'Afganistan'ın yanında yer almak kardeşliğimizin gereğidir'

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yönetimde kim olursa olsun iyi ve kötü gününde Afganistan'ın yanında yer almak hem ahde vefanın hem de kardeşliğimizin gereğidir."

GÜNCEL 18.08.2021, 22:23
'Afganistan'ın yanında yer almak kardeşliğimizin gereğidir'

Kanal 7, Ülke TV, 24 TV, TVNET ve TV 360 ortak canlı yayınıyla gerçekleşen Cumhurbaşkanı Gündem Özel programında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son günlerde yaşanan doğal afetler başta olmak üzere birçok konuda merak edilen soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

Bazı ülkeler Afganistan'a tıpkı Suriye'de yaptıkları gibi sadece terör ve göç zaviyesinden bakıyor. Terör ve göç bize gelmezse sorun yok, diyorlar. Oysa terörü de göçü de var eden on yıllardır izlenen yanlış politikalardır. Bunlarla yüzleşmeden barış ve istikrara katkıda bulunmak mümkün değil.

Ülkelerimiz arasında 1 Mart 1921'de imzalanan ittifak anlaşmasında iki ülkenin kaderi ve saadeti birbirinindir ifadesi var. Yönetimde kim olursa olsun, iyi ve kötü gününde Afganistan'ın yanında yer almak hem ahdevefanın hem de kardeşliğimizin gereğidir.

İlgili kurumlarımız bir süredir Taliban'la irtibat halindeydiler. Biz de Taliban yöneticilerini kabul edebileceğimizi daha önce ifade etmiştik. Afgan halkının huzuru, ülkemizin çıkarlarının korunması noktasında her türlü işbirliğine hazırız. Taliban yöneticilerinin itidalli ve ılımlı açıklamaları memnuniyetle karşılıyoruz.

Özellikle Taliban'ın Türkiye'ye yaklaşımı köşeli değildir. Daha dikkatlidir ve bizimle olan ilişkilere yaklaşımı çok daha hassastır. Temenni ediyorum ki bundan sonra da aynı hassasiyet devam edecektir.

TALİBAN'IN 'AFGANİSTAN'DA YABANCI GÜÇ İSTEMİYORUZ' AÇIKLAMASI

Biz bir NATO ülkesiyiz ve bu ülkenin istikrarı için elimizden gelen gayreti gösterdik. Hamid Karzai Havalimanı'nın güvenliğine katkı sunmanın yanı sıra ülkenin ayağa kalkınması için de çaba harcadık. Afganistan'a ciddi yatırımlar yaptık, bundan sonra yapacağımızın bazı alametleri de ortada. Afganistan'daki askerlerimiz hiçbir zaman muharip bir güç olarak görev yapmadı. Biz askerlerimiz orada asla yabancı bir güç olarak görmedik, kullanmadık.

Amerika'nın çekilmesi sonrasında amacımız havalimanının emniyetini temin ederek bu ülkenin güvenliğine katkı sağlamaktı. Bu niyetimiz bakidir. Türkiye'nin Afganistan'daki varlığı yeni yönetimin de uluslararasında işini kolaylaştıracaktır.

Libya'daki gibi ikili bir anlaşmayla bunu çözebiliriz. Bu, Taliban olabilir, daha önceki gibi mevcut yönetim olabilir. Bunlarla arkadaşlığımız var. Abdullah Abdullah bakidir, şu anda ülkesinden ayrılmış olan başkan yine bunlardan bir tanesidir. Şu anda farklı tarafta kalmış olan arkadaşlarımız da bunların içerisindedir, örneğin Burhaneddin Rabbani'nin oğlu gibi.

AFGANİSTAN'DA TALİBAN DÖNEMİ

Ülkemizin sunduğu şartların önemli bir bölümü muhataplarımız tarafından kabullenilmeye de başlamıştı. Taliban'ın ülkede kontrolü sağlamasıyla önümüze yeni bir tablo çıktı. Planlarımızı ve görüşmelerimizi ona göre yapıyoruz.

TALİBAN'LA DİPLOMATİK İLİŞKİLER

Bu ara trafik çok yoğun. Örneğin bu hafta sonuna kadar Merkel'le bir görüşmemiz söz konusu, sayın Putin'le hafta sonunda görüşmemiz söz konusu. Avrupa'dan birçok ülkenin liderleriyle görüşmeler söz konusu.

Etiyopya ile köklü tarihi ve kültürel bir geçmişe sahibiz. Gerek nüfus itibarıyla, gerek yüzölçümü itibarıyla adeta Afrika'nın en önemli ülkelerinden biri.

