Aşure Günü’ne kısa bir süre kala Aşure Günü ve Muharrem ayının başlangıcı pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Peki, Aşure ayı ne zaman? Aşure günü ne zaman 2022? Muharrem ayı ne zaman başlıyor? İşte detaylar…

Birliğin sembolü Aşure Günü pek çok müslüman için önemli günlerden biridir. Hicret’in miladı kabul edilen Muharrem ayı başlangıcı, pek çok ilkleri içinde barındıran İslam alemi için önemli aylardandır. Muharrem ayının 10. gününün ‘aşure’ günü olarak benimsenmiştir. Müslümanlar muharrem ayının gündüzlerinde oruç tutma ve gecelerinde manevi dünyalarını zenginleştirme konusunda duyarlılık gösterirler. Muharrem ayının onuncu gününün Müslümanlar nezdinde faziletli kabul edilmesi Allah’ın muharrem ayının onuncu günü, on peygambere on ayrı keramet ihsan ettiğine inanılmasına da dayandırılır. Bu hayırlı ayda ibedetlerini ve hayırlarını yapmak isteyenler Muharrem ayı ve Aşure gününün tarihini merak ediyor. Peki, Aşure ayı ne zaman? Aşure günü ne zaman 2022? Muharrem ayı ne zaman başlıyor? İşte detaylar…

2022 MUHARREM AYI NE ZAMAN BAŞLIYOR?

Hicri yılın ilk günü (ayı) olarak kabul edilen Muharrem ayı bu yıl 30 Temmuz Cumartesi günü başlıyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı yurtlara 1200 yönetim personeli alınacak. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı yurtlara 1200 yönetim personeli alınacak.

2022 AŞURE GÜNÜ NE ZAMAN?

Aşure Günü bu yıl 8 Ağustos 2022 tarihine denk geliyor.


MUHARREM AYININ FAZİLETİ NEDİR?

İslam tarihinde Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti, bir dönüm noktasıdır. Bu maksatla Hz. Ömer, halifeliği döneminde hicreti tarih başı kabul etmiştir. Bu tarihten itibaren İslam âleminde 1 Muharrem hicri takvimin başlangıcı olarak kutlana gelir.

Bundan başka muharrem ayı, birçok ilklerle doludur. Bunlardan birisi, muharrem ayının 10. gününün ‘aşure’ günü olarak benimsenmesi ve o günün önemine binaen Müslümanların hem ibadet ve hem de sosyal içerikli hayır-hasenat yapma bakımından büyük bir faaliyet içinde olmalarıdır. Bugüne anlam veren ve onun değerini arttıran unsurların başında, Kur’an ve sünnette değinilmiş olması gelir. Fecr suresinin ikinci ayetinde; “on geceye yemin olsun” buyrulur. Bazı Kur’an yorumcuları burada geçen ‘on gece’ ibaresini muharrem ayının aşure günü’ne kadar geçen zaman dilimi (1-10) olarak yorumlamışlardır. (Bkz. İbn Kesîr, Tefsir, (tahk. M. Ali Sabuni), Beyrut 1981, III, s. 635–36.)

Görüldüğü gibi bu ayet, on geceye yeminle başlamaktadır. Eğer Kur’an’da Yüce Allah bir şeye yeminle başlıyorsa, bahsedilen konunun kadri kıymetinin büyük oluşuna dikkat çekilmek suretiyle bizden uyanık olmamız ve işaret edilen konunun gereğini yapmamız istenir. Bundan dolayı dünya Müslümanları muharrem ayının gündüzlerinde oruç tutma ve gecelerinde manevi dünyalarını zenginleştirme konusunda duyarlılık gösterirler. Bununla da yetinmezler, sosyal nafilelere daha çok ağırlık verirler. Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir gereği olarak on çeşit nebatattan/üründen oluşan aşure tatlısı yaparak yoksullara ve komşulara dağıtırlar.


Hiç şüphesiz karşılıksız ve sırf Allah’ı razı etmek adına hasbi olarak yapılan bu ikramlar, insanlar arası ilişkilerin güçlenmesine, hoşgörü kültürünün yaygınlaştırılmasına, yardımlaşma duygularının yaşatılmasına ve sevginin büyütülmesine katkıda bulunur.

