16 Aralık 2018 Pazar 11:31
Günah Keçisi Ya da Aşil Tendonu

Başlıktaki tamlamaların çıkış hikâyesi ve anlamlarına girmeden, Türkiye'de camiamıza yönelik niyet, taarruz ve operasyonları anlatarak duruşumuzun ne olması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

Her dönemin bir günah keçisi vardır. Konjonktür değiştikçe günah keçisi de değişir. Ne kadar sıkıntı, olumsuzluk, başarısızlık varsa günah keçisine yüklenir. Sanki bütün sorunların kaynağı günah keçisidir. Eğer o büyük bir darbe alır ya da yok edilirse bütün sorunlar çözülecek, her şey düze çıkacakmış gibi bir hava estirilir.

Ak Parti öncesinin günah keçisi dindarlıktı, dini bütün insanlardı; bütün geri kalmışlığın faturası dindar insanlara çıkarılır, mürteci olarak yaftalanırlardı. Bu yüzden yönetici azgın azınlık bütün gücüyle dindar insanlara, dine, dinle oluşan geleneğe saldırır, mütedeyyin insanlar her türlü kötü muameleye maruz kalır, her vesileyle aşağılanırlardı.

Ak Parti iktidarının belli bir döneminden sonra artık irtica-mürteci kavramları miadını doldurdu, devlet eliyle yapılan irtica-mürteci şeklindeki sınıflamalar terk edildi.

Yeni dönemin modası, belli kesimleri hedef almak, belli kesimleri günah keçisi ilan etmek şeklinde kendini gösteriyor. İktidarı bütünüyle karşılarına almaktan vazgeçip iktidarla yakınlığı olduğunu düşündükleri bazı oluşumların, bazı sembol kişilerin üstüne gitmeye, oradan iktidarı yıpratmaya başladılar. Münferit olaylar genelleştirilerek bazı yapıların üzerine gidildi. Kanaat önderi konumundaki bazı kişilerin sözleri bağlamından kopartılarak, hedef tahtasına oturtuldu.

Yapılan çirkeflikler bazı noktalarda amacına ulaştı. Bunun neticesinde bazı kişi ve oluşumlar geri plana çekilirken saldıran taraflar küçük küçük mezvi kazanmaya başladılar. Bir süre sonra baktılar ki taktikleri tutuyor, cephe genişletmeye başladılar. Saldırdıkları kişi ve yapıların sayısında artış oldu.

Son dönemde eğitim, eğitimciler, bazı okul türleri ve eğitim örgütleri hedef alınır oldu. Bütün güçleriyle saldırıyorlar. Eğitim alanında yaşanan bütün olumsuzluklar belli bir kesime mal edilmeye çalışılıyor. Her olumsuzluk izah edilirken imam hatipler, okul yöneticileri, eğitim bürokratları mutlaka araya sıkıştırılıyor. Hızlarını alamıyorlar sendika ile birlikte camianın eğitimle ilgilenen tüm STK'larını işin içine katıyorlar. Eğitim düzelecekse bütün mevcut yönetici ve yapılar tasfiye edilmelidir diye sık sık tekrar ediyorlar.

Bu ara okul yöneticilerine fena halde takmış durumdalar, var güçleriyle saldırıyorlar. Kendilerinin vaktiyle nasıl yönetici olduklarını hiç gündeme getirmeden, mevcut yöneticilerden binlercesinin sınavla yönetici olduğu gerçeğini görmezden gelerek, hepsini görevden alın diye aşındırmadık kapı bırakmıyorlar. Taleplerinin karşılanması, hele de boşalan koltuklara kendilerinin oturması durumunda her şeyin düzelivereceğini anlatmaktan da geri durmuyorlar. Bunları tanımasak, neredeyse biz bile inanacağız.

Beyler, herkes herkesi tanıyor. Biz sizin cemaziyel evvelinizi biliyoruz, ahirinizin de ne olacağının gayet farkındayız. Okulların sizin zamanınızda ne halde olduğu unutulmuş değil. 94 öncesi İstanbul nasılsa, sizin yönettiğiniz okullar da aynen onun gibiydi. Dikensiz gül bahçesi hiçbir zaman olmadı, olmayacak. Ancak hiçbir şey, birilerinin göstermeye çalıştığı gibi hiç değil. Taşra eğitim bürokrasisi, okul yöneticileri bağlamında her şeyin eskisinden çok daha iyi olduğu net görülüyor. Tekil olumsuz örnekler her zaman olacak. Onlara da gereken yapılır, yapılıyor. Olumsuz örnekleri genelleyerek topyekûn karalama kampanyası yürüterek hedefinize ulaşacağınızı düşünüyorsanız, buyurun devam edin.

Bu deli saçması taleplerin bazı mahfillerde konuşulduğu kulağımıza geliyor. Bu türden taleplere kulak vermek bile ciddî güven bunalımına sebep olur. Yeni bakanla birlikte eğitim dünyasında oluşan olumlu hava, tam tersine döner; işlerin iyice çıkmaza girmesine yol açar.

