Tüm çalışanları ilgilendiriyor. Kıdem tazminatı ile ilgili flaş karar!  İşçinin çalıştığı işyerinden kendi isteğiyle ayrılarak kıdem tazminatı alabilmesi belli şartlarda mümkündür. Bunlardan biri de işçinin sağlık gerekçesiyle iş akdini fesih hakkıdır. İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı” başlıklı 24. maddesi, işçinin sağlık sebepleri ile işten ayrılabileceği durumları şöyle düzenliyor:

“İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa.

İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. (iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir)”

KIDEM TAZMİNATINI RİSKE ATMAYIN

İşçinin sağlık gerekçesi ile iş akdini feshettiğinde kıdem tazminatını alabilmesi için gerekli koşulları yerine getirmesi gerekir. Koşulları yerine getirmeden sağlığını gerekçe göstererek ayrılan işçi hem kıdem tazminatından olur, hem de işini kaybeder.


Yasa genel çerçeveyi çizmekle birlikte, koşulların ne olduğu biraz da Yargıtay içtihatları ile netleşiyor.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 11.11.2021 tarihli (E: 2019/834, K:2021/1402) içtihat niteliğindeki kararında, işe girdiğinde ayağında platin bulunan yüzde 40 engelli bir işçinin on yıl çalıştığı işyerinde sağlık gerekçesiyle ayrıldığı dava ele alındı.

Bodrum'da kum çuvalında ceset bulunmasıyla ilgili 6 zanlı yakalandı Bodrum'da kum çuvalında ceset bulunmasıyla ilgili 6 zanlı yakalandı

Karara göre, engelli kadrosunda işe başlayan, sağ ayağında iki platin bulunan işçi, 2004 – 2014 yılları arasında on yıl süreyle yemekhanede çalıştığı işyerinde ağrılarının arttığı gerekçesiyle yer değişikliği talep etti. Daha sonra da bel fıtığı hastalığı başlayan işçi sağlık gerekçesiyle iş akdini feshetti. Kıdem tazminatı talebi reddedilen işçi dava açtı. İşveren iş mahkemesine yaptığı savunmada, işe giriş ve periyodik muayene formunda işçinin mutfakta çalışmaya elverişli bulunduğunu, işin niteliğinden dolayı sağlığında bozulma olduğuna dair bir rapor sunmadığını belirtti.


İŞ MAHKEMESİ “RAPORA GEREK YOK” DEDİ

İş mahkemesi, işçinin elinde askerliğe elverişli olmayıp yüzde 40 oranında sürekli engelli olduğuna dair rapor bulunduğu, işyeri hekimince işe ilk girdiğinde düzenlenen raporda işyeri mutfağında çalışmasının uygun görüldüğü belirtildi. İşçinin gösterdiği tanıklar, aşçı yamağı ve bulaşıkçı olarak çalışırken tabak ve tepsi taşıması istenen işçinin ayak ve kollarından rahatsız olduğunu, daha uygun koşullarda çalışma talebinin reddedildiğini anlattılar. İş mahkemesi bu raporlara ve tanık anlatımlarına dayanarak işçinin kıdem tazminatı talebini kabul etti.

İşverenin talebi üzerine dosyayı inceleyen (şu an kapatılan) Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, işçinin işin sağlığı için tehlikeli olup olmadığı yönünde sağlık kurulu raporu almadan istifa ettiği gerekçesiyle iş mahkemesinin kararını bozdu.

İş mahkemesi, işçinin engelli kontenjanıyla istihdam edildiği, engelli çalıştırılan işçilere pozitif ayrımcılık yapılması gerektiği, yaşadığı zorluklara rağmen aynı işi yapmasını beklemenin ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilmesini doktor raporuna bağlamanın hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesiyle önceki kararında direndi.


SAĞLIK KURULU RAPORU GEREKİR

Dosyayı inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, işçi lehine sağlık nedeniyle fesih hakkının doğabilmesi için her şeyden önce yapılan işin işçinin yaşamı ve sağlığı için tehlike yaratması ve söz konusu tehlikenin işin niteliğinden kaynaklanmış olması gerektiği belirtildi. İşyeri hekiminin düzenlediği raporda engelli işçinin mutfakta çalışmaya elverişli bulunduğu vurgulanan kararda, işçinin gösterdiği tanık anlatımlarının sağlık sebebiyle iş sözleşmesinin haklı feshi için yeterli olmadığı kaydedildi. İşçinin on yıl boyunca çalıştıktan sonra iş sözleşmesini feshederken, feshe dayanak olacak bir doktor raporu sunmamış olduğu belirtilen kararda, bel ağrısı nedeniyle alınan istirahat raporlarının da yaptığı işin sağlığı için tehlikeli olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı ifade edildi.


Yargıtay kararında, davacı işçinin rahatsızlığı sebebiyle çalıştırılabileceği uygun bir iş olup olmadığının araştırılıp, mevcut işi yapmasının işin niteliğinden doğan bir sebeple sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olup olmadığı yönünde sağlık kurulu raporu alındıktan sonra iş akdinin feshinin haklı olup olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtildi. Yargıtay, bunlar yapılmadan verilen kararın hatalı olduğu gerekçesiyle iş mahkemesinin kararını bozdu.

Yargıtay’ın diğer birçok kararında da işçinin yaptığı işin sağlığını olumsuz etkilediğine dair sağlık kurulu raporu alınmadan yapılan fesihler geçersiz kabul ediliyor. Bu nedenle, sağlık gerekçesi ile iş akdini feshedip kıdem tazminatı almak isteyen işçinin mutlaka sağlık kurulu raporu alması gerekir.