Diyarbakır'ın Kulp İlçesinde amcasının kızı olan eşini işkence ederek öldürüp jandarmaya teslim olan Orhan Ç.’nin yargılandığı davanın karar duruşması yapıldı.

Son sözü sorulan sanık, eşiyle 13 yıllık evli olduklarını ve bu evlilikten iki çocukları olduğunu belirterek, “Karımın başkalarıyla ilişkisi olduğunu düşünüyordum. Hatta boşanabileceğimizi söyledim. O da beni aldatmadığını ve kesinlikle boşanmak istemediğini söyledi. Eşimin dudak ve kollarında diş izleri gördüm. Başkalarıyla ilişkisi olabileceğinden şüphelendim. İki kişinin eşime tecavüz ettiğini gördüm, adamlar kaçtı. Bağırmasın diye önce ağzını bantladım. Sonra vücudunda cinsel ilişkiye ait olduğunu düşündüğüm izleri tükenmez kalemle işaretledim. Başına cop gibi sivri cisimle vurdum. Çabuk ölsün diye kafasını beton zemine vurdum. Ölüp ölmediğini anlayamadım, kendimi kaybetmiştim. Şerefim, itibarım zarar gördü. Çocukların da benden olmadığını düşünüyorum” dedi.

 KIZ KARDEŞİM ŞİDDET YÜZÜNDEN İHTİHARA TEŞEBBÜS ETTİ

Ölen kadının annesi Perişan Ç., damadının kızına sürekli işkence ettiğini, öldükten sonra da iftira attığı için şikayetçi olduğunu söyledi.

Ağabeyi Efendi Ç., ise, kız kardeşinin eşinden gördüğü şiddet nedeniyle intihara teşebbüs ettiğini, ancak buna rağmen çocukları var diye boşanmak istemeyip bu işkenceye katlandığını söyledi.

İLK RAPOR 


Olay sonrası Dicle Üniversitesi psikiyatri bölümünden alınan bir raporda akıl ve ruh sağlığının yerinde olmadığı bildirilmişti.

Mahkeme sanığı İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesine sevk edince akıl sağlığının yerinde olduğu bildirildi.

RAPORLARIN TÜMÜNDE AKIL SAĞLIĞI YERİNDE ÇIKTI

Sanık ve avukatının itirazı üzerine bu kez Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna sevk edilen sanığa ikinci kez akıl ve ruh sağlığının yerinde olduğu raporu verildi.

Son olarak İstanbul Adli Tıp 1. Üst Kurulundan da alınan üçüncü raporda da sanığın işlediği suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu bildirildi.

 TÜM VÜCUDUNU KOLİ BANDIYLA SARMIŞ

Otopsi raporunda, kadının öldürülmeden önce el ve ayakları ile tüm vücudunun koli bandıyla bantlanıp hareketsiz bırakıldığı, ardından yardım çığlığında bulunabileceği için sesinin duyulmaması amacıyla ağız ve burnunun da bantlandığı kaydedildi.

Bu haldeyken elbiselerinin çıkarılarak vajinal bölgesine sokulan demir çubukla meydana gelen yoğun kanama ve rahim parçalanması sonucu öldüğü vurgulandı.

Raporda, kafasında ölüme neden olabilecek travmatik bulguya rastlanmadığı, kesin ölüm nedeninin genital bölgeye sokulan demir cisimden kaynaklandığı vurgulandı.

MAHKEME: TOPLUM VİCDANINI SIZLATAN BİR CİNAYETTİR

Mahkeme, sanığın eşini öldürürken kullandığı canice yöntemlerin toplum vicdanını sızlattığını, öldürme amacına ulaşırken de uyguladığı yöntemlerin orantısız, vahşi, gereksiz eğilim sergileyen psikolojik güdüyle işlediğinin altını çizdi.

Mahkeme, sanığın eşini hemen öldürebilecek bir imkâna sahip olmasına rağmen eşinin ölümüne neden olacak şekilde vajinasına demir çubuk sokarak, burnunu ise yüzünün içine kaçacak şekilde bantlayıp nefessiz bırakarak acı çektiren davranışlarla üstelik evde çocukları olmasına rağmen eşini eziyet çektirerek öldürdüğü tüm delillerle sabit olup akıl sağlığı da yerinde olduğunu belirtti.

ALDATMA YALANIYLA TAHRİK İNDİRİMİ İSTEDİ

Mahmut Özer, özel okulda köle gibi çalıştırılan öğretmenlere sahip çıkmalıdır… Mahmut Özer, özel okulda köle gibi çalıştırılan öğretmenlere sahip çıkmalıdır…

Mahkeme, sanığın aldatma iddiasıyla tahrik indirimi almak için suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmediğini belirtti.

Sanığın eşi Naile'nin namus ve şerefini rencide edici soyut ithamlarda bulunduğu ve akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla yargılamayı uzatma girişimleri nedeniyle hakkında iyi hal indirimi yapılmasına da yer olmadığına kanaat getirdi.

Sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılarak hakkında hiçbir taktiri indirim yapılmasına yer olmadığına oy birliğiyle karar verildi.