Ankara’da bir kamu kurumunda “Mobbing ve Mobbingle Başa Çıkma Stratejileri” konulu bir seminer veriyordum. Seminer esnasında en çok kullandığım kavramlar “mobbing”, “zorba”, “dedikodu”, “iftira” ve “ikiyüzlülük” gibi mobbingin oluşmasında ve yaşanmasında etkili olan kavramlardı. Mobbingin örgütlerde yaşanmasında etkili olan bir kavram olarak “iletişim” konusuna değindim. İyi iletişim kurulamadığında, iletişim sorunu yaşanacağını ve bu sorunların da örgütlerde mobbingin yaşanmasında etkili rol oynayacağını belirttim. Konuyu daha da somutlaştırmak amacıyla bir oyun oynatmaya karar verdim. Oyun için beş katılımcıyı salon dışına çıkardım ve bir katılımcıyı sahneye davet ettim. Sahneye davet ettiğim katılımcıya, bir konu anlatacağımı ve bu anlattığım konuyu gelene anlatmasını, benim mimik ve jestlerimi de taklit etmesini istedim. Daha sonra katılımcıya şu konuyu anlattım:

İstanbul’da 12 Ağustos 2013 tarihinde Boğaziçi Köprüsü’ne bir genç kadın intihar etmek için çıkmış. Sağ tarafında bir kedi, sol tarafında bir baykuş varmış. Kedi: İntihar etme, gençsin, güzelsin, daha yapacak çok şey var, demiş. Baykuş: Atla da dünyanın kaç bucak olduğunu gör, demiş. Köprünün altından bir uçak geçiyormuş. Marmara denizinde bir köpek balığı: Şu kadın atlasa da taze taze et yesem, demiş. Bu konuyu anlattıktan sonra içeriye bir katılımcı aldım ve ilk katılımcıdan benim anlattıklarımı, sahneye davet edilen ikinci katılımcıya anlatmasını istedim. İlk katılımcı, genç kadın, kedi, baykuş ve köpek balığı konusunu anlattı. Yaklaşık %25’lik bir veri kaybı yaşandı. İlk katılımcı yerine oturduktan sonra dışarıdan bir katılımcı daha aldım. İkinci katılımcıya öğrendiklerini anlatmasını istedim. İkinci katılımcı: Biz dışarıya çıktığımızda, bu salonda bulunan bazı kişiler, hakkımızda dedikodu yaptı. Bize iftira attı. Bizim becerikli olmadığımızı, işimizi iyi yapamadığımızı iddia etti. Bu olay beni çok üzdü. Şimdi mobbing mağduruyum. Ne yapmam lazım? diyerek konuşmasını bitirdi. Bu olay karşısında şok oldum ama oyuna müdahale etmedim. Dışarıdan aldığımız diğer oyuncular da bu mobbing olayına farklı katkılar yaparak oyunu oynadılar. Ders bittikten sonra oyunun içinde mobbing olmamasına rağmen neden konuyu mobbinge yönelttiklerini sordum. Katılımcılar olayın farkında olmadıklarını, eğitimin içeriğiyle ilişkili olduğu için böyle ifade ettiklerini belirttiler.

Seminerden sonra uzun süre bu konuyu düşündüm. Oyunun içinde geçmeyen bir durum, oyunun ana temasını nasıl oluşturmuştu? Konu hakkında yaptığım araştırmalar sonucunda Sosyal psikolog John Bargh ve arkadaşlarının (1982) yaptıkları bir araştırmaya ulaştım. Bu araştırmada bilim insanları üniversite öğrencilerinden oluşan bir gruba rasgele seçilmiş sözcükleri kullanarak gramer kurallarına uygun cümleler kurmalarını istemişler. Öğrencilerin yarısına da” Florida”, “yaşlı”, “kır”, “bilge” sözcükleri verilmiş. Bu öğrencilerden tipik bir Amerikalı emekli vatandaşla ilgili cümle kurmaları diğer gruba ise farklı kelimeler verilip aynı türden cümle kurmaları istenmiş. Cümle kurma işi bittikten sonra öğrencilerin dışarı çıkma hızları ve hareketleri ölçülmüş. Amerikalı yaşlıları düşünmeye sevk edilen öğrenciler diğer gruptakilere nazaran laboratuvarı daha yavaş terk etmiş ve yaşlı insanlar gibi davranmaya başlamış (akt. Nisbett, 2015, s. 28).

Yaşlı bir insanla iletişime geçerken çok yavaş ve sakin davranmayı tercih edersiniz. Bu aşamada etkili olan şey; sizin yaşlılara karşı olan tutum ve davranışlarınızdır. Bu duruma göre eylemlerimizde etkili olan faktör şemalardır. Şemalar davranışlarımızı olduğu kadar yargılarımızı da etkiler. Araştırmada görüldüğü gibi verilen kavramlar, deneklerin davranışlarını nasıl etkilediyse, benim seminerim esnasında kullandığım “mobbing”, “dedikodu”, “ikiyüzlülük” ve “iftira” gibi kavramlar da katılımcıların zihnindeki şemaları etkilemiş ve anlatılmayan bir durumun ortaya çıkmasında dolaylı bir etkiye sebep olmuştur.

