Oğuzların en kalabalık uruklarından olan Avşar Türkleri Asya, Avrupa ve Afrika'ya yayılmış olarak varlığını sürdürmektedir.

Avşarlardan tarihte ilk kez M.Ö. 500'lü yıllarda Doğu Karadeniz'de bugünkü Artvin ilimizin sınırları içinde kalan bir yerleşim birimi ve ırmak adı olarak söz edilir.

Sakalarla (İskit) Perslerin mücadelesi sırasında Perslerin yenilip, Sakalara barış teklif etmeleri; M.Ö. 624 yılında gerçekleşen barış yemeğinde Alp Er Tunga'yı hile ile zehirlemek suretiyle öldürülmeleri ile başlayan süreçte Anadolu'da Saka hâkimiyetinin son bulması üzerine Saka ordusunda bulunan Avşarlar kuzeye, Doğu Karadeniz dağlarına doğru çekilmişlerdir.

Herodot, Zile (Tokat) yakınlarında Perslerin bir hile ile Sakaları yendiğinden, bu olaydan sonra Anadolu'da Saka hâkimiyetinin son bulduğundan söz etmektedir.

Aynı olayla ilgili kimi araştırmacılar da Güney Azerbaycan'da bulunan Urmu (Urmiye) Gölü kıyılarında olduğunu ileri sürmektedirler.

Daha sonra Azerbaycan'ın başkenti Bakü'ye ev sahipliği yapan Apşaron (Afşaron) Yarımadasına göçen Avşarlar, buradan da Dağıstan üzerinden Özbekistan'a geçmişlerdir.

Özbekistan'ın kuzey taraflarına, Seyhun kıyılarına yerleşen Avşarlar burasını kışlak; Altay Dağlarını ise yaylak kullanarak iki bölge arasında gel-gitli bir ömür sürmüşlerdir.

Saka, Hun, Hazar, Göktürk gibi Türk hakanlıklarına bağlı yaşayan Avşarlar, sonrasında Oğuz Yabgu Devletinin kuruluşuna önayak olan Oğuz uruklarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. 

10. yüzyılda Müslüman olan Avşarlar, 11. yüzyıldan itibaren siyasal ve askerî açıdan ağırlıklarını hissettirmeye başlamışlardır.

Sonrasında önce Türkmenistan'a, oradan da Horasan'a inen Avşarlar Oğuz Yabgu Devletinin varisi olan Büyük Selçuklu Devletinin -siyasî ve askerî açıdan- en önemli unsurlarından olmuşlardır.

Aksungur, Atabey Zengi, Aydoğdu Bey gibi ünlü Selçuklu komutan ve devlet adamları Avşar kökenlidir.

Büyük Selçuklu ve sonrasında Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca birçok Anadolu beyliği ortaya çıkmıştır. 

Bunlardan biri de Türkçenin resmî dil ilân edilmesi, Türkçe tıp kitabı yazılması, Alanya'da tersane kurulması, mehter takımının kurulması gibi ilklere imza atan Karamanoğulları Beyliğidir. 

Zamanla Osmanlı'nın güçlenerek, komşu beylikleri birer birer ortadan kaldırması ile Osmanlı-Karamanlı çekişmesi de başlamıştır. Fatih Sultan Mehmet'in, Karamanoğullarını yenerek bir kısım Avşar oymaklarını Balkanlara sürgün/zorunlu iskân etmesi ile beyliği oluşturan Avşar oymak ve obaları için zorlu bir süreç başlamış olur.

Osmanlı Devleti günümüzde Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Bosna gibi adlarla anılan Balkan ülkelerine Avşarları sürgün etmeye başlar.

Misal Atatürk'ün obası da Karamanoğlu Avşarlarının Kızıllar Oymağından olup, bu süreçte Makedonya'nın Kocacık Beline (geçit) 1571-72 (Rumî takvimden dolayı ikilik söz konusu..) ileri karakol amaçlı sürgün/zorunlu iskân edilmişlerdir.

