banner1868
13 Temmuz 2017 Perşembe 10:25
Eğitimin ‘Milli’ olamama sorunu

Bir önceki yazıda "1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile temelleri atılan CHP eğitim sisteminin hala varlığını muhafaza ediyor olması trajedi değil de nedir?" demiştik. Buradan devam edelim.

Kıyafetiyle, diliyle, diniyle, yeni kültür ve laik yaşam biçimiyle donatılan sıfır kilometre yeni bir ulusun inşa edilmeye çalışıldığı bir dönemde yürürlüğe sokulan eğitim sisteminin hala geçerliliğini devam ettiriyor olması hakikaten büyük bir talihsizlik.

Laik eğitim sisteminin temel vazifesi, pozitivist bilim anlayışını İslam'ın yerine ikame ederek yeni bir ulus dini meydana getirmekti. Haliyle totaliter laiklik anlayışıyla işlev gören eğitim sitemi bir avuç hastalıklı, marjinal, militan bir kesimin oluşmasına neden oldu.

CHP'nin bu ülkeye verdiği en büyük zararlardan biri de eğitim kurumları aracılığıyla zihinlerin işgal edilmesini sağlamak oldu. Okullar uzun yıllar hain üretme merkezleri gibi faaliyet yürüttü.

Eğitim güç ve otoriteye bağlı/bağımlı, bir çırpıda düşünen, düşünürken yıkan, sınıfını ve ırkını her şeyden üstün gören fanatikler yetiştirdi. Öğretmenler de bu bağnaz ideolojinin misyonerleri olarak vazifelendirildi. Çünkü CHP eğitim sisteminin temel misyonu buydu.  Bu ülkenin çocukları bilim, teknoloji, sanat, kültür, edebiyat, mimari gibi alanlarda tek bir şey üretmesin diye okulları açtılar!

Güç ve otoriteye tapan, zayıf bünyeli, tarihsiz, ruhsuz, batı taklitçisi, örgüt yöneticilerinin ve kurnaz politikacıların işine yarayacak türden nesil/robot üreten fabrikalar inşa edildi. Küresel sistemin CHP eliyle bu ülkenin başına bela ettiği eğitim sisteminin en önemli vazifesi; çocuklarımızın doğuştan getirdiği yeteneklerini körelterek çok ciddi bir şahsiyet kıyımına yol açmasıydı. Bir yıkım ve imha pojesiydi bu!

Bugün FETÖ ile mücadele eder gibi eğitimle de mücadele edilmelidir. Kaldı ki FETÖ de mevcut eğitimin bu zayıf, çürük noktasından istifade ederek güçlendi. FETÖ bu ülkenin okullarında doğup, büyüdü. 60 yıldır CHP eğitim sisteminin yol açtığı tahribattan faydalandı. Eğitim sistemi, zihinleri dumura uğramış, kendi olamayan, zayıf, ezik bireyleri FETÖ'nün kucağına itti. FETÖ ise bu zihinleri işleyerek onları profesyonel birer haine dönüştürdü.

Hazin olan nedir biliyor musunuz? Bugün eğitim meselesi hala akıllı tahta(!), bedava dağıtılan süt ve ders kitapları, masa, sandalye, öğretmen maaşları, müdür atamaları ve dersliklerin artışı olarak ele alınıyor. Ne büyük bir gaflet! Kimse meselenin ciddiyetini anlamak istemiyor. 2017 yılında 1924 model, batıcı, çağdaş, laik CHP eğitim sistemini sürdürmeye çalışan Türkiye'nin nasıl büyük bir sorunla karşı karşıya olduğunu kimse görmek istemiyor.

Bu büyük sorun ne sendikaların, ne iktidarın ne medyanın ne de eğitimcilerin gündeminde yer bulabiliyor. Herkes işin kolayına kaçıyor. İktidar yaptığı dersliklerle övünürken sendikalar atama işleriyle meşgul oluyor. Medyanın umurunda değil. Öğretmenler de maaşlarının derdinde.

Çocuklarımız ise gayr-i milli bir eğitim sisteminin kıskacı altında heba ediliyor. Hapishaneyi andıran okul binalarının içine sıkışmış çocukların feryadını kimse duymuyor. Neden bu çocukların çığlıklarını duymuyorsunuz?

Farklı yeteneklere ve zihin algılarına sahip milyonlarca çocuğu tek bir kişinin karakteri ve anlayışı doğrultusunda eğitmeye zorlamak her şeyden evvel bir insan hakları ihlalidir. Çocuklarımızı düşünmekten, düş görmekten alıkoyan, kabiliyetlerini körelten bu eğitim sisteminin devamlılığı için de inanılmaz kaynaklar aktarıyoruz. Bu yapıyı kırmanın bir yolu yok mu?

Bakınız bu mesele aynı zamanda bir Türkiye meselesidir. Bir beka meselesidir. Biz medeniyetimizi eğitim aracılığıyla inşa eden, yeniden ayağa kaldıran bir milletin evlatlarıyız. Bugün de işe önce eğitimden başlamak durumundayız. Aklıselim, kalbiselim, ilim, irfan ve ahlak sahibi kaliteli bireyler yetiştirmek istiyorsak eğer eğitimi CHP'nin tekelinden çıkarıp millileştirmeliyiz. Yerli ve milli duruş sergileyen bireyler istiyorsanız evvela eğitimi millileştirmek mecburiyetindesiniz. Bunlar lafla olacak işler değil.

Okul binaları artık sallanmaya başladı. Bu çürük temel üzerine yeni bir okul sistemi inşa edemeyiz. Bunun için küreselci, batıcı, gayr-i milli unsurları ve bilhassa FETÖ'cüleri MEB'den temizlemek durumundayız.

Dietrich Bonhoeffer'in ifadesiyle bireyin ahlaki inisiyatifini felce uğratan bu tuhaf düzeneği mutlaka tasfiye etmeliyiz.  Ve üstadımın dediği gibi artık "yetiştirmemiz gerek, öğrenmemiz gerek" gibi tekerlemelerle değil sağlam bir fikir sistemi inşa etmeliyiz. En önemlisi de ideolojik eğitimden derhal vazgeçmeliyiz.

Ufuk ÇOŞKUN

Milatgazetesi

Anahtar Kelimeler:
EğitimMİLLİUFUK ÇOŞKUN
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner1897