İstanbul başta olmak üzere büyükşehirlerde trafik yoğunluğu azalmıyor. Peş peşe gelen zamlar bile insanları araçlarını kullanmaktan alıkoymuyor. Aksine trafiğe yeni araçlar ekleniyor. Pahalılığa rağmen neden trafik azalmıyor?

Benzinin litresi yapılan son zam ile İstanbul'da 23 lira 86 kuruş oldu.

Oysa 1 Ocak 2021'de benzinin litresi 7,30 liraydı.

Peş peşe gelen ve halen süren zamlar ilk günlerde araç sahiplerinde bir tereddüte yol açtı.

Başta İstanbul olmak üzere kimi büyükşehirlerde trafikte gözle görülür rahatlamalar yaşandı.

Ancak bu rahatlama özellikle İstanbul'da kısa sürdü.

Megakentte geçmişi aratmayan trafik yoğunluğu artık neredeyse günün her saati görülüyor.  

Öyle ki bu yoğunluk trafiğe çıkanlar arasında "Demek ki çok insanda para sorunu yok ki benzin fiyatlarına aldırmıyorlar" şeklinde yorumlara neden oluyor.

28 Mart 2022 tarihli haberlerde yer verilen Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de yaşanan yoğunluğun nedenleriyle ilgili fikir veriyor.

TÜİK'in son verilerine bakıldığında haberin yapıldığı tarihe kadar olan son bir yıllık süreçte İstanbul trafiğine 247 bin 415 yeni araç eklendi.

İstanbul'daki araç sayısı mart ayı itibariyle 4 milyon 688 bin 22'ye yükseldi.

Yani pandemi sürecinde İstanbul'da araç alımlarını azaltmadığı gibi tersine toplu ulaşımdan sakınılması yeni otomobil alımlarını tetikledi.


"Pahalılık olsa bile insanlar özel araçlarını kullanmaktan vazgeçmiyor"

Önerge Komisyon'u en düşük emekli maaşının 3500 TL olmasını kabul etti Önerge Komisyon'u en düşük emekli maaşının 3500 TL olmasını kabul etti

Peki onca zamma karşılık başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerde beklenen trafikte rahatlama neden yaşanmıyor?

Bu soruyu ilk olarak kamuoyunda trafik uzmanı olarak da bilinen Ulaştırma Mühendisi Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı'ya sorduk.

Ilıcalı ile konuştuğumuzda kendisi trafiğin içindeydi. Ilıcalı, trafiğin azalmamasının ilk nedeni olarak benzin fiyatındaki artışın birçok özel araç sahibinin giderlerinde kayda değer bir durum arz etmemesi ve bu nedenle kullanmaya devam etmelerine bağladı.

Artan nüfusla birlikte araç sahipliğinde de kayda değer bir artışın yaşandığına dikkati çeken Ilıcalı, "Özel araçların içinde en çok iki yolcu oluyor. Çok insan tek seyahat ediyor. Pahalılık olsa bile insanlar özel aracını kullanmaktan vazgeçmiyor" dedi.

Türkiye'deki özel araçların beşte biri İstanbul'da

Toplu ulaşıma ilginin arttığını aktaran Ilıcalı, "Pandemi öncesinde İstanbul'da toplu ulaşım kullananların sayısı 7 milyondu. Bir aydır bu sayı yine yakalandı. TÜİK verilerine göre İstanbul'da özel araç sayısı da arttı. Türkiye'deki özel araçların beşte biri İstanbul'da. Sürekli dışarıdan iş veya seyahat amacıyla gelenler de oluyor. Sonuçta dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri" şeklinde konuştu.

Trafiği rahatlatmak için neler yapılabilir?

Yolların artık bu trafiği kaldırmadığını kaydeden Prof. Ilıcalı, "Trafikte hız, 10 kilometrenin de altına düşerse iyice katlanılamaz bir durum olur" diyerek trafiği rahatlamak için kısa ve orta vadeli önerilerini sıraladı:

Kısa vadede yollarda özel otobüs şeritleri yapılmalı. Taksileri ve içinde üçten fazla yolcu olan özel araçları da kapsayacak özel şeritler kısa vadede yapılarak, sinyalize kavşaklar akıllandırmalı. Deniz ulaşımının payı acilen artırılmalı. Orta ve uzun vadede de mutlaka metro ve raylı sistem yapımına yüklenmeli. Çünkü durum her geçen gün kötüye gidiyor.

