banner1956
25 Ocak 2020 Cumartesi 09:44
Bastığın Dalı Kes

Nasreddin Hoca çınar ağacına çıkar. Elinde balta. Dalın ortasına oturup kök tarafından kesmeye başlar. Yoldan geçen bir dostu seslenir:

- Hocam! Hocam! Bastığın dalı kesiyorsun. Düşersin şimdi.

Hoca aldırış etmez. Kesmeye devam eder. Biraz sonra dal yere iner. Hoca da kendini yerde bulur. Kendine geldiğinde koşarak adama yetişir. Yakasından tutar:

- Düşeceğimi bildin, ne zaman öleceğimi de söyle bakalım…

Nasrettin Hoca’nın bu fıkrasından çıkarılacak ders, “Bastığın dalı kesme.” ana fikridir. İlkokuldan hatta çocukluk döneminden itibaren hep bu öğreti ile yetişiriz. Bu öğretinin doğruluğuna o kadar çok inanırız ki, doğru mu, yanlış mı? olduğunu bir türlü sorgulamayız.

Sir Humphrey Appleby’ın Emret başbakanım adlı hiciv kitabında yer alan şu cümleler, Nasrettin Hoca fıkrasındaki ana fikir ile benzerlik gösterir. İnsan, tırmandığı merdiveni tekmeleyip atmaz; özellikle hala üzerindeyse. Sir Humphrey Appleby, politikacıların kendilerine başarı sağlayan stratejiyi terk edecek kadar cesur olmadıklarını ifade etmiştir. Nasrettin Hoca da, bireyin ağacın üst noktasına kadar çıkmasını ve ağaçta kalmasını sağlayan dalı kesmesinin hem hayati tehlike yaratacağını hem de kazanımlarını kaybedeceği temasını işlemiştir. İçerik olarak benzer ifadelerdir. Birey merdivene tekme atmalı mı ya da bastığı ağacı kesmeli mi?

Finlandiya PISA ve TIMSS de başarılı olmasına rağmen eğitim sistemlerinde sürekli iyileşme ve değişme yapmaktadır. Kendilerini sınavlarda başarıya taşıyan stratejileri terk edip başka strateji, yöntem ve tekniklerin peşinde koşmaktadırlar. Bu durumu Pak Tee Ng (2019) yazdığı Singapur Eğitim Sistemi kitabında şöyle açıklamaktadır: Merdiven ve kayak oyununda kazanmak için bir sonraki merdivene sıçramak gerekir, ancak kaydırak aşağıya inmeye de neden olabilir. Singapur başarılıdır ancak geçmişte başarıya ulaştıran reçetenin, gelecekteki ölüm bileti olduğunun da farkındadır. Singapur, paradoksal olarak hem cesur hem de dikkatli bir şekilde kendini yenilemelidir.

Ülkeleri geçmişte başarıya ulaştıran stratejilerin gelecekte karşılığı olmayabilir. Ezbere eğitim, sürekli tekrar ve soru çözüp pekiştirme bazı ülkeleri PISA ve TIMSS gibi uluslararası sınavlarda başarıya taşımada katkı sağlarken, 21. yüzyıl becerilerini kazandırmada etkisiz kalabilir. Eğitim sistemlerinde aşırı tutucu davranışlar sergilemek, inat etmek ve yerleşik paradigmayı değiştirmemek için çaba sarf edip direnmek, ülkelerin eğitim sistemleri açısından sakıncalı bir durum özelliği taşır.

2003-2008 yılları arasında Singapur Eğitim Bakanlığı görevini yürüten Tharman Shanmugaratnam, eğitim alanında yaptıkları değişimi şu şekilde açıklamıştır: Güçlü ve sağlam bir eğitim sistemimiz var. Bu sistem, sunduğumuz tüm derslerde, öğrencilerimizin yüksek düzeydeki başarıları ile tanınmaktadır. Öğrencilerimiz yüksek başarıyı hedeflemektedir ve Singapur uluslararası karşılaştırmalarda gayet iyi durumdadır. Son yıllarda gençlerimizin daha rekabetçi ve hızla değişen bir geleceğin zorluklarının üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için eğitim sistemimizi yeniden dönüştürmeye başladık. Eğitim geliştirilmesi gerekir. Geçmişten çok farklı olacak gelecekteki işlere hazırlanmamız gerekir. Geçmişte işe yaradığı için yapmamız gereken her şeyi yaptığımızı düşünürsek, çevremizde meydana gelecek değişikliklere hazırlıksız yakalanacağız demektir (Ng, 2019, s. 63).

