13 Mart 2018 Salı 17:57
EĞİTİM BİR SEN : PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİNİ KABUL ETMİYORUZ
banner1929

Öğretmen açığı, farklı istihdam modelleri, kamu vicdanını yaralayan mülakatla öğretmen atama yöntemi, eğitimcilere yönelik ölümle sonuçlanan şiddet olayları, kariyer basamaklarında yükselme sistemi, istihdamda zorluk çekilen bölgelerdeki sorunlar, eğitim yönetiminde yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere, birçok sorun çözüm beklerken, Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenin performansını ölçmeye yönelik arayış içerisine girmesini anlamakta güçlük çekmekteyiz.

Özel sektör iş dinamiklerinin ve çalışma ilişkilerinin kamuya aktarılması hâlinde kamu hizmetinin de artacağı şeklindeki kerameti kendinden menkul yanlış ve hatalı algı, ne yazık ki, Öğretmen Performans Değerlendirme ve Aday Öğretmenlik İş ve İşlemleri Yönetmeliği Taslağı’na da yansımıştır. Millî Eğitim Bakanlığı’nın eğitimin niteliğine ve öğretmenin mesleki gelişimine hiçbir katkısının olmayacağı, aksine kurumsal bütünlüğü, çalışma barışını ve iş birliğini zedeleyecek performans değerlendirme sistemini uygulamaya koymaya çalışması kabul edilemez.

Bakanlığın aceleci ve plansız bir tavırla, hukuki ve kanuni dayanağı olmayan, öğretmene, öğrenciye ve eğitime somut hiçbir katkısının bulunmadığı açık olan performans değerlendirme sistemini uygulamaya koymaktaki gereksiz ısrarı, hatalara ve mağduriyetlere sebep olacaktır.

Kamu hizmeti ile kamu görevlileri arasında hizmet süresince bulunması gereken liyakat, güven ve sadakat temelli ilişkiyi ölçen, puanlayan ve bunlara dayalı iş ve işlemler üreten Sicil Sistemi 2011 yılında kaldırılmıştır. Aradan geçen sürede ise ne genel ne de kurumlar bazlı “bunun yerine ne konulabilir, bir sistem ikame edilmeli mi” şeklinde bir soru ya da ihtiyaç vurgusu ortaya konmadı. Hâl böyle iken, bugün bir anda bir yönetmelik taslağı ile öğretmenin performansının ölçülmeye kalkışılması, kamu yönetimi ve kamu hizmeti teorisi ve pratikleriyle örtüşmemektedir.

Motivasyon üretmek yerine, olan motivasyonu bitirmek ve kamu görevlilerini tehdit etmek sonucu üreten bir içerikle, performans sistemi kurulacağını düşünmek hem yorucu hem de yıpratıcı süreçlere kapı aralar.

Bakanlığın performans ölçümü, başarı değerlendirmesi noktasında son on yıllık süreçte yaptığı hazırlıkları ve girişimleri biliyoruz. Bunların ilk ortak noktası, ilgili taraflar ve paydaşlardan yoksunluktur. Bir başka ortak nokta, performans ölçme ve başarı değerlendirme sisteminin amaç belirsizliğidir. Öğretmenlerin yeterlilik ölçütlerinin, görev tanımlarının henüz yapılmadığı, öğretmenlerden, eğitim yöneticilerinden, eğitim hizmetinin okul, sınıf düzeyindeki sunum zemininde görev alan diğer kamu görevlilerinden hizmet noktasında, verimlilik ve kalite bağlamında, sorumluluk ve yetki çerçevesinde ne istendiği halen belirsizdir. Bütün bunların olmadığı bir zeminde başarıyı, performansı ölçme iddiası ve bunun üzerinden hizmeti sunanlarla ilgili başarı ilanı ya da başarısızlık ithamı yapmaya dönük sistemi hayata geçirme aceleciliği “ben yaptım oldu” mantalitesinin somutlaşmasından başka bir sonuç doğurmaz.

Eğitim sistemine özgü bir performans sistemi oluşturma gayreti, eğitimin insan-insan temalı bir ilişki ve iletişim hizmet alanı, insanı inşa etme zemini olduğu gerçeğini ıskalamayı beraberinde getirir. Bu konu, sosyal, siyasal ve ekonomik risklerin yanında, bunun çok ötesinde ve bunlardan çok daha önemli olarak eğitimin “insan-hikmet” temasını sağlama niteliğini göz ardı etmekle sonuçlanacak daha tehlikeli ve daha uzun erimli etkileri de ardıl alan olarak barındırmaktadır.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın siyasi ve idari üst düzey yöneticilerine, farklı unvanlarda politika belirleme görevini üstlenen Bakanlık personeline, eğitim yöneticilerine, öğretmenlere ve diğer eğitim çalışanlarına “eğitim hizmetlerini sunanların performansını ölçerken temel veriler ne olmalıdır” sorusunu ya da daha yalın bir dille “eğitimde performans neye tekabül eder” sorusunu sorsak, soruya yüklenen anlamda da soruya verilecek cevaplarda da hiçbir uzlaşma/ortaklaşma yakalanamayacağı açıktır.

