Kamudanhaber yazarımız Murat Kenan Erdem, gündemi analiz etmeye devam ediyor…

Bir süredir, sendika gündemini olduğu kadar bizim de gündemimizi Eğitim-Bir-Sen’de 3 dönemden fazla seçilememe kuralının kaldırılmasına yönelik tüzük kurultayı toplantısı çağrısı meşgul ediyor. Türkiye’nin en büyük ve yetkili sendikası söz konusu olunca bu konudaki yazılar okunuyor, ilgi görüyor, haber, bilgi, belge akışı oluyor… Bu saiklerle, yeni belgeler ışığında; konuyu enine boyuna bir analiz edelim istedik...

Eğitim-Bir-Sen’de 3 dönem kuralına takıldığı için tekrar şube başkanlığına aday olamayacak olan İstanbul 3 Nolu Şube Başkanı Erol Ermiş’in; 3 dönemden fazla seçilememe kuralının kaldırılması için 6 Nolu Şube Başkanı İdris Şekerci ile birlikte tüzük kurultayını toplayanlara öncülük ettiği öne sürülüyor. Oysa Eğitim-Bir-Sen Tarihini incelediğimizde iddiaların tam tersi bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Meğer; 3 dönemden fazla seçilememe kuralı kaldırılsın diye imza topladığı öne sürülen Erol Ermiş, vakti zamanında 3 dönem kuralını getirmek için imza veren tüzük tadil komisyonunun beş üyesinden birisiymiş. Sitemize buna ilişkin bir belge ulaştırıldı. Bu belgenin sendika içerisinden bize gönderilmiş olması da kavganın büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Bir zamanlar 3 dönem kuralı gelsin diye imza veren Erol Ermiş ve arkadaşları, şimdi neden bu kuralı kaldırmaya çalışanların öncüsü olsun? Bir fikir yürütelim…

Ehliyetsiz turistler polislerin önce fotoğrafını çekti sonra da rüşvet teklif etti Ehliyetsiz turistler polislerin önce fotoğrafını çekti sonra da rüşvet teklif etti

O dönemde sendikada görev almak fedakârlık istiyordu. O dönemde fedakârca çalışıp her türlü riski göze alarak çile çekenler; “Bu ağacı biz diktik. Biz büyüttük. Şimdi sendika büyüdü. Dışarıdan gelenler merkeze yerleşti. Emeğimizin meyvesini onların yemesi hak mıdır?” Diye düşünüyor olabilirler. Bu bir ihtimal…

Ya da sendikanın kitleselleşmesi sonucu; kenardan merkeze gelenlerin çekirdek kadroya (kurucu ideolojiye gönülden bağlı olanlar) mensup olanlar kadar kurucu ideolojinin değerlerini taşımadıkları, gelecekte sendikayı farklı bir yöne çekebilecekleri kaygısını da taşıyor olabilirler. Bu kaygıya da saygı duyulmalıdır. Ancak o zaman da şu soru da cevaplanmalıdır?

Bugüne kadar, kurucu değerleri taşıyan kadro mensupları bir bir tasfiye olurken; bir rakipten kurtulmanın rahatlığıyla el ovuşturmak ve durumu delege demokrasisinin bir sonucu olarak görmek bir çelişki oluşturmuyor muydu? Şimdi ki bu tavır/tutum ne kadar etik ve doğru?

Bir başka ihtimal de profesyonel sendika başkanlarının aldıkları astronomik maaşlar, benzini sendikadan otomobil, telefon, temsil harcama bütçesi vb. imkânlardan vazgeçilmek istenmemesi olabilir.

Kitleselleşmenin doğal bir sonucu olarak çekirdek kadro üzerinde oluşan sosyolojik katmanların, delege demokrasisiyle merkezi sıkıştırmaya başlamasının bir dejenerasyona neden olması kaçınılmazdır. Benzeri yapılarda da bu sorunla karşılaşılmaktadır. Mesele bu sorunun nasıl aşılacağına ilişkin izlenecek yol/yöntem meselesidir.

Uluslararası sendikalarla yapılan iş birliğinin bir sonucu olarak, kurucu ideolojide nasıl bir değişime gidildiğine ilişkin bir başka iddia da sitemize ulaşmış durumda…

Sendikadaki kitleselleşmeye bağlı katmanlaşmanın bir sonucu olarak; kimi yerlerde/bölgelerde yelpazenin farklı renklerinin baskın olması bir sorun olarak görülmese de renksizler diye tanımlayabileceğimiz geçişken kimlik taşıyan sosyolojinin olası egemenliği, sendikal kimlik açısından bir sorun teşkil etme potansiyelini beraberinde taşıyor. Siyasi anlamda net bir kimlik taşımayan ya da geçişken bir siyasi kimliğe sahip olabilen renksiz sosyolojinin, çekirdek kadrodakiler kadar etik değerlere sahip olmadıkları için; Ali Yalçın’ın ifadesiyle “bazı imkânlara” el uzatmaları endişesi de taşınıyor olabilir ki bunun cevabı: Samimi bir saha araştırmasıyla ortaya çıkacaktır. Ancak böyle bir araştırmanın yapılmasına da ihtimal vermiyoruz. Çünkü sonuçlarıyla yüzleşmek her babayiğidin harcı değildir.

Ne mi olur? İzleyip göreceğiz… Burada amacımız asla güzide bir kurum ya da kişileri yıpratmak değildir. Türkiye’nin en büyük sendikasında olan bitenler, sayıları milyonu geçen eğitimci kitlesinin doğal olarak ilgisini çekmektedir. Kamu görevi yapanların gündem olmayı da göze alması gerekmektedir. Her türlü tekzip/düzeltmeye açığız. Mesele bundan ibarettir… Sağlıcakla kalın…

YASAL UYARI: Yayınlanan haberin tüm hakları MYZ DİJİTAL MEDYA Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Kamudanhaber.Net'i Twitter'dan takip etmek için tıklayınız

Kamudanhaber.Net'i Facebook'tan takip etmek için tıklayınız

KAMUDANHABER TELEGRAM KANALI İÇİN: https://t.me/kamudanhabersitesi