Yine Avşar kökenli Rauf Denktaş’ın ailesi Karaman’dan, Avşarların Deller (Deliler) Oymağından olan Alparslan Türkeş’in ailesi Kayseri’den alınarak Kıbrıs’a sürgün/zorunlu iskân edilmiştir.

Bu zorunlu iskân/sürgün siyasetine boğun eğmeyen bir kısım Saruhanoğlu Avşar oymakları/obaları Karabağ’a göçerken; kimileri de söz gelimi Avşarlarının Karahacılı Oymağının Hocalı Obasından olan Dadaloğlu gibi “Ferman padişahın, dağlar bizimdir!” demiştir.

1516-17 yıllarındaki seferlerle tebaasındaki Türklerin % 60'ının Kıpçak, % 30'unun Çerkez, % 10'unun Oğuz Boyundan olduğu söylenen Ed-Devlet'it Turkiyya (Memluklar) hâkimiyetine son veren Yavuz Sultan Selim bölgedeki yoğun Kıpçak ve daha az miktardaki Çerkez nüfusuna karşı önlem almak ister. 

Yavuz Sultan Selim'in Suriye ve Mısır seferleri sonrasında -başta Karamanoğulları olmak üzere- 200 bin çadırlık Avşar oymak ve obaları Anadolu'dan alınarak, Libya-Cezayir hattına zorunlu iskân edilmiştir.

Yavuz (Osmanlı) hem Karamanoğullarına bağlı veya onlara yakın duran Avşar Oymaklarının gücünü tamamen zayıflatmak hem de Mısır-Suriye hattındaki Kıpçak-Çerkez nüfusunu dengelemek istemiştir.

Yine Gazze-Balıkesir hattında Akdeniz kıyılarına ülke sınırlarının güvenliği, hac yolunun güvenliği gibi gerekçelerle Yörük/Türkmenlerin özellikle de Avşarların yerleştirilmeleri de cabası.

Libya'daki Avşar Türkleri hâlâ Karamanoğulları yadigârı olan yonca yaprağı şeklindeki üç hilalli bayraklarını kullanmaktadırlar.

Avşarlar 1711-1835 yılları arasında Libya'da bir de beylik kurmuşlardır.

1911-12'de Trablusgarp'ta Enver Paşa ve Atatürk gibi "Teşkilat-ı Mahsusa" üyesi Türk subaylarının örgütlediği yerel halk bu Avşarlardır.

Hatta Arap aşiretlerinin birçoğu da İtalyanlarla işbirliği yapmıştır.

Şimdilerde ay-yıldızlı bayrakları ile emperyalizme direnen, yedi düvele meydan okuyan mücahitler de o giden  200 bin çadırlık Avşar Yörüklerinin/Türkmenlerinin torunlarıdır.

Günümüzde sadece Libya'da 1 milyon civarında ve Libya-Cezayir-Fas-Tunus hattında 2 milyonu aşkın Avşar Türkmen'i olduğu söylenmekle birlikte bu sayının birkaç kat fazla olması da ihtimal dâhilindedir.                                        

Avşar oymak ve/veya obalarının Balkanlara, Ahıska'ya, Türkmendağı'na, Trablus'a ne amaçla gönderildikleri, iskân edildikleri de yerine getirdikleri vatan/millet hizmetiyle böylelikle ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Dadaloğlu pîrimizin de dediği gibi: Aslı kurttur, kurt yavrusu kurt olur!.

Aziz Dolu Atabey

Serik-01.08.2019

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Öğretmen 2019-08-04 19:48:28

Tesekkürler

Avatar
Serkan 2019-10-14 10:53:30

Öğretmen yer değiştirme yönetmeliği sil baştan değiştirilmelidir Her öğretmenin rahatlıkla yer değiştirebildiği bir sistem geliştirilmelidir