Türkiye katıldığı uluslararası PISA ve TIMMS gibi sınavlarda genellikle düşük puan almaktadır. Bu sınavlar, öğrencilerin 21. Yüzyıl becerilerini ölçtüğü için, sorun öğrencilerin sınavlarda başarısız olması ya da sıralamada gerilere düşmesinden ziyade, Singapurlu, Güney Koreli, Çinli çocuklar bu becerileri üst düzeyde sergilerken, Türk çocuklarının geride kalmasıdır. Bu sorunu çözmek için verilere dayalı, güvenilir çözüm yolları üretmek gerekir. Akranları 21. Yüzyıl becerilerini üst düzeyde sergilerken, yaklaşık 20 yıl sonra küresel rekabette aynı kulvarda rekabet edecekleri çocuklar karşısında temel becerileri kazanamayan çocuklarla ne kadar başarılı olabiliriz? Tartışmamız ve gerekli önlemleri almamız gerekir.

OECD’nin yaptığı PISA 15 yaş grubu öğrencilerinin temel becerilerini öncelikli alan olarak inceler. 16-65 yaş grubu arasındaki yetişkinlerin becerilerini araştıran PIACC araştırması vardır. PIAAC yetişkin becerileri değerlendirilmesinden daha ziyade hangi yetişkinlerin becerilerini geliştirdikleri, bu becerilerini nasıl kullandıkları ve bu becerilerinin günlük hayatta ve iş hayatında kendilerine nasıl bir getirisi olduğunu araştırır. PIACC dizüstü bilgisayar yardımıyla yapılır. 500 puan üzerinden değerlendirilir. Bilgisayar kullanmayı bilmeyen yetişkinler için kâğıt ve kalem yoluyla uzmanlar tarafından destek verilir. PIACC’da yetişkinlerin sözel becerileri, sayısal becerileri ve problem çözme becerileri ölçülmektedir. Türkiye’de PIACC araştırması 2015 yılında 5199 yetişkin üzerinde yapılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgular aşağıda verilmiştir.

Türkiye’nin sözel okuryazarlık puanının aritmetik ortalaması 226,5, OECD ortalaması ise 267,7’dir. Dağılımda ilginç olan Türkiye’de PIACC’a katılanların sözel başarılarının, düzey 1 altı ve düzey 1’de yaklaşık %80’ini oluşturmasıdır. Yetişkinlerimiz basit bir okuma metninde tek bir bilginin yerini tespit etme, temel kelimelerin anlamlarını bilme becerilerini sergileyemedikleri anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla, sokakta gezerken karşılaştığınız her beş yetişkinden dördü, konuştuğunuzda söylediğiniz basit bir ifadeyi anlama ve algılama, kullandığınız sözcüklerin anlamını bilme becerisine sahip değildir.

Türkiye sözel okuryazarlıkta düzey 4 ve düzey 5’te de başarısız olmuştur. Düzey 4 ve 5’te yetişkinlerden çok sayıda ağır metinden bilgi bulmasını ve bu bilgileri bir araya getirmesini; benzer ve karşıt görüşlerden sentezler oluşturmasını, argümanlara dayalı bulguların değerlendirmesini, ileri düzeyde çıkarımlar yapmalarını ve uzmanlaşmış arka plan bilgilerine sahip olmalarını gerektirmektedir. Bu durum Türkiye’deki yetişkinlerin 99 karmaşık veya uzun metinlerdeki bilgileri birleştirmek, yorumlamak veya sentezlemek amacıyla çoklu işlemler yapma becerileri gibi üst düzey becerilerden yoksun olduğunu göstermektedir. Bu aşamada Türkiye araştırmaya katılan ülkeler arasında sadece Şili’den daha iyi durumdadır. Dağılımda sözel okuryazarlık açısından en iyi durumda olan ülkeler Japonya, Finlandiya ve Hollanda’dır. Başka bir anlatımla, Türkiye’deki yetişkinler uzun metinleri okuyup anlayamadıkları gibi, metinlerdeki bilgileri bir araya getirip sentez de yapamamaktadır.