Dünya’nın eğitim sistemi açısından başarılı olan ülkeleri, kendilerini başarıya taşıyan stratejileri değiştirirken, eğitim sisteminde başarısız olan ülkelerin eski ve kendilerini defalarca başarısızlığa sevk eden yöntemlerini ısrarla uygulamaya devam etmeleri doğru bir strateji değildir. Bu süreçte başarılı olan ülkelerin kullandığı stratejileri öğrenmek doğru bir seçenek iken, bu seçenekleri birebir ülkelerinin eğitim sistemine entegre edip taklit etmek ise, büyük bir hata yapmaktır.

Eğitim sistemlerindeki başarı film izlemeye benzer. Sinemada 90 dakikalık ekrana yansıyan filmi izlersiniz. Bu durum, farz edelim ki, eğitimdeki başarıyı temsil etmektedir. Ekrandaki görseli taklit etmeniz, sizin de başarılı film çekeceğiniz anlamına gelmez. Çünkü ekrandaki film yaklaşık 5 yıllık alt yapıyı gerektirir. Birisi senaryo yazmış, birisi bütçe ayarlamış, birisi sponsor bulmuş, birileri film çekmiş ve film vizyona girmiştir. Finlandiya ve Singapur’un eğitim sistemlerindeki başarıları da buna benzer. Gregory Petrov’un Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabında ifade edilen mücadelenin ekrana yansımış hali, Finlandiya başarısını ifade ederken, 1965 yılında bağımsızlığa kavuşan Singapur’un bir avuç fedakâr öğretmeninin, siyasetçinin, halkın çabasının ortak bileşeni, Singapur eğitim sisteminin başarısını ortaya çıkarmıştır. Eğitimde başarının anahtarı disiplindir. Disiplin, bağırmak, azarlamak, şiddet kullanmak değildir. Disiplin kurallara uyma zorunluluğudur. Disiplin ile yakın olan diğer kavram sorumluluktur. Sorumluluk kazanamayan bir çocuğun disiplinli olması zordur. Sorumluluk kazanmayan bir kişiyi özgür bırakmak, kargaşaya davetiye çıkartmaktan başka bir şey değildir.

Finlandiya daha fazla serbestlik daha az ders, daha az ödev stratejisi ile başarıyı yakalarken Güney Kore, Japonya, Çin, Hong Kong ve Singapur gibi ülkeler daha fazla ders, daha fazla ödev, daha fazla özel ders, daha fazla çalışma ile başarıyı sağlamaktadır. Singapurlu bir öğrenci günlük yaklaşık 16 saat ders çalışmaktadır. Bu duruma göre birbirine zıt iki durum da akademik başarının artmasında etkili olmaktadır. O halde başarıyı belirleyen ana faktör nedir? sorusunun altında ailenin eğitime olan duyarlılığı, öğrenme ekosistemi ve yaratılan habitattır. Okulun amacı öğrencinin akademik başarısını artırmak ise, öğrenmenin önündeki engeller ortadan kaldırmak iyi bir strateji olabilir ama daha iyi olan içsel motivasyonu sağlamak ve takım halinde öğrenme, iş birliği halinde öğrenme kültürünü yaratabilmektir.

Eğitim sistemlerinde akademik başarıyı sağlamanın en önemli unsuru mesleğine ve ülkesine adanmışlık düzeyi yüksek olan öğretmen ve okul yöneticileridir. Cumhuriyet kurulduğu zaman ortak ülkü olan: Muasır medeniyet seviyesine yükselmek.” İdeali, yüce bir sevdanın sembolleşmiş halidir. Eğitim sistemleri ile bir millet inşa etmek, Türk bayrağının dalgalandığı her yere gitmek, kendisini milletine feda etmek gibi duyuşsal özellikleri baskın olan inançlara sahip öğretmenler, eğitimciler başarı hikâyeleri yazmakta, efsane işler başarmaktadır. Siyasallaşmış yapılar, eğitim sistemlerine kısa ve uzun vade de zarar verebilmektedir.