TÜRKİYE - BAE İLİŞKİLERİ

BAE Ulusal Güvenlik Danışmanı'yla da bir görüşmemiz oldu. BAE'nin Türkiye'ye yönelik yatırımlar noktasında ciddi bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de hangi alanlarda ne gibi yatırımlar yapılabilir, bunları görüştük. Gerek Varlık Fonu başkanımı davet ettiğim gibi Yatırım Destek Fonu başkanımı da davet etmiştim. Öyle bir görüşme oldu ki hangi ...ler üzerinden bir yatırım veya bir yol haritası belirleyelim, BAE de buna göre adımlarını atmış olsun dedik. Çok ciddi bir yatırım hedefleri, planları var. İnşallah çok kısa zamanda BAE ülkemizde ciddi yatırımlara girecek.

Devletler arasında gidiş gelişler hep olabilir. Burada da benzer bazı durumlar oldu. Şu an itibarıyla yaklaşık birkaç aydır bizim istihbarat örgütümüz başta olmak üzere Abu Dabi yönetimiyle bazı görüşmeler yaparak, bu görüşmelerle birlikte belli bir yere gelmiş bulunuyoruz. Bölgedeki bazı sıkıntıları, temenni ediyorum ki, aynı kültürün, inancın mensupları olarak gidermiş oluruz.

AFGANİSTAN'DAKİ TÜRK VATANDAŞLARININ TAHLİYESİ

Afganistan'daki vatandaşlarımızın güvenliğini ve huzurunu temin etmek bir numaralı önceliğimiz. Vatandaşlarımızı özel uçak seferleriyle tahliye işlemlerimizi sürdürüyoruz. Havalimanının 2 boyutu var: bir sivil, bir de askeri. Biz bu çalışmayı daha çok askeri havalimanı üzerinden yapıyoruz. Afganistan'daki vatandaşlarımıza seri bir şekilde ulaştık. Devletimizin tüm imkanlarıyla yanlarında olduğunu kendilerine vurguladık. Ülkemize dönmek isteyenleri devletimizin tüm imkanlarıyla bilgilerini derledik, toparladı ve bildirdik. Bugün askeri uçağımızla 201 vatandaşımızı İslamabad'a götürdük, oradan da THY ile ülkemize gelmelerini sağladık. Şu an itibarıyla toplam 552 kişiyi tahliye etmiş durumdayız.

SINIRLARDA SON DURUM

Düzensiz göçle mücadele noktasında bu etkinliğin artırılması amacıyla yoğun bir çaba harcıyoruz. Sınır güvenliğimiz tahkim etmek için farklı önlemleri devreye aldık. İran sınırımızda 4 ilimiz var: Ağrı, Hakkari, Iğdır, Van. Bu sınırımzıın tamamı duvarla örülecek. Ağrı ve Iğdır sınırındaki duvar çalışmalarını tamamladık. Hakkari'de yarısına geldik. Van'da da yoğun şekilde sürüyor çalışmalarımız. Şu an itibarıyla 157 kilometresi tamamlandı.

Sadece göç değil, teröre karşı da bunlar bizim için önemli bir bariyer. Bu duvarı oluşturan 3 metre yüksekliğindeki beton blokların üstünde 1 metre de dikenli tel bulunuyor. Tamamlanan duvar uzunluğu bundan sonra da çok hızlı şekilde artacak. Bunları ayrıca termal kameralarla da takip ediyoruz. 109 kilometrelik kısmı aydınlatma sistemiyle donatılmış durumda. 79 kilometre boyunca yerleştirdiğimiz kamera ve algılayıcı sistemlerle düzensiz göç hareketlerini sürekli izleyip anında müdahale ediyoruz.

Gözetleme kulelerimiz ileri teknolojik donanıma sahip. Kara gözetleme radarı, termal kamera, GPS alıcısı, lazer uzaklıkölçer gibi sistemleri de bünyesinde barındırıyor.

"BU ADAMIN BUGÜNE KADAR DOĞRU BİR SÖZÜ YOK"

Hukukta bir kaide vardır: Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Bu adam nereden bunu gördü? Kim kendisine bunu sufle etti? Kendi büyükelçisi bile öyle bir şeyin olmadığını söylüyor. Bu adam yalancı, bu adamın bugüne kadar doğru bir sözü yok. Söyledikleri tek şey var: Orada dışişleri yetkilisi yoktu. İlla dışişleri yetkilisinin mi olması lazım? Ben varım orada. Dışişleri bana bağlı. Kafayı takmışlar tercümanımıza. Başınıza tercümanım kadar taş düşsün.