"İstanbul'da hem trafik hem de ulaşım sorunu var"

İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe ise İstanbul'da ciddi bir ulaşım ve bundan kaynaklı büyük bir trafik problemi olduğunu kaydetti.

"Batı'daki büyük şehirlerde trafik problemi olsa bile ulaşım sorunu olmayabiliyor" diyen Gökçe, "Farkı şu: Bir şehirde trafik olsa bile bir kişi toplu ulaşımı kullanarak şehrin istediği bir noktasına belirli bir süre içinde varabilir. Buna uygun bir toplu taşıma, metro ağı vardır. İstanbul benzeri bir gelişmiş yabancı şehirde ortalama metro ağı 600-700 km'yi bulurken bizde ise raylı sistemlerin toplamı 200 km civarında" değerlendirmesinde bulundu. 

"Maddi durumu iyi olan insan da çok"

İstanbul'un nüfusunun çok kalabalık olduğunu hatırlatan Gökçe, "20 milyonluk bir şehirde dar gelirli insan kadar maddi durumu iyi olan insan da çok. Onlar araçlarını kullanmaya devam ediyor" dedi ve şunu da sözlerine ekledi:

İstanbul'da çalışılan yer ile oturulan yer ya da ev ile hastane arasında büyük mesafeler olabiliyor, bağlantı bulunmayabiliyor. Örneğin kent merkezindeki hastaneler, şehir hastanesi adı altında uzak noktalara taşındı.  Oraya toplu ulaşım da yoksa insanlar nasıl gidecekler.  Araçları varsa onları kullanacaklar.

"İnsanlar zamlara karşı bağışıklık kazandı, alışkanlıklarını sürdürüyorlar"

Tüketici Birliği Federasyonu Başkanı Avukat Bülent Deniz de önceki gün yapılan benzin zammının ardından insanların öncekiler gibi istasyonlara akın etmediğini anımsattı.

Deniz, "Enflasyonist ortamda bir süre sonra insanlar durumu kanıksıyor ve bağışıklık kazanıp alışkanlıklarını sürdürüyor" yorumunu yaptı.

"Toplu taşımanın ucuz olmaması da dezavantaj"

Deniz, bunun yanında özellikle İstanbul'da toplu taşımanın da ucuz olmadığını aktararak, "4 kişilik bir aile, toplu taşımayla bir yere gitmeye kalksa maliyeti neredeyse araçla gideceği maliyete varıyor. Bundan dolayı insanlar aracını kullanıyor. Sonuçta bir daha inip binmiyorlar, daha az yoruluyorlar" diye konuştu.

"Gün içinde kimi saatlerde trafik yoğunluğu yüzde 84'e ulaşıyor"

İstanbul Taksiciler Odası Başkan Vekili Veli Kurt ise İstanbul nüfusunun dışarıdan gelenlerle birlikte 20 milyona ulaşabildiğini söyledi.

Araç sayısının artmasına rağmen yolların aynı kapasiteye sahip olduğunu vurgulayan Kurt, şunları kaydetti:

"Gün içinde kimi saatlerde trafik yoğunluğu yüzde 84'e ulaşıyor. İstanbul, sonuçta ticaretin merkezi. İstanbul durursa Türkiye durur. Bu hareketlilik trafiğe de yansıyor. Sonuçta çaya da sigaraya da zam üstüne zam geliyor. Çayın kilosu 75 liraya çıktı ama insanlar çay içmekten nasıl vazgeçmiyorsa aracına binmekten de vazgeçmiyor."

"Benzinin litresi 40-50 lira olsa da insanlar alışkanlıklarından vazgeçmez"

Fahri Trafik Müfettişleri Derneği Başkanı Sami Güleçyüz de benzinin litresinin 40-50 lira olması halinde bile insanların alışkanlıklarından vazgeçmeyeceğini öne sürdü.

Güleçyüz, "İlk zamlar geldikten sonra trafik az rahatlıyor ancak sonra yine aynı haline dönüyor. Toplu taşıma her yere gitmiyor. Taksi sayısı yetersiz. Pahalılıktan dolayı toplu taşıma kullanmaya başlayanlar oldu ama oranları yüzde 5'i, 10'u geçmiyor. Araç sahiplerinin yüzde 90'nı araçlarıyla işine gidip gelmeye devam ediyor" dedi.