Ayrıca, sembolik anlamda aşurenin manası, çoklukta birlik düşüncesinin yaşatılmasıdır. “Hakikat birdir; ona giden yollar çoktur” fehvasınca, İslam’ın temel ilkelerini benimsemek şartıyla bu dinin farklı yorum biçimlerini benimseyen Müslümanların bu durumu, tam da aşure tatlısını yansıtmaktadır. Nasıl ki, farklı tat, renk ve kokulardan oluşan ürünler bir araya getirilip ortaya güzel bir tatlı türü çıkıyorsa, aynı şekilde, İslam’ın farklı yorum biçimlerini benimseyen Müslümanlar da birlik kalıbı içinde aynı güzelliği gerçekleştirmiş oluyorlar.


Diğer taraftan muharrem ayının onuncu gününün Müslümanlar nezdinde faziletli kabul edilmesi Allah’ın muharrem ayının onuncu günü, on peygambere on ayrı keramet ihsan ettiğine inanılmasına da dayandırılır. Kültürümüze yerleşen nakillere göre, insanlığın ilk atası Âdem (a.s.) ve Havva annemizin tövbesi aşure günü kabul edilmiş, insanlığın ikinci atası Nuh (a.s.)’un gemisi Cûdi dağına aşure günü demirlemiş, Hz. İbrahim peygamberin oğlu Hz. İsmail o gün doğmuş; Hz. Yusuf’a hasretinden dolayı Yakup peygamberin kapanan gözleri o gün açılmış, Hz. Yusuf zindandan o gün kurtulmuş, Eyyub (a.s.) tutulduğu hastalıktan o gün şifa bulmuş, Hz. Davud’un tövbesi o gün kabul edilmiş, Ninova bölgesine gönderilen Yunus (a.s.) balığın karnından o gün kurtulmuş, Hz. Musa’yı takip eden Firavun ve ordusu sulara o gün gömülmüş ve Hz. İsa o gün dünyaya gelmiş ve Allah katına yükseltilmiştir. (bk. Aynî, Umdetü’l-Kãri V, 347.)


AŞURE GÜNÜ İLE İLGİLİ HADİSLER

Muharrem ayının 10. günü "Aşure günü" olarak kabul edilir. Nitekim "aşure" Arapça 10 demektir.

Hz. Muhammed (s.a.v.) 10 Muharrem'de birkaç defa oruç tutmuş, müslümanlara da tutmalarını tavsiye etmiştir. İbn Abbas r.a. ise bu konuyu şöyle ifade etmiştir:

Rasulullah s.a.v. Medine'ye gelince yahudilerin Aşure günü oruç tuttuklarını gördü ve onlara

Bu tuttuğunuz oruç nedir, diye sordu. Dediler ki:

"Bu hayırlı bir gündür. Allah o günde Firavun'u ve adamlarını suda boğdu, İsrailoğulları'nı düşmanlarından kurtardı. Hz. Musa a.s. da (şükür ifadesi olarak) o gün oruç tuttu. Biz de Allah'a şükretmek için bu orucu tutuyoruz"

"Ben Musa'ya sizden daha yakınım, buyurarak o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını söyledi". (Buharî, Savm, 69, Enbiyâ, 22)

Rasulullah (s.a.v.) Ramazan orucunun farz kılınmasıyla bu orucu isteğe bırakmış, ayrıca Muharrem'in sadece 10'unda değil, yahudilerle aynı olmaması için bir gün öncesine ya da sonrasına bir günlük oruç daha eklenerek tutulmasını tavsiye etmiştir. (Buharî, Savm, 69).

DİYANET'E GÖRE MUHARREM AYINDA YAPILMASI GEREKEN İBADETLER

"Mübarek gün ve gecelerde farz, vacip hükmünde bağlayıcı özel bir ibadet şekli yoktur. Sahih kaynaklarda Muharrem ayına özel bir nafile namazın olduğuna dair herhangi bir rivayet mevcut değildir.

Mübarek gün ve gecelerde kaza namazları olanların öncelikle kaza namazlarını kılmaları uygun olur. Ayrıca Kur'an okumak ve anlamak, dinî eserlerden istifade etmek, zikir ve salavatla meşgul olmak da unutulmamalıdır.

Muharrem ayı içerisinde oruç tutmak ise, müstehabtır. Bu ayın başında, sonunda veya ortasında yani 13, 14, 15'inci günlerinde ya da 9, 10 veya 10 ve 11'inci günlerinde oruç tutulabilir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde Yahûdiler sadece Muharrem ayının 10. (âşûrâ) gününde oruç tuttuklarından, onlarınkine benzememesi için öncesine veya sonuna bir gün ilave edilerek oruç tutulmasını tavsiye etmiştir."