banner1905
05 Şubat 2017 Pazar 14:55
Başarısız Olmanın İpuçları
banner1861

Öğretim üyeliği mesleğinde 32.yılımı çalışıyorum. 19 yaşında öğretmen oldum. Pek çok öğretmen, öğrenci, okul müdürü ve veli ile tanıştım ve birlikte çalışma imkânı buldum. İster öğrencilik hayatında isterse iş hayatında insanların başarısız olmak için özel çaba sarf ettiğine şahit oldum. Başarısızlığın bilinçli yönü kadar, bilinçsiz yönü de vardı. Bu davranışlar akrebin kendini zehirlemesi gibi ya da meşhur ifadesiyle “Bile bile lades!” demektir.  Endüstri meslek lisesinde öğrenci olduğum yıllarda, bazı arkadaşlar dersten kaçıp kahvede okey oynarlardı. Akşam saatlerinde de okuldan geliyormuş gibi eve giderler ve ailelerine okuldan geldiklerini söylerlerdi. Ailelerine yalan söylemek, cezadan kaçınma davranışı olarak düşünülebilir. Oysa yapılan yanlış davranış, olumsuz hareketler yapıp cezadan kaçınmak için yalan söylemek zorunda kalmaktı.  O yıllarda hayatta başarısız olmak için yapılması gereken ilk şeyin yalan olduğunu fark etmiştim. Üniversitede öğrenci olduğumuz yıllarda, öğretim üyeleri otoriter ailelerin çocuklarının, genellikle cezadan korktukları için yalan söylediklerini, üstüne basa basa anlatmışlardı. Olaya çocuk ya da yetişkin açısından baktığımızda, yalan söylemeyi gerektiren durumları tek tek ortadan kaldırmak ve yalan söylemeden yaşamayı öğrenmek gerekiyordu.

‘’Nasıl başarısız oluyoruz?’’ Başarısız olmak isterseniz, kesinlikle kendinize bir hedef koymayınız. ‘’Benim bir hedefim var.’’ Diyorsanız bir düşünün: ’’Koyduğunuz hedefin ömrü ne kadar?’’ Ormana gidince orman mühendisi, fabrikaya gidince makina mühendisi, hastaneye gidince doktor olmayı mı düşünüyorsunuz? Hayalleriniz, rüzgârda yalpalanan bir yaprak misali, nereye eserse oraya mı savrulmakta? Hayaller, somut hedeflere dönüşmekte ve istikrarlı bir rotada olmaktan uzakta mı? Tebrikler! Başarıdan uzaklaşma konusunda oldukça iyi olduğunuz söylenebilir. Bu davranışlarınızla hayatta yelkovan gibi yaşamaya başlarsınız. Yelkovan, rüzgâr kovalayan yani beyhude işler yapan anlamına gelir. Eğer kendinize bir hedef koyar ve ona odaklaşırsanız mutlaka başarıya ulaşırsınız.100 puan almak için mücadele ederseniz 100’e ulaşamasanız da mutlaka 80 ya da 90’a ulaşırsınız. Tıp fakültesini kazanamasanız da mutlaka diş hekimliği ya da eczacılık fakültesini kazanabilirsiniz. Sorun hedefin olmamasındadır. Kendinize bir hedef koyun. Bu hedef sizin özelliklerinizle sizin yeteneklerinizle ve beklentilerinizle örtüşsün. Seçtiğiniz meslek sizi başarılı hale getirsin ve mutlu olun. Başkalarına göre değil, kendi gerçeklerinize göre hareket edin.

Burada en önemli nokta, hayal ve hedef arasındaki dönüşümü iyi kestirebilmektir. Hayaller olmadan asla hedef belirleyemezsiniz. Lakin hayallerin yeryüzüne inebilmesi, ete kemiğe bürünebilmesi için sizin çabanıza ihtiyacı vardır. Hayal kurun fakat kurduğunuz hayallerin yeryüzüne sağlam basabilmesi için, sağlam ayaklara ve istikrarlı bir dengeye ihtiyacı vardır. ‘Hayal-hedef-başarı’ üçgeninde altın vuruştaki en önemli unsur sizin çabanızdır.

