Eskişehir Valiliği tarafından açık alanlarda yapılması düşünülen her türlü yürüyüş, oturma eylemi, stant, çadır kurma, afiş, pankart asma, konser, şenlik ve festival gibi etkinliklerin 15 gün süreyle yasaklama getirilmesinin nedeni belli oldu.

Eskişehir Valiliği'nin, jandarma bölgesi dahil olmak üzere kentte, resmi kurumların yapacağı programlar dışındaki tüm etkinliklerin 15 gün süreyle yasaklanması kararının nedeninin olası terör saldırıları olduğu öne sürüldü.

ANADOLU FEST FESTİVALİ İPTAL EDİLDİ

Valiliğin almış olduğu açık alanlarda yapılacak etkinliklerin 15 gün süre ile yasaklanması kararı ile Eskişehir’de 12-15 Mayıs tarihleri arasında yapılması planlanan şehrin en büyük festivali olan Anadolu Fest festivali de iptal edilmişti.

Yasaklama kararı siyaset, sanat camiası, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar tarafından tepkiyle karşılanırken Anadolu Fest yetkilieri yasağı yargıya taşımıştı.

Eskişehir 1. İdare Mahkemesi dün akşam saatlerinde yürütmeyi durdurma kararının reddine karar verdiğini açıklamıştı.


FESTİVAL HAZİRAN AYINA ERTELENDİ

Anadolu Fest organizasyon yetkilileri mahkemeden olumlu yanıt çıkacağı umudu ile festivalin yapılacağı Aşağı Söğütönü Mahallesi’ndeki festival alanında gerekli düzenlemeleri yapmaya ve festival sahnesini kurmaya çalıştıkları sırada mahkemeden red kararı çıktı.

Festival yetkilileri bölgedeki çalışmaları durdurarak, kurdukları sahneyi söktüler. Festival yetkilileri Anadolu Fest festivalini 9-12 Haziran tarihlerinde yapacaklarını açıkladılar.

YASAĞIN NEDENİ: OLASI TERÖR SALDIRISI

Eskişehir Valiliğinin aldığı 15 günlük açık alanlardaki etkinlik yasağının nedeni de belli oldu. Eskişehir 1. İdare Mahkemesi’ne valilik avukatlarının verdiği savunmada yasaklamanın olsaı terör örgütü saldırı olduğu öne sürüldü. Valilik avukatlarını yaptığı savunmada şu ifadelere yer verildi:

*DEAŞ, PKK/KCK ve diğer terör örgütlerinin son zamanlarda ülkemiz genelinde ses getirecek eylem hazırlığı içerisinde bulundukları, Anadolu Fest müzik festivalinin yapılacağı Mola Tesisleri'nin yerleşim yerlerine yakın olması, kamu güvenliği açısından tehdit oluşturabilecek bir çok grubun giriş ve çıkışının denetlenemeyeceği bir bölge olması, benzer etkinlikler planlanırken gelişigüzel yer seçimi yapılması, gerekli izinlerin son günlere bırakılması, daha önceki yıllarda yapılan etkinliklerde mevzuat kapsamında suç sayılan birçok fiilin tespit edilmiş olması huhusları göz önünde bulundurulmadan etkinlik planlandığı, ayrıca DAEŞ terör örgütü ile ilgili istihbari bilgi bulunduğu 20 Nisan 2022 tarihinde Bursa’da yapılan saldırıyı üstlenen şahısların halen yakalanmadığı göz önünde bulundurulduğundan düzenlenmek istenen etkinliğin risk taşıdığı, yine izin için festival tarihine 3 gün kala Kaymakamlığa başvuru yapılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması için yetersiz bir süre olduğu ileri sürülerek yürütmenin durdurulması istemi ile ilgili davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

“KAMU GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN TEHDİDİ ANLAMIŞ DEĞİLİM”

Anadolu Fest festivalinin avukatı Hüseyin Akçar, festival alanında açıklamalarda bulundu. Üzücü bir dönemden geçtiklerini ve geçmeye devam ettiklerini ifade eden Akçar, tüm Türkiye’nin şaşkın bir durumda bu olayı takip ettiğini söyledi.


Akçar, söyle konuştu:

* Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı verilen kararı şaşkınlıkla bir hukukçu olarak karşılıyorum. Sayın Valinin yasaklama kararında dayanmış olduğu İl İdare Kanunu'nun 11. ve devamındaki maddelerde toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununun 17 ve 19. Maddelerinde belirtilen kamu güvenliğine ilişkin tehdidi anlamış değilim.

*Valilik avukatlarının ve değerli iktidar partisinin temsilcisi olan avukatların anlatımları ve paylaşımlarını da anlamış değilim.

*Olayı farklı noktaya çektiklerini biliyorum ve çekmeye de devam edecekler. Dün itibarı ile Eskişehir 1. İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı red oldu.

*Hukuka saygımız sonsuz, hukukun üstünlüğüne inancımız sonsuz. Bunun üzerine hemen şirket yetkilileri, Anadolu Fest organizasyonunun temsilcileri bir toplantı gerçekleştirdiler ve bu toplantı sonrasında festivali ileri bir tarihe erteleme kararı aldılar.

*Şuanda planlanan tarih 9-12 Haziran. Planlanan tarih diyoruz, belki de o güne dair Sayın Vali yine kamu güvenliğinin tehdit unsuru taşıyan bir terör örgütü saldırısının haberini bizimle paylaşır.

*Paylaşır diyorum çünkü ısmarlama bir karar olduğunu yine altını çize çize söylüyorum.