Türkiye’nin sayısal okuryazarlık dağılımı açısından performansı incelendiğinde, Türkiye sayısal okuryazarlık dağılımında aritmetik ortalaması 219,4 OECD ortalamasını ise 263’tür. Türkiye’deki yetişkinler düzey 1 ve düzey 1’in altındadır ve dağılımın yaklaşık yarısını, üst düzey performans gösteren yetişkinler ise dağılımın %1,4’ünü oluşturmaktadır. Türkiye’deki yetişkinlerin sadece para sayma, sıralama ve temel aritmetik işlemleri yapmada yeterli oldukları, formüle dayalı, analiz ve daha karmaşık matematiksel işlemlerde başarısız oldukları görülmektedir. Başka bir anlatımla, sokakta karşılaştığımız her iki kişiden birisi belirli bir aşamaya kadar para sayabilmekte, dört işlemi yapabilmekte; karşılaştığımız her 100 kişiden sadece birisi analitik düşünüp karmaşık matematiksel işlemleri yapabilmektedir. Televizyon röportajında petrole zam geldiği zaman ne hissettiği sorulan vatandaşımız: Zamlardan etkilenmiyorum. Ben her zaman 50 TL’lik mazot aldığım için zamlar beni çok fazla etkilemiyor, şeklinde verdiği cevap bu araştırma sonucunu destekler niteliktedir. Türkiye’deki yetişkinlerin sayısal okuryazarlıktaki başarıları sadece Şili’den daha iyi durumdadır. Sayısal okuryazarlıkta en iyi olan ülkeler sırasıyla Japonya, Finlandiya ve Hollanda’dır.

Türkiye’deki yetişkinlerin problem çözme becerileri açısından aritmetik ortalamaları 243,2 OECD’nin ortalaması ise 263,3’tür. Türkiye problem çözme becerileri açısından OECD ortalamasına yaklaşmıştır. Yetişkinler düzey 1 altı ve düzey 1’de yaklaşık %34 düzeyinde kalmışlardır. Bu aşamada en fazla göze çarpan durumların başında Türkiye’deki yetişkinlerin bilgisayar kullanma becerileri açısından OECD ülkelerine göre daha düşük düzeyde olmasıdır. Türkiye problem çözme başarısında da sadece Şili’den daha iyi durumdadır. Yetişkinlerimiz problem çözmede düzey 2 ve düzey 3’te çok az başarı sergilemektedir. En başarılı ülkeler Japonya, Finlandiya ve Hollanda’dır. Başka bir anlatımla, sokakta karşılaştığınız her üç yetişkinden birisi problem çözme becerisine sahip değildir.

Sonuç olarak, 15 yaş grubu öğrencilerin PISA ve 4-8. sınıf öğrencilerinin katıldığı TIMMS’de yaşadığımız başarısızlığın benzerini PIACC’da 16-65 grubu yetişkinlerde de yaşamaktayız. Sonuçlar Türk eğitim sisteminin düştüğü durum açısından değerlendirildiğinde, beklentilere uygundur ve şaşırtıcı değildir. Sözel okuryazarlık açısından okuduğunu anlayamayan, kelime dağarcığı düşük birey; vatandaş ve bir iş yerinde çalışandır. Bu bireyin yaşam ve iş yaşamı kalitesini artırması, mevcut göstergelere göre imkânsızdır. Ayrıca bu birey anne-babadır. Ailede sınırlı düzeyde kelime dağarcığına sahip, okuduğunu tam anlayamayan, konuştuğunu tam ifade edemeyen bireydir. Bu kişilerin aile ortamında yetiştirdikleri çocuklar, okula öğrenci olarak geldiklerinde temel okuryazarlık becerilerini kazanamadıkları gibi, akademik başarılarında da düşme yaşanmaktadır. Aynı yetişkinler iş yaşamında yaptıkları işin niteliğini artıramadıkları gibi, mevcut madde kaynaklarını da etkili kullanamamaktadır. Seçmen olarak sandığa gittiklerinde kime, neden oy verdiğini bilmeyen, yönetilmeye müsait, hür iradesiyle eylemde bulunamayan bireyler ortaya çıkmaktadır. Sayısal okuryazarlığı sayma ve dört işlemden ibaret sayan, matematiksel düşünme ve işlem yapma becerisine sahip olmayan bir yetişkinin önce kendisine, sonra ailesine daha sonra da topluma nasıl bir katkısı olabilir? İyi bir yatırımcı olması, kaynaklarını etkili kullanması nasıl mümkün olabilir? Karşılaştığı bir problemi analiz edip sonuca ulaşamayan bir yetişkin yaşam kalitesini nasıl artırabilir? Hayatta karşılaştığı problemi tanımlayamayan, türevlerinden ayırt edemeyen, verileri toplayıp sonuca ulaşamayan bir yetişkin önce kendisi, sonra ailesi daha sonra da topluma ne tür katkı sağlayabilir? Bu açıdan yetişkin eğitimi önemlidir. Yetişkin eğitiminde yaşanılan sorunların kaynağı; bu yetişkinlerin bir zamanlar öğrenci oldukları örgün eğitim kurumlarında iyi eğitim almamış olmaları ya da hiç örgün eğitimden geçmemiş olmalarıdır. Eğitimde her türlü karar ve uygulama, domino etkisi yaratır. Temel okuryazarlık becerilerini okulda kazandıramadığınız birey iletişim becerisine sahip olmadığında anlayamaz ve kendisini anlatamaz. Kendisini anlatamadıkça ya pasif olur ya da saldırgan davranışlar sergiler. Temel sayısal okuryazarlık becerilerini kazandıramadığınız birey, sayısal düşünme becerisine sahip olamaz ve eylemde bulunamaz. İyi bir üretici ve iyi bir tüketici niteliğini taşıyamaz. Kredi kartı mağduru bir toplum ortaya çıkar. Okulda problem çözme becerisini kazandıramadığınız yetişkin trafikte potansiyel tehlike, iş yerinde iş kazası mağduru, ailede aile içi şiddetin faili ya da mağduru olabilir. Bu sebeple, okullar sınav bağımlılığından kurtarılıp bireylere temel yaşam becerileri kazandıran, değerleri içselleştirmesini sağlayan kurumlar olarak yeniden düzenlenmelidir. Bugün eğitemediğimiz her çocuk, yarın kamunun sırtında ağır bir yük olarak karşımıza çıkacaktır.