Peki, başarısızlık tercihinde bulunuyorsanız kendinizi ne yaparken veya ne yapmazken bulursunuz? Başarısızlığın kendi tutum ve davranışlarınızdaki ipuçları nelerdir?  Başlayalım: ‘’Başarısız olmak isterseniz, ders çalışıyormuş gibi yapın.’’ Öğretmenlik yaptığım yıllarda, öğrencilerin okuma becerilerini geliştirmek için, önce sesli sonra sessiz okuma yaptırıyordum. İlerleyen zamanlarda bazı öğrencilerin okuma becerileri gelişirken bazılarının okuma becerilerinin gelişmediğini, bir türlü istediğim başarıya ulaşamadığımı gördüm. Okul tek katlı olduğu için, öğrencilere ödevlerini verip dışarıdan başarı düzeyi düşük olan öğrencileri izledim. O zaman fark ettim ki öğrenciler sessiz okumuyorlar, ‘…mış gibi’ yapıyorlardı. Kısacası önce kendilerini, sonra da beni kandırıyorlardı.  Çocuk yalan söylemeyi ailesinde ya da sosyal çevresinde öğrenebilir. Özellikle sosyal çevrede pekişir, okul ortamında gerekli tedbirler alınmazsa, davranışa dönüşebilir.

Başarısız olmak isterseniz konuları yüzeysel okuyun. Öğrenci olduğum yıllarda bazı derslere çok çalışmama rağmen, istediğim başarıyı bir türlü sağlayamadım. Daha sonra bu derslerden soğudum ve kendimi bu derslere kapattım. Yıllar sonra bu derslerle ilgili dokümanları ve materyalleri okurken yıllar önce neden başarısız olduğumu anladım. Ben bu derslere ilgi duymadığımdan ya da gereksiz gördüğümden olacak, okuma metinlerini satır, paragraf ve cümle atlayarak okuyordum. Bu sebeple okuduğum metni bir bütün olarak algılayamadığım için öğrenemiyordum. Metni bütün olarak anlayamamak, anlam bütünlüğünü kuramamak, yüzeysel okumak, öğrenme sürecinde bana zarar veriyordu. Bu sorunu çözebilmek için önce odaklaşmam gerekiyordu. Bu aşamadan sonra içsel motivasyonumu artırdım. Metni kalemle çizerek ve yavaş yavaş okumaya başladım. Masamda bulunan deftere okuduğum başlıkla ilgili anahtar sözcükleri yazdım, konuyu başka alanlara transfer ettim. Kavram haritaları, zihin haritaları oluşturdum. Günlük hayatımda kullanmaya başladım. Sonuç ne mi oldu? Tabii ki başarı ortaya çıktı. Bu davranışların bir kısmı disleksi özelliği gösteren kişilerde de gözlenebilir. Disleksi olmasanız bile bu davranışları sergiliyor olmanız risk altında olduğunuzu gösterir.

