikkatini güvenli liman olarak gördükleri gayrimenkule çevirmesi, konut piyasasında hareketliliği artırdı. Hem yatırım hem de oturum amaçlı alımların yükselmesiyle sektör uzmanları, yıl sonuna kadar yeni bir satış rekoru beklentisi taşıyor. KKM’den çıkan yaklaşık 440 milyar liralık birikim, konut sektörüne yönelen önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor.
KKM sisteminin devre dışı kalmasının ardından yatırımcılar, birikimlerini farklı alanlarda değerlendirmeye başladı. Bazıları paralarını döviz ve altına çevirirken, bazıları Borsa İstanbul’da yatırım yaptı. Bununla birlikte güvenli yatırım olarak görülen konut sektörü, bu kaynaklardan önemli pay alıyor. Uzmanlar, özellikle faiz indirimlerinin beklentisiyle birlikte konut fiyatlarının artabileceğini ve bunun yatırımcıları harekete geçirdiğini vurguluyor. Borsa İstanbul’da kâr satışlarının hızlanması ise konuta ek kaynak girişini tetikledi. Arsa ve tarım arazisi yatırımlarında da benzer bir artış gözleniyor.
Sektör temsilcileri, faizlerin düşmesiyle birlikte konut fiyatlarının yükseleceğini ve talebin artacağını belirtiyor. Bugün fiyatların hâlâ dengeli seviyelerde olması, alım yapmak için uygun bir dönem sunuyor. Uzmanlar, konutun sadece bugünün güvenli yatırımı değil, gelecekte de kazançlı bir yatırım ve güçlü bir miras olacağını ifade ediyor.
Gayrimenkul uzmanları, KKM’nin sona ermesinin ardından yatırımcıların büyük şehirlerde orta ve üst segment konutlara olan talebinin belirgin şekilde arttığını, Anadolu şehirlerinde ise hem yatırım hem de oturum amaçlı alımların hızlandığını söylüyor. İnsanlar tasarruflarını enflasyona karşı korumanın en güçlü yolunun konut sahibi olmak olduğunu düşünüyor. Bu hareketlilik, yıl sonuna kadar devam ederek yeni bir satış rekoruna yol açabilir.
Ancak sektörde hâlen mevcut konut sahiplerinin ikinci veya üçüncü daire almak istediklerinde karşılaştıkları kredi kısıtlamaları, yerli yatırımcıyı yurt dışına yönlendiriyor. Uzmanlar, Avrupa ve Orta Doğu’daki gayrimenkul yatırımlarına Türklerden yoğun talep geldiğini, fakat bu durumun Türkiye’nin potansiyel yatırımcısını kaybetmesine neden olduğunu belirtiyor. Kısıtlamaların gevşetilmesi hem sektörün büyümesini destekleyecek hem de yurtdışına giden sermayeyi azaltacaktır.
Kredi kısıtlamalarının yabancı yatırımcı üzerinde de olumsuz etkileri olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, piyasadaki satış ivmesinin yavaşlamasının yabancı yatırımcının ilgisini azalttığını vurguluyor. Yatırım amaçlı konut alımlarında kredi imkanlarının esnetilmesi, iç piyasadaki hareketliliği artırırken yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye yeniden çekebilir.
Büyükşehirlerde artan kira bedelleri, hem memurların yaşamını hem de öğrencilerin eğitim tercihlerini zorlaştırıyor. Uzmanlar, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde kiraların maaşların üzerinde seyrettiğini belirterek, kamu çalışanlarının tayinlerini büyükşehirlere almak istemediğini ifade ediyor. Üniversite öğrencileri de artık şehir tercihi yaparken kira fiyatlarını dikkate almak zorunda kalıyor.
Konut edinme yaşında son 15 yılda dikkat çeken bir değişim yaşandı. Uzmanlar, 2010’lu yıllarda konut kredisi kullananların çoğunluğunun 30’lu yaşlarda olduğunu, 2024 itibarıyla bu yaş grubunun 40’lı yaşlara kaydığını belirtiyor. Bu durum, Türkiye’de hanehalkı ekonomisinin değişen yapısını ve konut sahipliği trendlerini ortaya koyuyor.