Güncel

5 önemli fayın deprem üretme zamanı yaklaştı

Deprem uzmanı Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir’de uzun süredir kırılmayan beş fay hattının deprem üretme zamanının yaklaştığını belirterek önlem çağrısı yaptı.

Abone Ol

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir’de yürütülen risk azaltma çalışmaları, bina performans analizleri ve fay hatlarının deprem potansiyelleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Sözbilir, İzmir’in 8 bin 500 yıllık yerleşim geçmişi boyunca birçok kez yıkıcı depremler yaşadığını hatırlatarak, “Kentteki aktif fay hatlarını belirledik, bu fayların geçmişte hangi büyüklükte depremler ürettiğini ve bir sonraki deprem için geçen süreleri tespit ettik.” dedi.

Beş fay hattında tehlike sinyali

Prof. Dr. Sözbilir, özellikle Seferihisar, Tuzla, Gülbahçe, Bergama ve Menemen faylarının uzun süredir deprem üretmediğine dikkat çekti.
“Bu fayların deprem üretme zamanlarının yaklaştığını görüyoruz.” diyen Sözbilir, bölgede yeni sismik hareketliliklerin izlenmesi gerektiğini vurguladı.

Buna karşın, İzmir, Yeni Foça ve Dağkızılca faylarının yakın dönemde deprem üretmesinin beklenmediğini belirtti.

“İzmir deprem master planı yenilenmeli”

Sözbilir, kentteki mevcut yapı stokunun olası bir deprem karşısında ciddi risk taşıdığını belirterek, İzmir Deprem Master Planı’nın güncellenmesi gerektiğini söyledi.
Kentte yürütülecek çalışmaların, fay haritalarının revize edilmesi, bina dayanıklılık testlerinin artırılması ve yerel yönetimlerin koordineli hareket etmesiyle hız kazanabileceğini ifade etti.

“Deprem üretmeyen faylar sessiz tehlikedir”

Uzun süredir kırılmayan fay hatlarının daha fazla enerji biriktirdiğini belirten Prof. Dr. Sözbilir, bu durumun beklenmedik büyüklükte depremler üretebileceğine dikkat çekti.
“Deprem üretmeyen faylar, aslında sessiz bir tehlikedir. Sismik sessizlik, o fayın güvenli olduğu anlamına gelmez.” dedi.

İzmir ve çevresinde öncelikli risk bölgeleri

Sözbilir’in açıklamalarına göre, özellikle Seferihisar Körfezi’nden kuzeye doğru uzanan kırık hatları, Tuzla ve Gülbahçe çevresi, Bergama havzası ve Menemen Ovası en riskli bölgeler arasında yer alıyor.
Uzmanlar, bu alanlarda yapıların zemin etüdü sonuçlarına göre yenilenmesi gerektiğini vurguluyor.

Bilimsel verilerle hazırlık çağrısı

DEÜ Deprem Araştırma Merkezi’nin, TÜBİTAK ve AFAD iş birliğiyle yürüttüğü projelerde elde edilen verilerin, İzmir’in deprem riskine karşı erken uyarı ve dayanıklılık stratejileri geliştirilmesinde kullanılacağı belirtildi.
Sözbilir, “Bilimsel veriler ışığında hareket edilirse, İzmir depreme daha dirençli bir şehir haline gelebilir.” ifadelerini kullandı.