CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilk turda kazanacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP’nin anketlerde AK Parti’nin önünde gittiğini de ekledi.

AK Parti'den asgari ücret zammına ilişkin dikkat çeken açıklama: Herkesi tatmin edecek AK Parti'den asgari ücret zammına ilişkin dikkat çeken açıklama: Herkesi tatmin edecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

T24’ten Asuman Aranca’nın aktardığına göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “İlk turda mı biter seçim? Altılı masanın adayı kazanır mı ilk turda?” sorusuna şu yanıutı verdi: “Parlamento aritmetiği lehimize olur. Lehimize sonuçlanır. Bu tablo giderek kendisini gösteriyor. Zaten Cumhuriyet Halk Partisi artık AK Parti’nin önünde gidiyor. Ve önümüzdeki süreç içinde bu biraz daha hızlanarak devam edecek. Parlamentoda da çoğunluğu alacağız. Millet İttifakı olarak çoğunu alacağız. Amacımız ki onu da gene altı lider bir arada belirleyeceğiz. Belli bir zaman dilimi içinde güçlendirilmiş parlamenter sistemi ayağa kaldırmak ve bozulan çarkları yeniden işler hale getirmek. Cumhurbaşkanlığını birinci turda alırız. AKP’nin Suriye politikasının başından beri hatalı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “En başından beri yanlış yapıyorsunuz diyen benim. Komşularla ilişkilerin iyi tutulması gerektiğini söyleyen benim. Hatta bir Türkiye’de bir uluslararası Suriye konferansı düzenleyin diye hükümete çağrı yapıp bir mektup gönderen de benim. 2012’ydi, Erdoğan’a bir mektup gönderdim çünkü bana demişti ki nasıl yapacağız Suriye konferansını? Ben de onun üzerinden bir mektup yazmıştım ve gündemi de belirledim. Konferansın nasıl yapılacağı, hangi konuların konferansta görüşüleceği vesaire diye bir mektup gönderdim. Bu çerçevede yaparsanız uluslararası Suriye Konferansı’nı ilişkiler hem düzelir, hem de daha sağlıklı bir zemin yaratmış oluruz sorunun çözümünde. Olmadı. Arkasından biz bir uluslararası Suriye konferansı düzenledik. Pek çok ülke, Amerika ve Rusya da dahil olmak üzere geldiler. Onlar da konferansı izlediler. Şimdi yaptıkları hatanın farkını biraz da geç olsa ve maliyeti ağır olsa gördüler. Şimdi bir ilişki zemini yaratmaya çalışıyorlar.” dedi.

“BÜYÜK LOKMA YE BÜYÜK LAFLAR ETME”
Türkiye’de en az 3 milyon Suriyeli olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu şu değerlendirmeyi yaptı:  “Şimdi eğer bunu yaparlarsa memnun oluruz tabi. Sonuçta kavgayla bir yere varılamayacağına göre. En azından yapılan hataların tekrar edilmemesi açısından önemli bir adım olur. Bunun maliyeti nedir? 33 askerimiz, çok sayıda hayatını kaybeden siviller, üç milyon 600 bin Suriyelinin Türkiye’ye gelmesi ve Türkiye’nin çok ciddi bir travma yaşaması, sosyal olarak özellikle Suriyelilerin yerleşik olduğu alanlarla zaman zaman çıkan olaylar, bunların Türkiye’de giderek kalıcı hale gelmeleri gibi bir olgunluğun ortaya çıkması gibi pek çok sorunu beraberinde getirdi iktidar. Bunu tekrar Suriyelileri resmi yönetimle anlaşarak geri göndermek istiyor. Tabii şu çok önemli. Devleti yönetenlerin hani bizde çok güzel bir atasözü vardır. Büyük lokma ye ama büyük laflar etme öyle bir atasözümüz var bizim. Düne kadar önce kucakladığınız, arkasından her türlü hakareti yaptınız. İnsanla şimdi yüz yüze gelmeye mecbur oluyorsunuz. 33 askerimizin şehit edilmesi, orada yaşanan büyük dramların sorumlusu kim? E tarih bunu yazacaktır herhalde. Tarih yazacaktır yani. Bir barışma ikliminin yaratılması güzel.”

“HESAP VERMELERİ LAZIM”
Ama kavgayı yaratanların topluma hesap vermesi lazım. Toplumdan çıkıp özür dilemesi lazım. Bir yanlışlık yaptık demesi lazım. Bir hata yaptık demesi lazım. Pek çok insanımızı perişan ettik demesi lazım. Sadece biz değil Suriyelileri de perişan ettik demesi lazım. IŞİD militanlarının oraya nasıl geldiği, nasıl IŞİD militanlarının finanse edildiği, Suriye’nin iç işlerine nasıl müdahale edildiğini hepimiz üç aşağı beş yukarı biliyoruz yani. O nedenle ilişkiler güzel, gelişsin, hiçbir itirazımız yok. Suriyeli kardeşlerimiz da kendi ülkelerine dönsünler. Belli bir güven içerisinde. Ama siyaset kurumunun oturup bir iç hesaplaşması yapması lazım ve toplumdan özellikle devleti yönetenlerin ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından özür dilemeleri gerekiyor. Şimdi gördüler bunu. Gördüler ama yine dışarının umarım dışarının telkinleriyle değildir. Eğer kendi iradeleriyle gördülerse en azından bunu tekrar etmezler bir daha. Ama dışarının telkiniyle ya gideceksin tokalaşacaksın diye telkinle yapılmışsa bu da farklı bir şey, farklı bir acı tablo yani.”