Sözlü sınavda usulsüzlük tespit edildi
2015 yılında 18. Dönem Adli Yargı Hakim Adayı olarak göreve başlayan davacı, meslek öncesi eğitim sürecini başarıyla tamamlamış, yazılı sınavdan ise 100 tam puan alarak üstün bir performans göstermişti. Ancak aynı başarıyı sözlü sınavda gösteremediği gerekçesiyle başarısız sayıldı. Davacı, sınavda kendisine yöneltilen soruya eksiksiz ve doğru yanıt verdiğini, buna rağmen ortalama 18 puan alarak başarısız sayıldığını belirtti. Ayrıca sözlü sınavın, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına aykırı biçimde, usule uygun şekilde yapılmadığını iddia etti.
Danıştay: Nesnel değerlendirme yapılmamış
Danıştay 5. Dairesi, yaptığı incelemede sınav komisyonunun adaylara yönelteceği soruların önceden hazırlanmadığını ve bu soruların tutanak altına alınmadığını tespit etti. Ayrıca her adaya yöneltilen soruların ve verilen yanıtların kayıt altına alınmadığı da belirlendi. Bu nedenle, sınavın yargısal denetime açık biçimde gerçekleştirilmediğine hükmedildi.
Kararda, adayların sözlü sınavda nesnel kriterlere göre değerlendirilmesi gerektiği, aksi durumda hukuka aykırı sonuçların doğabileceği vurgulandı. Daire, her bir komisyon üyesinin ayrı ayrı not verdiğini ve değerlendirme formu düzenlediğini kabul etmekle birlikte, sınavın temel usul eksiklikleri nedeniyle geçerliliğini yitirdiğini belirtti.
İçtihat değişikliğiyle yeni bir dönemin kapısı aralandı
Karar, Danıştay’ın önceki yıllarda verdiği benzer davalardaki kararlarından ayrışıyor. Daire, geçmişte sözlü sınavların usulüne uygun yapıldığı gerekçesiyle davaları reddetmişti. Ancak bu karar ile birlikte, kamu kurumları tarafından yapılan sözlü sınavlarda objektiflik ve şeffaflık ilkelerine daha fazla önem verilmesi gerektiği açık biçimde ortaya konuldu.
Danıştay 5. Dairesi, kamu kurumlarının yaptığı sözlü sınavlarda, soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanması, adaylara yöneltilen tüm soruların ve yanıtların kayıt altına alınması ve hangi komisyon üyesinin hangi notu verdiğinin ayrıntılı şekilde belgelenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Kararın etkisi: Yargısal denetim genişletiliyor
Mahkeme kararında, sadece şekil yönünden değil; yetki, sebep, konu ve maksat unsurlarının da yargısal denetime tabi olması gerektiği vurgulandı. Bu karar, benzer şekilde sözlü sınavlarda başarısız sayıldığını düşünen adaylar için emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Danıştay ayrıca bu içtihat değişikliğinin, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle çelişmediğini, aksine yargı sistemine olan güveni artıracağını belirtti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına da atıf yapan Daire, mahkemelerin içtihat değişikliğine gitmesinin hukuk sistemi içinde doğal olduğunu ifade etti.
Kararın kapsamı ne anlama geliyor?
Bu karar, sözlü sınavlarda başarısız sayılan adaylar için doğrudan bir başarı anlamına gelmiyor. Ancak sınavın hukuka uygun şekilde yeniden yapılması ve bu süreçte yargısal denetime açık yöntemlerin kullanılması gerektiği hükme bağlanmış oldu. Davacının sınavı yeniden yapılacak, bu sınavın sonucuna göre yeniden işlem tesis edilecek.
Sonuç olarak, Danıştay’ın bu kararı, yalnızca bir davacının hakkını arama süreci olmaktan çıkarak, sözlü sınav uygulamalarında şeffaflık ve denetlenebilirlik ilkelerinin yeniden tanımlandığı bir içtihat değişikliği olarak yargı tarihine geçti.