University College London araştırmacıları, depresyonun kimyasal bir dengesizlikten kaynaklandığına dair ikna edici kanıt olmadığını savunuyorlar.

Araştırmaya katılan bir akademisyen, “bildiğimi sandığım her şey alt üst oldu” dedi.


Araştırmanın baş yazarı Profesör Joanna Moncrieff şunları söyledi: “Kimyasal dengesizlik teorisinin popülaritesi, antidepresan kullanımında büyük bir artışla aynı zamana denk geldi. Binlerce kişi, antidepresanların yan etkilerine maruz kaldı, ancak reçeteler artmaya devam etti. Bu durumun depresyonun kimyasal bir dengesizlikten kaynaklandığına dair yanlış inançtan kaynaklandığına inanıyoruz. Bu inancın bilime dayanmadığını kamuoyuna bildirmenin zamanı geldi.”

SEROTONİN İLE İLGİLİ OLDĞUNA DAİR KANIT YOK
Molecular Psychiatry dergisinde yayınlanan UCL çalışması, 2010 yılına dayanan ve önceki 17 incelemeyi analiz etti. Çalışma, SSRI’ların çalışmadığını kanıtlamadığını ancak ilaçların anormal derecede düşük serotonin seviyelerini sabitleyerek depresyonu tedavi etmediğini de öne sürüyor.

Profesör Moncrieff, “On yıllar boyunca yürütülen çok sayıda araştırmadan sonra, depresyonun serotonin anormalliklerinden, özellikle daha düşük seviyelerde veya serotonin aktivitesinin azalmasından kaynaklandığına dair ikna edici bir kanıt olmadığını güvenle söyleyebiliriz.”

ETKİLERİ YOK AMA KULLANIMLARI ARTIYOR
Rakamlara göre altı İngiliz yetişkinden biri ve Amerikalıların yaklaşık yüzde 13’ü antidepresan kullanıyor.

İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi verileri, 2021/22’de bir önceki yıla göre yüzde 6 daha fazla olan 8,3 milyon hasta ile İngiltere’de verilen reçetelerde bir artış olduğunu gösteriyor.

İlaçlardan en yaygın olanları ise Prozac, Cipramil ve Lustral gibi SSRI’lar. Daha az yan etkiye neden oldukları için diğer antidepresan türlerine tercih edilirler. Yine de kaygı, ishal, baş dönmesi ve bulanık görme gibi yan etkilere neden olurlar.