Sosyal psikolog Richard Nisbett konu hakkında şu açıklamayı yapmaktadır. Dünyaya yönelik anlayışımızın temelinde yorum ve çıkarımlar vardır. İnsanlar, durumlar hakkındaki yargılarımız, fiziki dünyaya dair algılarımız, depolanmış bilgilere ve saklı zihinsel süreçlere dayanmaktadır. Bu süreçte gerçeklik doğrudan algılanmamakta, doğrudan yargılar ve algılar etkili olmaktadır. Seminerimde oyuna katılan kişiler, eğitim sürecinde kullandığım kavramların etkisiyle bir algıya ve yargıya ulaşmış, oyunu da bu algı ve yargıya dayalı olarak yeniden kurgulayıp oynamışlardır.

Şemalar konusunu ortaya atan İsviçreli eğitim psikoloğu Jean Piaget’tir. Okulda öğretmen belirli kavram, ilke ve olaylarla öğrencilerin zihninde şemalar oluşturur. Bu şemalar oluşmazsa öğrenmede gerçekleşmez. Bu şemalar sosyal hayatımızı, davranışlarımızı, tercihlerimizi ve kararlarımızı etkiler. Ancak, ortamından ve bağlamından koparılan bilgilerin anlaşılması zorlaşır. Bu sebeple her durum, olay ve olgu ortamıyla ilişkilendirilerek anlamlı öğrenme ürünleri haline getirilmesi gerekir.

Öğretmenler öğrencilerin zihninde şema oluştururken belirli senaryolarla hareket etmesi gerekir. Konu hakkında bir örnek olayı ele alalım. Birinci keşiş, baş keşişe dua ederken sigara içmenin caiz olup olmadığını sorar. Baş keşiş soru karşısında utanır ve “Caiz değildir ve küfre girer.” cevabını verir. İkinci keşiş ise aynı soruyu “Sigara içerken dua etmek caiz midir? diye sorar. Baş keşiş: Elbette dua edebilirsin. Allah bizi her koşulda duymak ister, cevabını verir (Nisbett, 2015, s. 35).

Bireyler nesne ve olayları yorumlarken belirli bağlamda aktif olan şemalardan değil, oluşturmak zorunda olduğumuz yargıların formüle edilmiş halinden etkilenir. İkinci keşiş, istediğini formüle edip, istediği cevabı almada çok başarılıdır. Öğretmenler öğrencilerin bilgi ve tutumlarını değiştirirken, bilgiyi formüle ediş biçimleri önemli rol oynar. Doğru biçimlendirilip formüle edilen bilgi, hedef kitlede istendik davranış değişikliğini ortaya çıkmasında etkili olur. Örneğin, emniyet kemerinin faydalarını anlatan bir öğretmen aşağıdaki bilgiyi aktarmış olsun. Emniyet kemerinin güvenli sürüşe katkısı, sayısal verilerle desteklenmektedir. Örneğin; ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullananların %24,8‘i hiçbir zarar görmezken, emniyet kemeri kullanmayanların sadece %6,3’ü yara almadan kurtulmuştur. Başka bir öğretmen de aynı bilgiyi şu şekilde vermiş olsun. Emniyet kemerinin güvenli sürüşe katkısı, sayısal verilerle desteklenmektedir. Örneğin; ölümlü kazalarda emniyet kemeri kullanmayanların %76’sı zarar görmekte, emniyet kemeri kullananların %94’ü yara almadan kurtulmaktadır. İkinci öğretmen bilgiyi formüle etmede daha başarılı olduğu için öğrencilerini ikna etme düzeyi daha yüksek olacaktır.

Sonuç olarak olaylar ve olgular karşısındaki düşüncelerimiz, algılarımız, inanç ve yargılarımız, birer çıkarım olup, gerçeğin birebir yansıması değildir. Şemalarımız, yorumlarımızı etkiler. Tesadüfi, birbiriyle ilgisiz algı ve kavrayışlarımız, yargılarımızı ve davranışlarımızı etkileyebilir (Nisbett, 2015, ss. 43-44). Bu sebeple bağlamın algılarımızı etkilemesini engelleyerek, doğru çıkarımda bulunabiliriz. Öğrencilerimizin doğru çıkarım yapmasını sağlamak için, öğretmenlerin doğru algılara yönelmesinde kullanacağı anahtar sözcükleri doğru seçmesi gerekir. Bu aşamada bu sözcüklerin formülasyonu önemli rol oynar. Doğru formüle edilmeyen bilgi, hedef kitle üzerinde farklı algı ve çıkarıma neden olabilir. Hedef kitlede nasıl bir çıkarım oluşturmak istiyorsanız, bilgiyi ona göre formüle etmeniz gerekmektedir. Okulda sessizliği sağlamak, gürültü ile başa çıkmak istiyorsanız, “gürültü”, “desibel”, “geçici işitme kaybı”, “kulak zarı” gibi kavramların şema oluşturmasını sağlamanız ve formülasyonunu iyi kurgulamaya ihtiyacınız vardır. Formülasyonda aşırı gürültünün sayısal verilerle de desteklenen olumsuz etkilerini vurgulayınız. Öğretmenler her derste kavram bilgisine özel bir önem vermeli, konu ile ilgili olarak ilkokul birinci sınıfta dört, ikinci sınıfta altı, üçüncü sınıfta sekiz, dördüncü sınıfta 10 olmak üzere eğitim kademesine göre artarak devam eden kavram bilgisi verilmelidir. Her derste kavramların işlenmesine ve anlamlarının pekiştirilmesine özen göstermelidir.

Kaynakça

Nisbett, R. (2015). Etkili Düşünme Araçları. (Çev. Levent Göktem). İstanbul: THY Yayınları.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.