Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tasarruf finansman sisteminde uzun süredir tartışma konusu olan organizasyon ücreti için emsal nitelikte bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, 7 Mart 2021 tarihinde yürürlüğe giren düzenlemeye işaret ederek, bu tarihten sonra kurulan sözleşmelerde cayma halinde söz konusu bedelin geri istenemeyeceğini kaydetti.
Karar, 2 Şubat 2026 tarihinde oy birliğiyle alındı. Söz konusu hüküm, 3 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanırken, özellikle 2021 sonrası tasarruf finansman sistemine giren çok sayıda tüketiciyi ilgilendiren bir içtihat niteliği taşıdı.
Dava, araç alımı için imzalanan sözleşmeyle başladı
Uyuşmazlığa konu dosyada bir tüketici, araç sahibi olmak amacıyla 31 Mayıs 2023 tarihinde Emin Evim Tasarruf Finansmanı A.Ş. ile sözleşme imzaladı. Davacı, sözleşme kurulurken kendisine yanıltıcı bilgi verildiğini, ayrıca evrakları incelemesine izin tanınmadığını ileri sürdü.
Bu kapsamda tüketici, sözleşme sırasında ödediği 38 bin TL tutarındaki organizasyon bedelinin iadesini talep etti. Dosya, Çerkezköy 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi önüne taşındı.
İlk derece mahkemesi tüketici lehine karar vermişti
Yerel mahkeme, yaptığı değerlendirmede tüketicinin cayma hakkı konusunda yeterince bilgilendirilmediği sonucuna vardı. Mahkeme ayrıca, organizasyon ücretinin iade edilmeyeceğine ilişkin sözleşme hükmünü “haksız şart” olarak nitelendirdi.
Bu değerlendirme doğrultusunda, sözleşmede geçen süre de dikkate alınarak 36 bin 205 lira 56 kuruşun tüketiciye iadesine karar verildi. Ancak bu karar, daha sonra Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz başvurusu üzerine Yargıtay incelemesine taşındı.
Yargıtay, 6361 sayılı Kanun’daki düzenlemeyi esas aldı
Dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin değerlendirmesini mevzuata aykırı buldu. Kararda, 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesi uyarınca tasarruf finansman sözleşmelerine ilişkin fesih ve iade hükümlerinin açık şekilde düzenlendiğinin altı çizildi.
Yüksek mahkeme kararında, müşterinin fesih hakkını kullanması halinde şirketin organizasyon ücreti dışındaki birikim tutarını iade etmekle yükümlü olduğu belirtildi. Aynı maddede, organizasyon ücretinin, tasarruf fon havuzunun yönetimi ile ilgili faaliyetler karşılığında alınan bedel olarak tanımlandığına işaret edildi.
7 Mart 2021 sonrası sözleşmeler için iade mümkün görülmedi
Kararda, 07.03.2021 sonrasında yapılan sözleşmeler yönünden mevzuatın açık olduğu vurgulandı. Buna göre, bu tarihten sonra imzalanan tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon ücretinin iadesinin yasal olarak mümkün olmadığı ifade edildi.
Bu nedenle Yargıtay, yerel mahkemenin organizasyon bedelinin iadesine hükmetmesini hatalı buldu. Böylece yüksek mahkeme, yasa değişikliği sonrasında imzalanan sözleşmeler bakımından uygulama sınırını netleştirmiş oldu.
Vekalet ücreti ve yargılama giderleri de kararda yer aldı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yalnızca davanın esasına ilişkin değil, yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin uygulamaları da kararında değerlendirdi. Kararda, dosyanın Tüketici Mahkemesi sıfatıyla görülmesine rağmen, Asliye Mahkemesi tarifesi üzerinden daha yüksek vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtildi.
Ayrıca davanın kısmen reddedilmiş olmasına karşın, davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de usule uygun olmadığı kaydedildi. Bu yönleriyle de yerel mahkeme kararındaki eksiklikler tek tek sıralandı.
Karar kanun yararına bozuldu
Yüksek mahkeme, tüm bu değerlendirmeler sonucunda yerel mahkeme kararının “sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına bozulmasına” karar verdi. 2 Şubat 2026 tarihli kararın oy birliğiyle alındığı bildirildi.
Söz konusu karar, özellikle 2021 sonrası dönemde tasarruf finansman şirketleriyle sözleşme imzalayan tüketiciler açısından önemli bir referans niteliği taşıyor. Kararla birlikte, cayma halinde hangi bedellerin iade kapsamına girdiği ve organizasyon ücretinin hukuki statüsünün ne olduğu yargı içtihadıyla daha net hale gelmiş oldu.