Başarısız olmak isterseniz, olumsuz deneyimlerinize takılıp kalın. Özellikle matematik derslerinde başarısız olan öğrencilerin, neden başarısız olduğu hep ilgimi çekmiştir. Matematik derslerinde başarısız olan öğrencilerin en önemli özelliklerinden birisi, okul öncesi aile hayatı ya da okuldaki ilk olumsuz deneyimleridir. İlk havuz problemini çözememiş olmak, öğrenilmiş çaresizlik yaratabilir. Matematikte başarısız olan öğrenciler ya işlem ezberler ya da anlamadan problem çözmeye çalışırlar. Bunlara ek olarak hazırbulunuşluk düzeyinin düşük olması, öğrenmede olumsuz etkiye sahiptir. Çocuklar, matematiksel kavram ve ilkelerin mantığını anlamadan matematik öğrenmeye başladıklarında aslında havanda su döverler. Bu sebeple, öncelikle öğrencilerin temel becerileri kazanması gerekir. Örneğin, a/b işleminde, Ali’nin, Burhan’dan farkları nelerdir? Cümlesinin ifade ettiği algıyı öğrencinin öğrenmiş olması gerekir.  A > B işleminde 10 sayısının 9 sayısından daha büyük olduğu, evin, yatak odası ve mutfağı kapsadığı, öğrenci tarafından sözel olarak ifade edilip sembollerle yazdırılması gerekir. Bazı öğrenciler bu sezdirmeyi ya da bu ifadelerle ilgili ön çalışma yapmadan da bu işlemleri kolayca öğrendiklerine şahit olabilirsiniz. Bu durum, o öğrencilerin bireysel farklılıklarından kaynaklanır. Öğrenci, daha önceki öğrenmeleri ile yeni öğrenmelerini ilişkilendirdikçe tam öğrenmeye doğru bir yolculuk yapmaya başlar.

Başarısız olmak isterseniz kitap okumayın. Kitap okumadan, okul başarısını artırmak neredeyse imkânsızdır. Bazı öğrenciler, ders dışı kitap okumadan da başarılı olacağını iddia edebilir, hatta buna inanıp eylemde bulunabilir. Konuyu bir örnekle açıklayalım: 98 kg ağırlığında bir öğrenciyi ele alalım. Bu öğrenci zayıflamaya karar versin ve ilk gün antrenmansız bir şekilde 5 km’yi saatte 8 km hızla yürüsün. Sonuç ne olur? Tabii ki kalp krizi riski de dâhil çok önemli sağlık sorunları ortaya çıkacağı gibi aşırı yorgunluk, kaslarda ağrı ve aşırı terleme meydana gelir. İşte kitap okumadan derse çalışıp başarılı olmayı beklemek de böyle bir durumdur. Kitap okumak beyni antrenmana tabi tutar. Beyni öğrenmeye hazır hale getirir ve kitap okuyarak kazanılan yeni sözcüklerle, öğrenme daha kolay hale dönüşebilir.

Başarısız olmak isterseniz, yatarak ya da bir şeyler yiyip içerek derse çalışınız. Bir şey yemeğe ya da içmeye başladığınızda beyniniz beslenme moduna geçer. Böylece sadece okur ya da sadece yazarsınız. Öğrenme kolay kolay oluşmaz. Öğrenme oluşsa bile kısa süreli bellekte kaybolur. Odanızda televizyon, cep telefonu ya da bilgisayar varsa, bunlar açık halde ise öğreneceğiniz şeye dikkatinizi veremezsiniz. Zoraki topladığınız dikkat hemen dağılır. Tam topladım dediğiniz anda yeni gelen bir mesajla tekrar dağılır. ‘’Hem müzik dinleyeyim hem de derse çalışayım nasıl olur?’’ diye bana soran öğrenciler oluyor. Onlardan sağ elleri ile dik, sol elleri ile daire çizmelerini istiyorum. Tek tek yaptıklarında sorun olmuyor ancak aynı anda hem dik hem de daire çizmeye başladıklarında başarısız oluyorlar. Kısacası ya müzik dinliyorsunuzdur ya da derse çalışıyorsunuzdur. Bu arada sakız çiğnemekte benzeri sonuçları doğurur. Odanızda asılı olan renkli afişler, posterler, tablolar ve yazılar, dikkatinizi kolayca dağıtabilir.

