banner1956
15 Ocak 2020 Çarşamba 14:39
Kılıçdaroğlu: Dış politikamızı Putin belirliyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bir tarafa Amerika bir tarafa Rusya silah veriyor. 'Buyurun beyler birbirinizi öldürün' diyorlar. Biz de buna teşne oluyoruz. Ben de diyorum ki 'Teşne olmayın arkadaşlar, niye Müslüman kanı akıyor? Hangi gerekçeyle akıyor? Engel olmamız lazım'. Peki bizim dış politikamızı kim belirliyor? Dışişleri Bakanlığı mı? Saray mı? Yok. Putin belirliyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, Aksaray'da bir otelde muhtarlarla buluşmasında yaptığı konuşmada, ülkenin özgürlük ve bağımsızlığının sürdürülebilmesi için iyi bir ekonomiye ve demokrasiye ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

Demokrasiyi kaos, kavga, anarşi olarak değil milletin oyuna, kararına başvurmak olarak gördüklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin takım tutar gibi tutulmaması, yaptıklarına, çalışmalarına ve hedeflerine bakılması gerektiğini vurguladı.

Demokrasi için muhtarlara önem verdiklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sizlere muhtarlarla ilgili çok şey söylenmiştir. Her gelen politikacı muhtarlarla ilgili dünyanın en güzel laflarını etmiştir. Zaten aksini de söyleyemez. Çünkü oy kaygısı taşıyor. Şimdi seçim var mı? Hayır yok ama ben geldim. Sizi Ankara'ya da davet etmedim, ayağınıza geldim. Muhtarlarla ilgili, ekonomiyle ilgili düşüncemizi, nereye gidiyoruz, bunları aktaracağım. Farklı bir propaganda yapmayacağım, yüzde yüz doğruları anlatacağım. Artık eski siyaseti bir tarafa bırakmamız lazım. Bunu derken şunu söylemiyorum, 'Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her zaman doğruları söyledik, doğruları yaptık'. Hayır. Bizim de eksiğimiz oldu, bizim de yanlışımız oldu. Bazen oturduk Ankara'da çok güzel laflar ettik. Sonra vatandaşa dedik, 'Niye bize oy vermiyorsun'. Niye size oy versin? Sen vatandaşın ayağına gittin mi? Oturdun konuştun ve derdini dinledin mi? Ankara'da oturdun, 'Bana oy verin' dedin. Kabahat, vatandaşın ayağına gitmeyen siyasetçide. O nedenle kendimizi eleştiriyoruz."

- "Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti, Cumhuriyet Halk Partisidir"

Partisine ilişkin de öz eleştiride bulunan Kılıçdaroğlu, başörtüsünün, Türkiye'nin bir numaralı sorunu haline getirilmesinin hata olduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, "Sana ne kardeşim? Vatandaş işsiz, iş istiyor. Çiftçinin durumu ortada. Başka dertlerimiz var. Üniversite öğrencilerinin işi gücü yok. Her biri bir köşede. Türkiye'nin içinde fakirlik, yoksulluk, anarşi var. Bunları unuttuk, 'Vay efendim kadın başörtüsü taksın mı takmasın mı?' Düşüncelerimi çok samimi ifade ediyorum. Yanlışa her zaman yanlış diyeceğiz. Şunu da söyleyeyim, son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti, Cumhuriyet Halk Partisidir. Türkiye'de nerede bir dert varsa gidiyoruz. Oy verir veya vermez. Hiç önemli değil. Bu ülkede beraber huzur içinde yaşayacaksak ve birinin derdi varsa, benim bunu sormam lazım." ifadesini kullandı.

- "Muhtarlar, demokrasinin temel taşıdır"

Muhtarların dertlerini önemsediğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, muhtarlar için yapılması gerekenlere destek vereceğini bildirdi.