“GÜVENLİ YER GÖSTERİLSİN, FESTİVAL ORADA YAPILSIN”

Valilik çatısı altındaki kolluk kuvvetlerinin, bağlı olduğu kamu güvenliğini, esenliğini sağlamakla görevli yetkili amirler olduğunu ve şu anda bugün itibarı ile Eskişehir'de, nasıl bir kamu güvenliğinin tehdit unsuru olayı olup olmadığı ile ilgili kamuoyuna valinin açıklama yapması zorunluluğunun doğduğunu ifade eden Akçar şunları söyledi:

*Eskişehir 1. İdare Mahkemesi'nin kararında valiliğin avukatının özetinde, ‘DEAŞ, PKK/KCK ve diğer terör örgütlerinin son zamanlarda ülkemiz genelinde ses getirecek eylem hazırlığı içerisinde bulundukları, Anadolu Fest müzik festivalinin yapılacağı Mola Tesisleri'nin yerleşim yerlerine yakın olması, kamu güvenliği açısından tehdit oluşturabilecek bir çok grubun giriş ve çıkışının denetlenemeyeceği bir bölge olması, benzer etkinlikler planlanırken gelişigüzel yer seçimi yapılması' gibi soyut ifadelerinin kullanılmasının da altının doldurulması gerekir.

*Acaba Sayın Vali hangi yerde yapılırsa izin verecek? Onun cevabını belki Anadolu Fest yetkilileri ile paylaşabilir.

*O zaman o yerde yapılırsa kamu güvenliğinin sağlanmasından sorumlu olacak mıdır? Mola Tesisleri'nin etrafındaki bölgenin kamu güvenliğini sağlayamayacağını mı söylüyor?

*Kaldı ki bu bölge içerisinde alanın açık olması, giriş-çıkışın daha denetlenebilir olması anlamında birden fazla festival yapılmıştır.

*Bu denenmiş ve denenmesi sonrasında da herhangi bir sorun ortaya çıkmamıştır.

“BURSA’DAKİ SALDIRINI FAİLLERİ YAKALANMADIĞI İÇİN FESTİVAL İPTAL EDİLDİ”

*Ahhh keşke Eskişehir 1 Bölge İdare Mahkemesi değerli heyeti alanda, alanı görerek (böyle bir yetkisinin olduğunu düşünüyorum) bir karar verme yoluna gitseydi sanki daha hukukun üstünlüğüne bağlı bir karar olacaktı diye düşünüyorum.

Gözden kaçırmayın

Kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğuyor! Çalışan milyonlara müjde! Süre sınırı var, hemen başvuran... Kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğuyor! Çalışan milyonlara müjde! Süre sınırı var, hemen başvuran...

*Valilik avukatlarının savunmasında şöyle de bir dayanak var; ‘20 Nisan 2022 tarihinde Bursa'da yapılan saldırıyı üstlenen şahısların halen yakalanmadığı göz önünde bulundurulduğundan' bunun sorumlusu niye biz oluyoruz?

*Bunun sorumlusu Türkiye Cumhuriyetinin değerli emniyet güçleridir. Yakalanmamasının da sebebini de onlara bağlamıyoruz.

*Fakat bu yakalanmama olayı olduğu için bizim festivalimizin ya da başka sanatsal etkinliklerin ortadan kalkacağı anlamı da taşımıyor.

“KARAR HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE AYKIRI”

Savunma ve o savunmaya dayalı olarak yürütmenin durdurulması isteminin reddi ile karşı karşıya kaldıklarını ve hukukun üstünlüğüne güvendiklerini belirten Akçar şöyle konuştu:

* Biz mücadelemize devam edeceğiz. Yasaklama kararı başlığı altında valiliğin böyle bir karar vermesi zaten başlı başına hukukun üstünlüğüne, idare hukukun temel prensiplerine aykırıdır.

* Valinin elinde tutmuş olduğu takdir yetkisini, kişilerin özel hayatına sirayet ettirecek dereceye taşımasıdır.

* Bugün 12 Mayıs, festival başlamış olsaydı belki yine burada olacaktım. Yine buradayım. Şu anda hiçbir şey yok. Dışarıda sadece bir tek minibüs var. Eğer burada gerçekten ciddi bir tehdit var ise o minibüs mü acaba burayı koruyacak? Kafamda çok farklı sorular var. İçimde çok daha farklı hukuka dayalı sorular var.

* Sadece ve sadece dayanak oluşturulmasına yönelik oluşturulan İl İdare Kanunu'nun ve toplantı, gösteri yürüyüşleri kanunun da bu olaya direkt ama direkt cevap vermediğini düşünüyorum. Umarım Eskişehir bundan sonra böyle kararlarla anılmaz.

* Şu anda tüm Türkiye, Eskişehir Valisinin ve destekçilerinin bunu da özellikle belirtmeliyim çünkü sosyal medyada dolaşan o videolar, fotoğraflar gerçekten üzücü. İnsanların alkol kullanıyor olması, kullanmıyor olması, üzerindeki tişörtün rengi, saçının renginin sergilenmemesi ve yahut da saçının renginin sorgulanmadığı bir ülke taahhüt ediyoruz.

* Bizim Anayasamızın temel maddelerinde bu vardır. Anayasamız der ki, ‘herkes dil, din, ırk, cinsiyet farkı gözetilmeksizin eşittir’ der. Başlı başına valinin vermiş olduğu bu karar, Anayasanın ilgili amir hükümlerine de aykırılık teşkil etmektedir.