Türkiye’de eğitim sistemi, kamuoyunda en fazla tartışılan başlıklardan biri olmaya devam ediyor. Ancak eğitim politikalarına ilişkin değerlendirmelerde yalnızca günlük tartışmaların değil, uzun vadeli ve karşılaştırmalı verilerin de dikkate alınması gerektiği vurgulanıyor.
İstanbul Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Faik Tanrıkulu, Anadolu Ajansı Analiz için kaleme aldığı yazıda, Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı sonuçlarını değerlendirdi.
Tanrıkulu, eğitimdeki gelişmelerin kısa vadede değil, yıllar içinde ortaya çıktığını belirterek PISA gibi uluslararası ölçümlerin sistemin yönünü anlamak açısından önemli bir gösterge sunduğunu kaydetti.
OECD’den Türkiye için olumlu eğilim vurgusu
Değerlendirmede, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın Türkiye’ye ilişkin açıklamalarına da yer verildi.
Cormann’ın, Türkiye’nin PISA sonuçlarında son 10 yılda doğru yönde eğilim gösteren az sayıdaki ülkeden biri olduğunu belirttiği aktarıldı.
Açıklamada ayrıca, eğitim alanındaki iyileşmenin gelirler, verimlilik ve yaşam standartları üzerindeki etkisinin uzun vadede ortaya çıktığına dikkat çekildi.
Türkiye OECD ortalamasının altında ancak fark azalıyor
PISA 2022 sonuçlarına göre Türkiye, matematikte 453 puan, fen bilimlerinde 476 puan, okuma becerilerinde ise 456 puan aldı.
Aynı ölçümde OECD ortalaması matematikte 472, fen bilimlerinde 485, okuma becerilerinde ise 476 puan olarak kayıtlara geçti.
Bu tabloya göre Türkiye hâlâ OECD ortalamasının altında yer alıyor. Ancak önceki yıllarla karşılaştırıldığında Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki puan farkının önemli ölçüde azaldığı görülüyor.
Matematik ve fen alanlarında fark daraldı
Matematikte Türkiye ile OECD ülkeleri arasındaki fark 2015’te 70 puan iken, 2022’de 19 puana geriledi.
Fen bilimlerinde 2015’te 68 puan olan fark, 2022’de 9 puana kadar düştü.
Okuma becerilerinde ise farkın 2015’te 62 puandan, 2022’de 20 puana indiği belirtildi.
Sıralamalarda da yükseliş görüldü
Türkiye’nin PISA sıralamalarında da ilerleme kaydettiği ifade edildi.
Türkiye, PISA 2018 sonuçlarında matematikte 79 ülke içinde 42. sırada yer alırken, PISA 2022 sonuçlarında 81 ülke içinde 39. sıraya yükseldi.
Fen bilimlerinde 39. sıradan 34. sıraya, okuma becerilerinde ise 40. sıradan 36. sıraya çıktı.
OECD ülkeleri içinde konum iyileşti
Türkiye’nin yalnızca genel katılımcı ülkeler arasında değil, OECD ülkeleri içinde de sıralamasını iyileştirdiği kaydedildi.
Buna göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında matematikte 33. sıradan 32. sıraya, fen bilimlerinde 30. sıradan 29. sıraya, okuma becerilerinde ise 31. sıradan 30. sıraya yükseldi.
Değerlendirmede, katılımcı ülke sayısı artmasına rağmen Türkiye’nin üç alanda da sıralamasını iyileştirmesinin dikkat çekici olduğu belirtildi.
Salgın sonrası dönemde performans korundu
PISA 2022, Kovid-19 salgını sonrasında birçok ülkede öğrenme kayıplarının ve performans düşüşlerinin tartışıldığı bir dönemde uygulandı.
Bu süreçte Türkiye’nin matematikte mevcut seviyesini büyük ölçüde koruduğu, fen bilimlerinde ise performans artışı sağladığı ifade edildi.
Tanrıkulu’nun değerlendirmesinde, bu sonucun Türkiye’nin eğitim performansında kademeli bir yakınsama eğilimine işaret ettiği kaydedildi.
Temel yeterlilikte yeni hedef öne çıkıyor
Değerlendirmede, olumlu verilerin eğitim sistemindeki tüm sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmediği de vurgulandı.
OECD Skills Summit 2026 kapsamında yapılan sunumlara göre Türkiye, son 20 yılda düşük performans gösteren öğrenci oranını azaltabilen ülkeler arasında yer alıyor.
Buna karşın, Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin yaklaşık yüzde 40’ının PISA temel yeterlilik eşiği olan Seviye 2’nin altında bulunduğu belirtildi.
Üst düzey beceri oranı artırılmalı
OECD verilerine göre Türkiye’de matematikte öğrencilerin yüzde 61’i asgari yeterlilik düzeyi kabul edilen Seviye 2’ye ulaşabiliyor. Bu oran OECD ortalamasında yüzde 69 seviyesinde bulunuyor.
Üst performans grubu olarak kabul edilen Seviye 5 ve 6’daki öğrenci oranı ise Türkiye’de yüzde 5, OECD ortalamasında yüzde 9 olarak kaydediliyor.
Bu nedenle değerlendirmede, Türkiye’nin eğitimdeki hedefinin yalnızca OECD ortalamasını yakalamakla sınırlı kalmaması gerektiği ifade edildi.
Eğitimde uzun vadeli veri takibi öne çıkıyor
PISA sonuçları, ülkelerin 15 yaşındaki öğrencileri gerçek hayat problemlerine, eleştirel düşünmeye ve karmaşık sorunları çözmeye ne ölçüde hazırladığını gösteren uluslararası bir ölçüm olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle değerlendirmede, PISA verilerinin yalnızca bir sınav başarısı olarak değil, insan sermayesi, üretkenlik ve küresel rekabet gücü açısından stratejik bir gösterge olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Tanrıkulu, eğitimdeki mevcut iyileşmenin kalıcı ve kapsayıcı hale getirilmesi için her öğrencinin temel beceri düzeyine ulaştırılmasının önem taşıdığını kaydetti.