Türkiye’de son yıllarda hızlanan hekim göçünün ardından hastanelerde oluşan uzman hekim açığının derinleştiği bildirildi.
Genel Sağlık-İş Sendikası Başkanı Dr. Derya Uğur, beyin göçü nedeniyle hastanelerde ciddi bir uzman açığı oluştuğunu belirtti. Uğur, Sağlık Bakanlığının bu açığı kapatmak için deneyimi sınırlı pratisyen hekimleri uzman kadrolarına yerleştirdiğini ve bu uygulamanın halk sağlığını tehlikeye atan bir tablo ortaya çıkardığını söyledi.
Üniversite hastanelerine DHY ile pratisyen hekim ataması
Dr. Uğur, üniversite hastanelerindeki uzman ihtiyacının Devlet Hizmet Yükümlülüğü (DHY) kapsamında yapılan pratisyen hekim atamalarıyla karşılanmaya çalışıldığını ifade etti.
Uğur, Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Araştırma ve Uygulama Merkezine atanan 4 pratisyen hekimin, mesleki eğitimleriyle uyumlu olmayan, uzmanlık gerektiren servislerde görevlendirildiğini aktararak şu bilgileri verdi:
-
Pratisyen hekimler, onkoloji gibi ağır ve karmaşık tedavi süreçleri gerektiren bölümlerde görevlendirildi.
-
Çocuk sağlığı ve hastalıkları gibi kritik alanlarda da uzmanlık eğitimi almamış hekimler nöbet tuttu.
Uğur, uzmanlığı bulunmayan pratisyen hekimlerin bu tür kritik birimlerde çalıştırılmasının hem hasta sağlığını ciddi düzeyde riske attığını hem de hekimleri ağır mesleki sorumluluklarla baş başa bıraktığını vurguladı.
‘Asistan’ imzası, ‘diğer personel’ statüsü: Çifte baskı ve düşük ödeme
Genel Sağlık-İş Başkanı, uzman kadrosunda fiilen çalıştırılan pratisyen hekimlerin e-imzalarında “asistan hekim” unvanıyla tanımlandığını da belirtti. Buna karşın bu hekimlere “diğer personel” statüsünün uygulandığını aktaran Uğur, bunun ücret politikasına doğrudan yansıdığını söyledi.
Dr. Uğur, söz konusu statü nedeniyle:
-
Bu hekimlere düşük taban ödeme yapıldığını,
-
Teşvik ek ödemesi verilmediğini,
-
Böylece uzmanlık gerektiren alanlarda görev yapan pratisyen hekimlerin emeğinin açıkça sömürüldüğünü iddia etti.
Uğur, hem mesleki risk alanında hem de mali haklar bakımından “çifte baskı” oluştuğunu, pratisyen hekimlerin ağır sorumluluk üstlenirken buna karşılık hak ettikleri ücretleri alamadıklarını savundu.
Zorlu çalışma koşulları genç hekimleri uzmanlık eğitiminden uzaklaştırdı
Dr. Derya Uğur, sağlık hizmetlerinde uzun süredir devam eden zorlu ve güvencesiz çalışma koşullarının, hekimlerin emeğini değersizleştirdiğini ve özellikle genç hekimleri ihtisas yapmaktan uzaklaştırdığını ifade etti.
Uğur, bu durumun:
-
Uzman hekim sayısının azalmasına,
-
Genç hekimlerin yurt dışına yönelmesine,
-
Türkiye’deki sağlık kurumlarında uzmanlık alanlarının giderek boşalmasına yol açtığını belirtti.
Bu sürecin, halk sağlığını doğrudan tehdit eden bir noktaya geldiği ve sağlık hizmetlerinin niteliğinde gerilemeye neden olduğu dile getirildi.
Dr. Uğur, hekimlerin yurt dışına gitmesiyle ortaya çıkan boşluğun plansız ve geçici çözümlerle doldurulmaya çalışıldığını, bunun da hem çalışanlar hem de hastalar açısından kalıcı riskler doğurduğunu savundu.
Uğur, “Sağlık sistemi artık parası olanın sağlık hizmetine erişebildiği bir düzene dönüşmüş durumda” ifadesini kullanarak, gelir durumu düşük olan kesimlerin nitelikli sağlık hizmetine erişiminin giderek zorlaştığını öne sürdü.
Uzmanlık gerektiren alanlarda süreklilik sorunu
Sendika, pratisyen hekimlerin uzmanlık gerektiren birimlerde görevlendirilmesinin, süreklilik ve eğitim boyutunda da sorun yarattığını bildirdi. Uzmanlık eğitimi almamış hekimlerin bu servislerde kalıcı bir uzman kadrosu oluşturamadığı, sık görev yeri değişiklikleri nedeniyle hizmetin sürdürülebilirliğinin zedelendiği ifade edildi.
Uzmanlık alanlarında, özellikle:
-
Onkoloji,
-
Çocuk sağlığı ve hastalıkları,
-
Diğer yüksek riskli klinik branşlarda,
eğitimli, deneyimli ve liyakate dayalı bir kadro ihtiyacının “geçici atamalarla” karşılanmaya çalışıldığı iddia edildi.
Halk sağlığı ve hekim güvenliği için düzenleme çağrısı
Genel Sağlık-İş, uzman açığını pratisyen hekimleri kritik birimlere kaydırarak kapatma girişimlerinin son bulmasını, hekim göçünü durdurmaya ve uzmanlık eğitimini teşvik etmeye yönelik kalıcı adımlar atılmasını talep etti.
Sendika, sağlık çalışanlarının güvenceli çalışma koşulları, adil ücret politikası ve mesleki saygınlığın korunması gibi temel konularda iyileştirme yapılmadığı sürece, beyin göçünün süreceği ve uzman açığının daha da büyüyeceği uyarısında bulundu.