Güncel

Ankara’dan İran’a net mesaj: “İhtiyatlı tavrımız sınırsız değil”

İran’dan ateşlenen ve Türkiye’ye yönelen füze sayısının üçe çıkmasının ardından güvenlik kaynaklarından dikkat çeken açıklamalar geldi. Kaynaklar, Türkiye’nin savaşın tarafı olmadığını ancak milli güvenliğini korumak için gerekli tüm caydırıcı güce sahip olduğunu vurguladı.

Abone Ol

İran’dan ateşlenen ve Türkiye’ye yönelen füze sayısının üçe çıkmasının ardından güvenlik kaynaklarından dikkat çeken açıklamalar geldi. Kaynaklar, Türkiye’nin savaşın tarafı olmadığını ancak milli güvenliğini korumak için gerekli tüm caydırıcı güce sahip olduğunu vurguladı.

Füzeler hava savunma sistemleri tarafından imha edildi

Güvenlik kaynakları, son günlerde yaşanan gelişmelerin bölgesel ve küresel güvenlik dengelerinin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Türkiye’nin çatışmanın tarafı olmadığını ve krizin içine çekilmemek için ihtiyatlı bir politika izlediğini ifade eden kaynaklar, İran’dan ateşlenen ve Türkiye’ye yönelen füzelerin NATO hava savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini bildirdi.

Ayrıca İran’a, söz konusu saldırılara ilişkin sorumluların tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması konusunda net mesajların iletildiği belirtildi.

“Türkiye gerekli caydırıcı güce sahiptir”

Kaynaklar, Türkiye’nin ihtiyatlı tutumunun sınırsız bir tolerans anlamına gelmemesi gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye milli güvenliğini sağlamak için gerekli caydırıcı güce sahiptir ve gerektiğinde kendi belirlediği şekilde yaptırım niteliğindeki tedbirleri almaktan çekinmeyecektir.”

Diplomasi kanalları da açık tutuluyor

Türkiye’nin bir yandan güvenlik önlemlerini üst düzeyde sürdürürken diğer yandan gerilimin tırmanmaması için diplomasi kanallarını da aktif şekilde kullandığı ifade edildi. Bu kapsamda Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü lider diplomasisinin bölgede tansiyonun düşürülmesi açısından önemli rol oynadığı vurgulandı.

“Mezhepçilik tuzağına karşı dikkatli olunmalı”

Güvenlik kaynakları ayrıca bölgede yaşanan gerilimlerin sosyal medyada mezhep temelli tartışmalara dönüştürülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Bu tür söylemlerin Türkiye’nin huzuruna ve bölgesel istikrara zarar verebileceği belirtilerek kamuoyunda daha sorumlu ve birleştirici bir dil kullanılmasının önemine işaret edildi.