Kamu personelinin başarı, verimlilik ve çalışma gayretini izlemek ve kamu hizmetinin kalitesini yükseltmek için gerekli olan, çalışan kesimler ve toplum yararına olmadığı özel sektör uygulamalarında tecrübe edilmiş performans değerlendirme türünden uygulamalar değil; çalışan, çaba gösteren, görevini yerine getiren, bunun ötesinde kamu hizmetinin kalitesini yükseltmek için fedakârlıkta bulunan ve bireysel üstün katkıda bulunan bir başarı değerlendirme sistemi kurmaktır. Performansının düşük olduğu düşünülen memuru aramak yerine, fedakârlığı ve bireysel başarısı görülmeyen memuru aramak daha iyi bir kamu hizmetinin anahtarıdır.

Eğer bir performans ölçmek gerekiyorsa, bakanlık aynı kriterlerde öğrenci, veli ve öğretmenlere Milli Eğitim Bakanlığının performansının ölçülmesini istesin; bakalım bakanlığın kötü performansının sebebi bakanlığın yanlış eğitim politikaları mı yoksa öğretmenlerin performansı mı?

Eğitim-Bir-Sen olarak, yakın tarihte gerek performansı öne çıkaran Öğretmen Strateji Belgesi’ne gerekse bu doğrultudaki pilot uygulamaya karşı çıkmış, performans değerlendirme süreçleri kapsamında yapılacak değerlendirmelerde, tüm değerlendirme kriterleri bazında tüm eğitim çalışanlarına tam puan verilmesi yönünde eylem kararı almıştık.

Ekim 2017 tarihli Kurum İdari Kurulu Çalışma Raporu’nda da, “pilot illerde uygulaması denenmeye başlanılan, öğretmen motivasyonunu olumsuz etkileyecek, çalışma barışını bozacak, kanuni dayanağı olmayan öğretmenlerin performans değerlendirmesi uygulamasına son verilmesi” konusunda çalışma yapılması imza altında alınmıştı.

Bakanlığa, performans değerlendirmesini gündeminden çıkarma çağrısında bulunuyor; yönetmelik taslağının yürürlüğe konulması hâlinde, süreci işletilemez hâle getirecek eylem kararı almaktaki kararlığımızı bir kere daha vurguluyoruz.

Erkan ÇİĞDEM

EĞİTİM-BİR-SEN IĞDIR ŞUBE BAŞKANI

Son Güncelleme: 13.03.2018 18:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vah vah 2018-03-13 18:18:02

bakanlığı öneten sizsiniz. performansı çıkaran sizsiniz. timsah göz yaşlarını döken siz.

Avatar
Mehmet Bekçi 2018-03-13 18:31:10

Bırakın dostlar alış verişde gorsun açıklamasını.. siyasi irade sizi şamar oğlanı yapar. Siz kim dik durmak kim. Mürekkep yok, kalem yazmıyor diyen sizler buçuk aliniz sayesinde millete maskara oldunuz

Avatar
GENEL MERKEZ KAYIP 2018-03-14 00:21:33

GENEL MERKEZİNİZ YOK MU SİZİN??

Avatar
Ahmet aktekn 2018-03-13 18:12:01

Eylemleri alanlara taşırmalıyız

Avatar
Ahmet aktekn 2018-03-13 18:21:50

Eylemleri alanlara taşırmalıyız

Avatar
Hasan turan 2018-03-13 21:14:10

Tepkiyi net koyun bu şekilde ve tepkinin arkasında durun ben bile yaninizdayim.egitimin farklı sendikasi mi olur bir olun ve dik durun bakın nasıl guclusunuz. Balık baştan kokar MEB önce tepeyi değiştirecek yoksa Akp ye en çok zararı bu bakanlık veriyor

Avatar
mehmet 2018-03-13 22:06:47

hafta içinde müdür yardımcıları neden kurs yapıyorlar ?
müdür yardımcılarının mesai saatleri 17.00 a kadar değil mi ?
15.30 dan 17.00 a kadar kurs yapıyorlar

Avatar
Öner 2018-03-14 01:01:27

Hatırlıyorum, Hüseyin Çelik şöyle demişti; Öğretmenler sizi müfettişlerden kurtaracağız. Alkışşşşşş, ya şimdi, bakın kimlerin eline düştünüz. Performansı ancak ve ancak bu konuda eğitim almış EYD yi okumuş y. lisans ve doktorasını yapmış liyakatli müfettişler yapabilir, (seçilmişler değil).