Muhtarların, demokrasinin temel taşı olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çünkü bu topraklarda yapılan ilk seçim 1833 yılında Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde yapılan bir muhtarlık seçimidir. Başbakanlık, milletvekilliği, cumhurbaşkanlığı, padişahlık, sadrazamlık değil, milletin oyuna başvurularak yapılan ilk seçim bir muhtarlık seçimidir. Dolayısıyla muhtar, demokrasinin temel taşıdır. Bugün 50 bin 157 muhtarımız var. 50 bin milletvekilimiz, 50 bin belediye başkanımız, 50 bin bakanımız yok ama 50 bini aşkın muhtarımız var. Ancak sizler kendi sorunlarınızı çözemiyorsunuz. Çünkü yeteri kadar siyaset üzerinde baskı kuramıyorsunuz. Sorun yaşıyorsunuz, çözemiyorsunuz. Çünkü farklı mecralarda yürüyorsunuz. Oysa birlikten kuvvet doğar, güç doğar."

Türkiye Muhtarlar Birliğinin kurulmasının ve ülkedeki bütün muhtarların tek çatı altında toplanmasının muhtarlar adına faydalı olabileceğini belirten Kılıçdaroğlu, muhtarlar için ayrı bir kanunun hazırlanmasının gereğine işaret etti.

Buna ilişkin bir kanun teklifi hazırladıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, muhtarlar için birer büro elemanı tahsis edilmesi, mahallenin, yoksulların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bütçe tahsis edilmesi ve bu bütçenin de belediyelere ödenen emlak vergilerinin, yüzde 1-2 oranıyla karşılanması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, mahallelerdeki yoksulları en iyi bilenlerin de muhtarlar olduğuna dikkati çekerek, devletin sosyal yardımlarını muhtarlar aracılığıyla yapmasının daha doğru olacağını ifade etti.

Sosyal yardımlardan önce de iyi bir üretim planlamasına ihtiyaç duyulduğunu, ülkede resmi rakamlara göre kişi başına aylık geliri 673 liranın altında olan 8 milyon 647 bin 283 vatandaşın bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Gelir dağılımında bir bozukluğumuz var. Bunu gidermek için üretim yapmamız lazım. Hayatın her alanında üretmemiz, çalışmamız lazım. Tarım, dünyanın bütün ülkelerinde stratejik sektördür. İster Kanada, ister Güney Kore, ister Japonya, ister Senegal nereyi alırsanız. Araba almayabilirsiniz. Araba almazsanız bir şey olmaz. Arabasız on yıl geçirebilirsiniz ama karnınızı sabah, öğle, akşam doyurmak zorundasınız."

- "Dış politikayı barış eksenli yapmamız lazım"

Coğrafi olarak Konya'dan küçük Hollanda'nın yıllık 180 milyar doları aşkın tarımsal ihracat yaptığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin de üretimde planlamayla Hollanda'nın önüne geçebileceğini, bunun için liyakatin önemli olduğunu vurguladı.

Ülkenin dış politika açısından da değişime ihtiyaç duyduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, dış politikanın barış eksenli yapılması gerektiğini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dış politikayı barış eksenli yapmamız lazım. Suriye'ye müdahale edildiğinde karşı çıktım. En ağır eleştirileri aldım. Suriye politikasından bizim ne karımız oldu? Bir Allah'ın kulu çıkıp bana anlatsın. 6 milyon 300 bin Suriyeli geldi, 40 milyar dolar para harcadık. Şimdi İdlib'den yeni kardeşlerimiz gelecek. Bizim ne faydamız oldu? İtiraz ettim, doğru bulmadım. 'Suriyelileri kendi ülkelerine göndermemiz lazım' dedim. Ona da kızdılar. Kardeşim, benim vatandaşım işsiz, iş bulamıyor, perişan vaziyette. Hadi 1 milyon olsa kabul ederim, 100 bin olsa kabul ederim. 6 milyon 300 bin resmi rakam. Aslında daha fazladır. Ne olacak peki bu ülkenin hali? Göçmen sayısı çok fazla. Dünyanın her tarafından özellikle Orta Doğu coğrafyasından Türkiye'ye geliyorlar. Bu sorunu da aşmak zorundayız. Aynı düşüncelerimi koruyorum. Suriye'de Beşar Esad'la süratle görüşün, şartlarınızı da koyun. 'Benim sınırıma askerini yığacaksın, oradan bir tek terörist benim toprağıma gelmeyecek. Gelirse ben gereğini yaparım'. Eğer siz bunları sağlıyorsanız bir sonuç elde edersiniz. Aksi halde bu kadar Suriyeliyle ne yapacaksınız? Nasıl besleyeceksiniz?