Başarısız olmak isterseniz, kafanızın dışına yatırım yapın. Bu amaca ulaşabilmek için haftada bir kuaföre gitmeniz ve saçınıza bakım yaptırmanız, sabah erken kalkıp yarım saat saç, kaş, manikür, pedikür bakım ve onarım, biraz da tadilat işlerine zaman ayırmalısınız. Bu tür davranışlar sergileyen öğrenciler dış görünüşe çok fazla yatırım yaptıkları için görsel açıdan geçerlik düzeyleri yüksek içerik açısından ise geçerlik düzeyleri düşüktür. Kendisini erken keşfedip, hormonlarının etkisiyle dış dünyaya yatırım yapanlar muhtemelen başarısız olurlar. Öğrenme beyinde olur. Uzun ve bakımlı, jöleli saçlar, son moda kıyafetlerle dikkat çekebilirsiniz ama bu şekilde bilgi dünyasının emekçisi olamazsınız. Yatırımı beyninize, entelektüel sermayenize, bilgi ve beceri kapasitenize yapmanız, hem o anı hem de geleceği biçimlendirmede, yaşam kalitenizi artırmada size destek sağlayacaktır.

Başarısız olmak isterseniz, sizi eleştiren herkesin ağzını kapatın. Böylece size doğru yolu göstermelerini engellemiş olursunuz. Eleştirinin iki önemli özelliği vardır. Birincisi, sizin tarafınızdan bilinen ve yanlış olduğunu kabul ettiğiniz durumları içerir. İkincisi ise sizin tarafınızdan bilinen fakat davranışınızın yanlış olmadığı yönünde bilgiye sahip olduğunuz durumlardır. Öncelikle, sizi eleştiren insanları dinlemeyi öğrenin. Onların size ne anlatmak istediklerini anlamaya çalışın. Gerekirse konu hakkında soru sorun. Daha sonra bu davranışı size yaptıran ve sizin tarafınızdan doğru olduğunu inandığınız faktörleri açıklayın. İnatçı olmayın. Çevrede bıraktığınız olumsuz imajı düzeltin ama çevreye uygun yaşamaya da kalkmayın.

Başarısız olmak isterseniz başkalarından sık sık yardım alın. Yardım aldıkça mutlu, tembel ve bağımlı olursunuz. Böylece her şeyde başkalarına bağımlı kalmayı öğrenirsiniz. Eğer siz başkasına zarar vermek isterseniz ona bol bol yardım ediniz. Bu hareketinizle onun öğrenme, öğrenmeyi öğrenme, çaba sarf etme ve mücadele etme azmini yok etmiş olursunuz. Yardım ile ipucu birbirinden faklıdır. Yardım başkasının yapması gerekeni onun adına yapmak ve tüm süreçlerde destek olmaktır. İpucu ise bir problemi çözme aşamasında zorlanan bir bireye, zorlandığı konuda ipuçları vererek, onun sorunu aşmasını ve problemi çözmesini sağlamaktır. Başkalarından yardım almayınız. Kendi kendinize yetkinliğinizi artırmaya çalışınız. Takıldığınız ya da zorlandığınız konularda küçük ipuçları isteyiniz.

Başarısız olmak isterseniz herkesin sizi sevmesi için çaba harcayınız. Pazartesi günü sınavınız varsa ve arkadaşlarınız cumartesi günü sinemaya, pazar günü de maça davet etmişlerse, lütfen hiçbirini kaçırmayınız. Başkalarını mutlu etmeye çalıştıkça, aşırı sosyal davranışlar sergiledikçe uçuruma doğru kaymaya ve kaybetmeye başlarsınız. Başarı çoğu zaman yalnız ve meşakkatli bir yolu ve mücadeleyi gerektirir. Başkalarına “hayır” demeyi öğrenmeniz gerekmektedir. Başkalarına hayır dedikçe, kendi yaşam alanınızı ve derse çalışma sürenizi artırmış ve daha etkili olmaya başlamışsınız demektir. Arkadaşlarınızın ne yaptığını değil, gelecekte ‘’Ben ne yapacağım?’’ sorusuna cevap arayın. Başkaları ile çok fazla vakit geçireceksiniz. Unutmayın başarıda eşit olmazsanız, dışlanmayı, horlanmayı ve alay konusu edilmeyi de göze almışsınız demektir.

