Orta Doğu'da gerilim eşiği çoktan aşıldı. İsrail’in İran’ın başkenti Tahran dahil birçok kente düzenlediği geniş çaplı hava saldırılarında 78 kişi hayatını kaybetti, 329 kişi yaralandı. Saldırılar, sivil yerleşim alanlarını da hedef aldı; kadın ve çocuklar da hayatını kaybedenler arasında.
Topyekûn hedef: Askeri liderler ve nükleer bilim insanları
İran medyasının aktardığına göre, İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, Devrim Muhafızları Genel Komutanı Hüseyin Selami, Hatemul Enbiya Karargah Komutanı Gulamali Reşid ve Tuğgeneral Emir Ali Hacızade saldırılarda öldürüldü. Ayrıca 6 nükleer bilim insanının da yaşamını yitirdiği bildirildi. Bu, sadece bir “gözdağı” değil, doğrudan İran'ın savunma ve teknoloji beyin kadrosuna yönelik bir “kafa kesme operasyonu.”
200 savaş uçağıyla dev hava harekâtı
İsrail ordusu, saldırıya 200’den fazla savaş uçağı ve İHA ile katıldığını duyurdu. Bu kadar yoğun bir saldırı, sıradan bir misilleme değil; İsrail'in İran’ı stratejik ve psikolojik olarak çökertme niyeti taşıdığının açık göstergesi.
Netanyahu: “Tehlike ortadan kalkana kadar devam”
İsrail Başbakanı Netanyahu, saldırıların süreceğini açıkladı. Bu ifade, aslında sadece İran’a değil, tüm bölgeye açık bir mesaj: İsrail, kendi güvenlik algısına ters düşen her yapıyı önleyici değil, yıkıcı yöntemlerle hedef alacak.
Ne anlama geliyor?
Ortadoğu’da artık diplomasi değil, güç gösterisi konuşuyor. Bu saldırılar, sadece İran’ı değil, nükleer program sahibi olmayı düşünen tüm ülkelere açık bir uyarı. Ama unutulmamalı: Böylesine hedefli bir operasyon, İran’ın karşılık vermek zorunda hissetmesine neden olacak. Bu da daha büyük bir çatışmanın kıvılcımı olabilir.