Kaynaklar

Atasoy, R. (2018). Uluslararası Yetişkin Becerilerinin (PIACC 2015) Türk Milli Eğitim Sistemi Açısından Değerlendirilmesi. (Yayınlanmamış Doktora Tezi) Gazi Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

OECD. (2016a). OECD Skills Matter: Further Results from the Survey of Adult Skills, OECD Skills Studies. Paris.

OECD. http://dx.doi.org/10.1787/9789264258051’den adresinden erişilmiştir.

OECD (2016b). Survey of Adult Skills Technical Report (2nd Edition). Paris.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Emin EĞRİ 2018-06-02 23:26:37

Hiç bir başarı tesadüf olamaz. Temel eğitimin zayıf olduğu ülkemizde bu neticeler tamamen doğrudur. Bundan ders alarak uzun vadeli ve asla taviz vermeden evrensel eğitim vermekle Japonya, fFilandiya,Hollanda gibi ülke 30-40 yıl sonra olabiliriz. Gerçeği bu! Üzülmemek elde değil. Yönetenler ders alsın.Tespitler mükemmel.

Avatar
Fatih 2018-06-03 09:48:40

Hocam benim merak ettiğim yıllardır Finlandiya eğitim sisteminin çok başarılı olduğu söyleniyor. Finlandiya bu üstün ve kaliteli eğitim sistemi ile ne yapmış sanayii de savunma da tıp ta matematik te elektronik te, ( Nokia battı bu hariç) uluslararası bilimsel makale sayısı da çok duyulmuş bir şey yok

Avatar
Ayşe Gül 2018-06-04 01:34:21

Kaleminize sağlık hocam. Türkiye’de ilköğretim düzeyinde çocuğa verilmeye çalışan temel kazanım miktarı diğer bir çok ülkeye göre çok daha fazladır. Bu rakam yaş grubu büyüdükçe büyür. Fakat ne yazık ki kazanımların hayata geçirilmesi ve içselleştirilmesi, çocuklarımızın akademik başarılarına yansıma oranları hedef alınan temel becerilerin çok gerisinde kalmaktadır. Japonya’da çarpım tablosunu formülize ederek çocuklara anlatmayı başarmışlar bana çok ilginç gelmişti sonra benzer örneklere Amerika’da ve dünyanın pekçok ülkesinde karşılaştım. Biz hala çocuklara çarpım tablosu ezberleme ödevleri veriyorsak, hedefler ve bu hedeflere ulaşmaya dair atılan adımların birbiriyle örtüştüğünden emin olmak gerekiyor. İlgili link aşağıdadır
https://youtu.be/bbKjXKV9QNA

Avatar
Ayşe Gül 2018-06-04 01:34:56

Kaleminize sağlık hocam. Türkiye’de ilköğretim düzeyinde çocuğa verilmeye çalışan temel kazanım miktarı diğer bir çok ülkeye göre çok daha fazladır. Bu rakam yaş grubu büyüdükçe büyür. Fakat ne yazık ki kazanımların hayata geçirilmesi ve içselleştirilmesi, çocuklarımızın akademik başarılarına yansıma oranları hedef alınan temel becerilerin çok gerisinde kalmaktadır. Japonya’da çarpım tablosunu formülize ederek çocuklara anlatmayı başarmışlar bana çok ilginç gelmişti sonra benzer örneklere Amerika’da ve dünyanın pekçok ülkesinde karşılaştım. Biz hala çocuklara çarpım tablosu ezberleme ödevleri veriyorsak, hedefler ve bu hedeflere ulaşmaya dair atılan adımların birbiriyle örtüştüğünden emin olmak gerekiyor. İlgili link aşağıdadır
https://youtu.be/bbKjXKV9QNA