Libya konusunda da düşüncelerimi söyledim. Asker göndermek yanlış. Egemen güçler, dünyaya hükmetmek isteyen güçler, ateşi elleriyle tutmazlar, maşa kullanırlar. Esad'a kızdılar, bizi maşa olarak kullandılar. Şimdi Libya'da kavga ediyorlar. 'Orada da ateşi siz tutun' diyorlar. Niye biz tutalım arkadaş? Birleşmiş Milletler var. Barış Gücü var mı? Var. O Barış Gücü gitsin, iki tarafı barıştırsın. Hafter tarafı var, Ulusal Mutabakat Hükümeti var. Türkiye Cumhuriyeti devleti bugüne kadar hep yukarıda durmuştur. Orta Doğu'da birisinin bir derdi olduğu zaman gelip Türkiye'nin kapısını çalmıştır, 'Bizim böyle bir derdimiz var. Bu sorunu nasıl çözeceğiz' diye."

Türkiye'nin yanlış dış politikayla Orta Doğu'da düşman kazandığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"(Barış Gücü) olsun dedim kızdılar. Neymiş? 'Hafter tarafını Birleşmiş Milletler tanımıyormuş. Teröristmiş onlar'. Tanır veya tanımaz ama sen Birleşmiş Milletleri davet et, burada Müslüman kanı akmasın. Orta Doğu'da Müslüman kanı akıyor. Bir tarafa Amerika bir tarafa Rusya silah veriyor. 'Buyurun beyler birbirinizi öldürün' diyorlar. Biz de buna teşne oluyoruz. Ben de diyorum ki 'Teşne olmayın arkadaşlar, niye Müslüman kanı akıyor? Hangi gerekçeyle akıyor? Engel olmamız lazım'. Peki bizim dış politikamızı kim belirliyor? Dışişleri Bakanlığı mı? Saray mı? Yok. Putin belirliyor. Suriye'de Putin belirliyor. Beşar Esad'la nerede görüşüldü? Rusya'da. Sen devletsin, senin iraden yok mu? Rusya istediği zaman mı gidip görüşeceksin? 'Hafter'le görüşün' dedik, 'Libya'yı barıştırın, birbirlerini öldürmesin bu insanlar'. 'Vay efendim, onlar terörist'. Gittiler Rusya'ya, Hafter'le görüştüler. Kim dedi? Putin dedi. Politikayı belirleyen kim? Putin. Türkiye Cumhuriyeti devleti böyle miydi? Türkiye'nin dünyada bir ağırlığı vardı. Ben doğruları söylüyorum, 'insan kanı akmasın' diyorum. Bölgede huzur olsun diyorum. Komşuda yangın varsa evinize sıçrar. Suriye'de yangın bize sıçradı. Dışişleri Bakanı'na sordum 'Libya'da çatışmalar büyük boyutlara ulaşırsa Türkiye'ye göç olur mu? 'Evet, olur' dedi. Suriye yetmedi bir de Libya'dan gelecekler şimdi."

Kılıçdaroğlu, doğru dış politikayla bu sorunların çözülebileceğini, Mısır ve diğer ülkelerle de ilişkilerin düzeltilebileceğini kaydetti.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SEVİ 2020-01-15 15:12:00

TRUMP MI BELİRLESİN

banner1954