Zerre kadar hukuk bilgin varsa, mademki böyle bir iddian var, bunu ispatlaman lazım. İspatlayamıyorsan özür dile. Ama bunlarda o karakter yok. İşleri güçleri; ülkeyi nasıl küçük düşüreceğiz! Bu tür yalanlar üzerinden bu ülkenin cumhurbaşkanını itham etmek ahlaksızlığın daniskasıdır, bunlar da ahlaksızdır.

DOĞAL AFETLERDE SON DURUM

Sel afeti önce Artvin, Rize'den başladı. Artvin, Rize'den bu sel afeti başlayınca ben de hemen ertesi gün bölgeye gittim. Zaten bunlardan bir tanesi de benim ana-baba ocağımdı. Oradaki durumları yerinde tespit ettik. Oradan Artvin'in Arhavi ilçesine geçtik, durumları yerinde inceledik. Bu bölgelerde metrekareye düşen yağış miktarı bile yaşanan afetin büyüklüğünü göstermeye tek başına yeterlidir.

Öbür taraftan batıda da Bartın, Sinop ve Kastamonu'daki felaket Doğu Karadeniz'e göre daha büyük bir felaket. Selin yaşandığı bölgelerdeki yağış miktarını geçmiş dönemlerle karşılaştırdığımızda çarpıcı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Bozkurt'ta bir yılda görülen yağmurun yarısı sadece 63 saatte oraya düştü.

Sel nedeniyle Kastamonu'da 62, Sinop'ta 15, Bartın'da 1 olmak üzere 78 can kaybımız oldu. Doğu Karadeniz'le birlikte ele aldığımızda 100'ü aşan can kaybımız var.

Yiten canlarımızı geri getiremesek de maddi kayıplarımızı en kısa zamanda telafi etme kabiliyetine sahip bir devletimiz var. 1 gün izinle ilk defa bakan arkadaşlarım yarın Kabine toplantısı için Ankara'ya gelecekler, sonra tekrar bölgeye gidecekler. Şu anda halihazırda sel bölgesinde 10 binden fazla personel, 22 helikopter, binin üzerinde araç, binin üzerinde iş makinesi, 42 bot, bir İHA, bir jandarma insanlı keşif aracı, bir sahil güvenlik korveti, 4 sahil güvenlik botu, 18 itfaiye aracı, 83 ambulansla bu çalışmalar yürütülüyor. İhtiyaç duyulan her türlü araç gereç bölgeye gönderildi.

Toplam 2 bin 400'den fazla vatandaşımız tahliye edildi. Sel nedeniyle yolları kapanan köylerimize bile Türkiye'de ilk defa havadan jeneratör nakliye ederek elektrik verdik, elektriksiz köy bırakmadık.

Vatandaşlarımız eşya zararlarını karşılayacağız. Evleri yıkılanlara yeni konutlar yapacağız. İşyeri ve araç zararlarının karşılanması için destek olacağız. Kaydırma köprü sistemi buraya getirilerek ırmaklar üzerinde kuruldu. İlk defa bu tür bir afette bu uygulamayı yaptık.

Biz ne zaman, hangi şartlarda bir ve beraber olacağız? Her zaman karalamak için bir şeyler mi bulmak, söylemek lazım? Yapılması gerektiği halde yapılmayan bir şey mi vardı da karalama kampanyası sürdürüyorlar? Antalya'da, Rize'de bunu gördük. Bu muhalefetin karalama dili bu ülkede ne zaman acaba yok olacak? Bunlar gerçekten çok üzücü. Onlar bunu yapsa da yapmasa da biz görevimizi yaptık, yapmaya devam ediyoruz, edeceğiz.

"AFAD'A KİMSE 'ZORLA PARA VER' DEMİYOR"

"AFAD'a para mı verecekmişiz" diyorlar. Sen cebren AFAD'a para verecek değilsin. AFAD bu tür afetler için kurulmuş. Kimse gırtlağını sıkarak para istemiyor. Hayırda bulunmak isteyen olursa verir, bulunmak istemeyen de vermez. Bugün itibarıyla 181 milyon TL bağışta bulunan oldu.

Yarın Kabine üyelerimiz de bağışta bulunacak. Dere yatağına konut yapımını belediye başkanlığımdan beri aksini söylemişimdir. Dikey mimariye tevessül etmeyin, aşırı yüksek binalar yapmayın. Bunları söylerken dünyada yaşanan tecrübelerden hareketle söyledim.

