İsrailin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile askeri ve siyasi iş birliğini artırdığı yönündeki iddialar, Doğu Akdenizde yeni bir gerilim başlığına dönüştü. Ada’da İsrail etkisinin güçlendiği ve bazı bölgelerde askeri varlığın artırıldığı öne sürüldü.
Türkiye Gazetesi’nde yer alan değerlendirmelere göre, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Avrupa Birliği ekseninde gelişen iş birliklerinin, Kıbrıs’taki dengeyi Türkiye aleyhine değiştirebileceği ifade edildi.
2 bin 500 asker iddiası gündemde
Prof. Dr. Mehmet Hasgüler, İsrail’in Ada’da “Acil Müdahale Gücü” adı altında 2 bin 500 asker konuşlandırdığını öne sürdü. Hasgüler, bu gelişmenin Kıbrıs’taki mevcut statüyü aşındırabileceğini savundu.
Hasgüler’e göre, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail arasında son yıllarda istihbarat ve savunma alanında yakın iş birliği kuruldu. Bu iş birliğinin temel gerekçesinin ise Türkiye’ye yönelik güvenlik endişeleri olduğu değerlendirildi.
“Kıbrıs İsraillileşmeye başladı” yorumu
Kıbrıs meselesinin önce Avrupa Birliği üzerinden “Avrupalılaştırıldığını” savunan Hasgüler, son dönemde İsrail’in de denkleme dahil edildiğini belirtti.
Hasgüler, “Avrupalılaşan Kıbrıs şimdilerde İsraillileşmeye başladı” değerlendirmesinde bulundu. Bu sürecin, Kıbrıs’ın 1960 statüsünden daha geriye gitmesine yol açabileceğini ileri sürdü.
Arazi alımları yeni tartışma başlığı oldu
İsrail vatandaşlarının Güney Kıbrıs’ta yaptığı arazi alımları da tartışılan başlıklar arasında yer aldı. Hasgüler, İsraillilerin Ada’da yoğun şekilde toprak satın aldığını ve bazı bölgelerde yalnızca İsraillilerin yaşadığı alanların oluştuğunu öne sürdü.
Bu durumun ilerleyen dönemde Kıbrıs’ta yeni demografik ve siyasi sorunlara yol açabileceği değerlendirildi.
Cihat Yaycı’dan Mavi Vatan uyarısı
Müstafi Amiral Cihat Yaycı da gelişmeleri Mavi Vatan Doktrini çerçevesinde değerlendirdi. Yaycı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile attığı adımların Türkiye’nin milli güvenliğini hedef alan stratejik bir yöneliş olduğunu savundu.
Yaycı’ya göre Güney Kıbrıs, Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtı askeri bir ileri karakola dönüştürülüyor.
“KKTC’nin güvenliği Türkiye’nin güvenliğidir”
Cihat Yaycı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin güvenliğinin doğrudan Türkiye’nin güvenliğiyle bağlantılı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yalnızca garantör devlet değil, aynı zamanda KKTC’nin hamisi konumunda olduğunu ifade etti.
Yaycı, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı tek taraflı askeri adımların Ada’daki gerilimi artırdığını belirtti.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz hassasiyeti
Türkiye, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri milli güvenlik, enerji denklemi ve deniz yetki alanları açısından yakından izliyor. Ankara, daha önce de Güney Kıbrıs’ın silahlanma adımlarının Ada’daki hassas dengeyi bozabileceği uyarısında bulunmuştu.
Nitekim Güney Kıbrıs’ın İsrail yapımı hava savunma sistemi tedarikine ilişkin haberler sonrası Türkiye, Ada’daki askeri dengenin bozulmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirtmişti.
Doğu Akdeniz’de gerilim hattı genişliyor
İsrail’in Güney Kıbrıs’taki etkisinin arttığına yönelik iddialar, Doğu Akdeniz’deki enerji, güvenlik ve deniz yetki alanları tartışmalarıyla birlikte değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre Kıbrıs merkezli yeni güvenlik denklemi, yalnızca Ada’daki Türk ve Rum taraflarını değil, Türkiye, İsrail, Yunanistan, Avrupa Birliği ve bölgesel enerji hatlarını da yakından ilgilendiriyor.
Ankara’nın tavrı merak ediliyor
Bölgedeki gelişmeler karşısında Türkiye’nin diplomatik ve güvenlik politikalarını nasıl şekillendireceği yakından takip ediliyor. Uzmanlar, Ankara’nın Kıbrıs Türklerini ve Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma konusundaki kararlılığını sürdüreceğini belirtiyor.