Sürekli eğitim yöneticilerinin kendini geliştirmesinden bahsediliyor. Öğretmenler için yüksek lisans düşüncesi dile getiriliyor. Daha fazla bilgilenmeyi elbette hepimiz istiyoruz. Ancak eğitim yöneticilerinin çoğunluğunun yüksek lisans yaptığı ya da yapmakta olduğu acaba bilinmiyor mu? Herkes aslında şunu çok iyi biliyor: Eğitimde sorunların asıl kaynağı öğretmen ve yöneticiler değil. Sorunun çözümü, Ali'nin yerine Veli'yi oturtmak hiç değil. Onun için birileri kâh öğretmenle kâh eğitim yöneticileriyle uğraşmayı bıraksın.

MEB'de, fazla ses çıkarananın haklı olduğu düşünülmeye başlanmışsa, gereği yapılır. Ancak şunun bilinmesini isteriz: Bütün okul yöneticileri günah keçisi olarak görülüyor, müktesep haklar hiçe sayılarak hepsinin havuza alınıp sıfırdan başlatılması düşünülüyorsa, bu mesele bizim için Aşil Tendonu'dur.   

 Erol ERMİŞ

 Eğitim-Bir-Sen İstanbul 3 No'lu Şube Başkanı    

Son Güncelleme: 16.12.2018 13:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zıkkımın Kökü 2018-12-16 11:50:20

Ne oldu bi tarafınız mı tutuştu. Merak etmeyin Ali ile Ahmet soruları bulur üyelere dağıtır. Ne de olsa yeni nesil paralel yapısınız. Üyelerinize müdürlerinize güveniniz yok mu? hepsi çok zeki başarılı çalışkan liyakat sahibi şahıslar. Kazanırlar sınavı...

Misafir Avatar
Sendikasız memur 2018-12-16 22:16:05 @Zıkkımın Kökü

Beyler haklı. Müdürler giderse üyelerin üzerinden baskı ve tehdit kalkar. Bu durumda üyeler zaten istemeyerek durdukları malumsenden ayrılır. Müdürler müdürlük değil sendikacılık yapıyor.

Beğenmedim! (2)
Avatar
Zıkkımın Kökü 2018-12-16 11:54:15

Yalan söylerken hiç çekinmiyorsunuz. Sınavla atanmışmış... Ulan üye sayınızı sırf koltuk dağıtarak artırdınız bee. Bu kadar aleni palavra olur mu yahu, günah bee

Avatar
ali 2018-12-16 11:45:38

niye?çünkü sınav yapıldığında çoğu bu sınavda başarılı olamayacak...

Misafir Avatar
Basit sınav+ mülakat 2018-12-16 16:53:57 @ali

Ali Bey kardeşim keşke sizin dediğimiz gibi zor bir sınav(tek kriter olarak) ve müdür ataması olsa! O zaman hakkeden sendikaya yaranmasına gerek olmayan kişiler müdür olur.Ancak herkesin barajı rahatlıkla geçeceği bir yazılı sınav ve ardından EBS nın belirleyeceği kadroların müdür olacağı bir mülakatın yolda olduğuna dair şüphelerim var! Keşke 1998 ' de ilk çıktığındaki gibi müdürlük için tek kriter yazılı sınav olsa! Saygılarımla.

Beğenmedim! (3)
Avatar
Hüseyin 2018-12-16 12:27:54

Nerde okul yöneticisi sizlere köle olanları okul yöneticisi yaptınız aslında suç sizde değil bu kadar küçülen kendini veren zavallı yöneticilerde bunlar yönetici olmamalı

Avatar
Haktan 2018-12-16 12:49:29

Şuan atanan hangi yonetici hakkıyla bir yere geldi. Sen dahi şimdi çevrende ben getirdim seni akıllı ol diye bir sürü yöneticiye ayar veriyorsun. En asaletli iş hepsini sınava koyup hakedenlerle devam edip, diğerlerini ilişkisini kesmek. O zaman bazı şeyler düzelmeye başlar.

Avatar
Leo 2018-12-16 12:09:20

Laaa git bırdan başkan ğç kelimeyi üç yönetmenliği bilmeyen adamları kendi adamınız diye müdür yaptınız vizyonsuz çapsız. Şimdi de sızlanıyon. Hadi birde bunu Allah adını kullanarak yapıyorsunuz. Allah sizleri çarpsın. Haaa son dönemde bir de ortagınız çıktı % 30 koltukları alarak oda bundan sesini kesti. Valla bir yuvarlanmaya görün....Bak fetöcülere ders alın bence

Avatar
TES 2018-12-16 12:18:22

Eğitimin önündeki en büyük sorun EBS dir. Üyelerinin ozluk hakları dışında okullarda çalışacak olan typ lilere kadar herşeye burnunu sokan sendika. Kuyruğuna basıldı mı böyle ciyakliyor.

Avatar
Ateş 2018-12-16 12:56:11

Haksız yere, torpille, mülakatla oturduğunuz koltuklardan sizi kazımadan ne iş barışı gelir ne de yapılacak reform ve ıslahatlardan sonuç alınabilir. Ebs ve memur sen zihniyeti bu ülkenin yeni paralel yapısıdır.