Bunları defalarca yaşadığımız halde herkes bildiğini okuyor. Antalya, Manavgat, Muğla, buralarda da buna benzer olayları yaşadık.

Vatandaşlarımızın birçoğunun hayvanlarıyla ilgili ahır sorunu var, onların düşüncelerine dikkat ederek ahırlarına kavuşmasını da temin edelim dedik. Arıcılık noktasında da arı kovanlarını da süratle temin edelim dedik.

Bölgede enerji, su gibi sıkıntıları da süratle gidermek üzere çalışmalarımızı yaptık, yapıyoruz. Bartın, Sinop, Kastamonu'da moloz, balçık kaldırma çalışmalarının tamamlanmasıyla riskli bölgelerin boşaltılmasını sağlayacağız.

İlla her şey bakanlık olursa çözülecek değil. Bu işle ilgilenen gerek tarımla ilgili, gerek İçişleri Bakanlığımız benzer orada idari yapılanmalar var. AFAD bunlardan bir tanesi. Böyle bir şey olduğu zaman AFAD zaten devreye giriyor.

ORMAN YANGINLARI

Almanya'nın batısında geçen ay yaşanan sel felaketinde 186 kişi hayatını kaybetti. Temmuzda İtalya, İsviçre, Rusya, Bulgaristan, İran'da da sel baskınları meydana geldi. Son olarak Japonya'da da benzer olaylar yaşanıyor. Bütün bu seller dünyada zarara neden oldu. Yaşanılan çevreye uygun yapılaşmaya gitmemiz gerekiyor.

Geçmişteki iyi örneklerden, doğru mimariden faydalanarak yeni bir yapılaşma modeli geliştirmemiz gerekiyor.

Meteoroloji tahminlerde bulunuyor. Bu tahminler bazen isabet ediyor, bazen etmeyebiliyor. Birçok meteoroloji haberlerini zamanında alabiliyoruz diyebilirim. Buna karşı tedbirler noktasında da şu anda bakanlığımızın ve kurumlarımızın ciddi tedbirleri var.

Termik santralinde bazı ihmaller olmuş olsaydı orada çok büyük bir felaket yaşanabilirdi. Ama orada biz her türlü tedbiri aldık, her türlü çalışmayı yürüttük. Çevredeki vatandaşlarımızın bile destekleriyle santralden oradaki ağaçlardan arındırmayı temin ederek bu 2-3 santrali de yanmaktan, patlamaktan kurtararak oradaki enerji noktasında çalışmalarını durdurmadık ve devam ettirdik.

Hatalarımız olmuş olabilir, 'Şunu yapmasaydık daha iyi olurdu' diyebileceğimiz şeyler olabilir. Ama bazı şeyler insanoğlunun gücünün üstündedir.

DEZENFORMASYONLA MÜCADELE

Bu olay yalan terörünün bir uygulamasıdır. Yalan terörünün mimarı Türkiye'de 'Bay Kemal'dir. Antalya'da belediye başkanlığı CHP'de, Muğla'da, İzmir'de CHP'de. Bütün buralarda acaba sizin karadan bu işlere müdahalelerde nerede itfaiyeleriniz? Hepsinde de biz devlet olarak bu işlere müdahale ettik. Helikopterlerle, uçaklarla müdahale ettik ve bunları yaparken de kalkıp kimseyi suçlamadık. DSİ bütün imkanlarıyla seferber oldu.

Sen sel afetinde ne yaptın? Bunu ortaya koy. Biz şu anda bu gayretle bütün ekibimle, benim 6 tane bakanım gece, gündüz demeden sürekli bu bölgelerde görevli olarak bulundular.

Yalan ve iftira konusu bizim siyasi hayatımızın her döneminde mücadele ettiğimiz bir sorun. Kimle? Bay Kemal'le. Birlik ve beraberliğimizi en çok güçlendirmemiz gereken tabii afetlerde bile bunlar yalan ve iftira çarkını işletmekten geri durmuyor. Sellerde HES yıkılması diyorlar. Baraj dediğin olay borularla suyun nakledilmesi olay olur mu?

Yorumlar (0)
16°
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Vakalar sıfırlanmasa da, okulların Eylül'de açılmasını istiyor musunuz?
Namaz Vakti 21 Eylül 2021
İmsak 04:06
Güneş 05:48
Öğle 13:06
İkindi 16:59
Akşam 20:14
Yatsı 21:49