Sonuç olarak iyi yetişmiş ve yüce bir ülküye gönül vermiş eğitimciler; kötü bir müfredatı, kötü bir materyali, dezavantajlı bir çevreyi, tüm olumsuz koşulların yıkıcı etkisini asgari düzeye indirebilir. Bu sebeple eğitim sistemlerinin en stratejik unsuru öğretmen ve okul yöneticileridir. Bu yüce değerlere entegre olan yapıyı iyi bir eğitim modeliyle desteklemek, bilgi eksikliğini ortadan kaldırmak, güven veren, eşit ve adaletli davranan bir yönetim anlayışıyla yönetmek, başarıyı sağlamada etkili olacaktır. Her şeyin başında inanmak ve hedefe kilitlenmek gerekir. Ruhtan yoksun olan bir eğitim sistemi, büyük ülkülere sahip bireyler yetiştiremez. Aidiyet güdüsü önemli bir duygudur. Ait olmak, ait olduğu toplumun refahı, huzuru, gelişmesi ve büyümesi için çalışmak, hukukun üstünlüğüne inanmak güçlü bir millet olmanın olmazsa olmaz koşuludur. Bastığın dal ifadesi ile bireyi, toplumu başarıya ulaştıran yol, gelecekte de doğru bir yol olmayabilir. Bu yüzden “Bastığınız dalı kesiniz.” Ancak, doğruluğundan emin olduğunuz bir yolu seçmeden ve hazırlıkları yapmadan asla kesmeyiniz. Ayrıca, hata yaptığınızda geri dönme olanağınız olmalı, hatayı telafi etme seçeneğiniz bulunmalıdır. Unutmayın ki, bir milletin kaderini belirleyen süreçte yetkili iseniz daha çok araştırmaya, daha çok düşünmeye ve daha çok tartışmaya ihtiyacınız olacaktır…

Prof. Dr. Necati Cemaloğlu

Kaynakça

Ng, Pak Tee (2019(. Singapur Eğitim Sistemi. (Ali Ünal, Ümit Cura, Çev.). Ankara: Anı.

www.kamudanhaber.net

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat Demir 2020-01-26 00:48:49

Doğru tespitler, tebrik ediyorum. Eğitimde en önemli paydaş öğretmen ve okul yöneticidir. Bütün programın, değişikliklerin, stratejilerin, politikaların
uygulandığı tek yer okuldur. Diğer aşamalar kağıt üzerinde hazırlama ve hazırlanan bu kağıdın silse şeklinde okula kadar ulaştırılmasını ihtiva eder ki bu da kısacası emirlerdir. En üst kademede hazırlanan bir emir en son öğretmen de biter. Dolayısıyla uygulayıcı öğretmendir. Tabi mevzuatta asıl işi öğretmen olan ve maalesef ikinci iş olarak yöneticilik yapan okul yöneticisidir uygulayıcı. Çok değerli Bakanımız

Avatar
Murat Demir 2020-01-26 00:56:22

Doğru tespitler, tebrik ediyorum. Eğitimde en önemli paydaş öğretmen ve okul yöneticidir. Bütün programın, değişikliklerin, stratejilerin, politikaların uygulandığı tek yer okuldur. Diğer aşamalar kağıt üzerinde hazırlama ve hazırlanan bu kağıdın silse şeklinde okula kadar ulaştırılmasını ihtiva eder ki bu da kısacası emirlerdir. En üst kademede hazırlanan bir emir en son öğretmen de biter. Dolayısıyla uygulayıcı öğretmendir. Tabi mevzuatta asıl işi öğretmen olan ve maalesef ikinci iş olarak yöneticilik yapan okul yöneticisidir uygulayıcı. Çok değerli Bakanımız Sayın Ziya Selçuk bu konuyu her fırsatta dile getirmekte ve bütün stratejisini bu düşünce etrafında şekillendirdiğini görmekteyiz. Nitekim 2023 vizyonunda hem okul yöneticisi ve öğretmenlerle ilgili çok güzel hedefler vardır. Meslek Kanununun hazırlanma aşamasında olması da Sayın Bakanımızın Eğitime bilimsel açıdan yaklaştığının göstergesidir. Sizlerin de okul yöneticiliğinin profesyonelleşmesi ilgili destekleyici yazıları kaleme almanızı rica ediyorum. Saygılar

Avatar
Ali 2020-01-26 21:35:15

Degeli yazarımızın güzel tespitlerini okuyoruz ve degerlendiryoruz. Sistemimizi sıkıntılı hale getiren milli eğitimdeki sistemsizliktir. Hak edenin değilde sadece belirli güçlerin etkisi ile liyakatli bir yana bırakarak tüm hedefi kendini sınıftan okuldan uzak bir göreve atanma şeklinde kariyerini planlayanlar ile başarı elde etmek oldukça imkansız hale geliyor. Elbette millî eğitim in en stratejik yeri okuldur ama enerjimizi burayı güçlendirme yerinde okuldaki yöneticisini görevlendirme nöbet bekleyen birisi olarak gören bir anlayıştan farklı bir durum ortaya çıkmaz.

banner1954