Başarısız olmak isterseniz, sınav gecesi sınava hazırlanınız. Başarısız olan öğrencilerin en önemli özelliklerinden birisi de, sınav gecesi sabaha kadar çalışıp, kan çanağına dönmüş gözlerle sınava girmek ve üst düzeyde başarı beklemektir. Çok özel yeteneklere sahip değilseniz, sınav gecesi yapacağınız hazırlık size vasat bir başarı getirir. Bu sebeple düzenli ders çalışmayı alışkanlık haline getirmeniz gerekir. Dersten önce konulara ön hazırlık yapma, not alma, derste öğretmeni dikkatli dinleme, anlaşılamayan yerleri sorma, dersten sonra pekiştirme, düzenli olarak tekrar etme başarının olmazsa olmaz koşulları arasında yer alır.

Başarısız olmak isterseniz, ders notu tutmayın, başkalarının notlarını fotokopi çektirin. Öğrencilik yıllarımızda en çok yaptığımız şey fotokopi çektirmekti. Başkasının bilgi düzeyinde öğrenip, kendi algı dünyasına göre tanımladığı bilgiyi, biz kavrama ve uygulama düzeyinde öğrenmeye çalışıyorduk. Bu durum oldukça risklidir. Çünkü kendi ders notunu tutan öğrencinin konu hakkında hazırbulunuşluk düzeyi farklıdır. Bu sebeple, kendisinin öğrenebileceği ya da ihtiyacı olan bilgileri not eder. Kendi kelime dağarcığı ile sınırlı ve kendi şifrelerine göre konuyu öğrenmeye çalışır. Öncelikle bütün derslere devam etmeye çalışınız. Düzenli not tutunuz. Tuttuğunuz notların doğruluğunu kontrol ediniz. Sınava kendi ders notunuzla hazırlanarak giriniz.

Başarısız olmak isterseniz zamanı har vurup harman savurun. Nerde akşam orada sabah olsun. Erken yatıp erken kalkmayın. Derse 1 saat kala yola çıkmayın. Derslere son dakikada yetişin. Sınavlara son dakikada koşa koşa gidin. Ödevlerinizi son gece yapın.  Bu davranışlara sahipseniz, ne müfredatı, ne öğretmeni ne de okulu eleştirmeyin. Tek sorumlu sizsinizdir. Zamanı etkili yönetemeyen hiçbir kimse başarılı olamaz. Zaman yönetimi ile akademik başarı ve iş başarısı arasında önemli bir ilişki vardır. Akademik hayatta ve iş hayatında başarılı olmak isterseniz zaman yönetimi becerisini kazanmanız önemlidir. Zamanı etkili yönetmek sadece derslerde değil, sınavlarda da sizi avantajlı konuma getirir.

Başarısız olmak isterseniz sigaraya başlayın, alkol alın. Sigara içen insanlar 1 saat içerisinde ortalama 2 sigara içerler. Bu her yarım saatte 5 dakika, 1 saatte ise 10 dakikadır. Kapalı mekândan açık mekâna hareket de 10 dakika kabul edilirse sigara içmeyen 60 dakika, sigara içen 40 dakika zaman kullanmaktadır. Sigara içenlerin sigara saati yaklaştıkça dikkatleri dağılmakta ve öğrendikleri konuya adapte olamamaktadırlar. Alkolden ayılma süresi 6 saat kabul edilirse, 1 günün dörtte biri kaybedilmiş demektir. Alkol, sigara ve uyuşturucu bağımlılığı, akademik başarının engelleyicisidir. Akademik başarınızı artırmak istiyorsanız, sürekli dikkatinizi dağıtan sigara ve alkolden kurtulun. Sağlıklı yaşamak için spor yapın. Sadece başarılı olmak için değil; mutlu ve sağlıklı olmak için de her türlü bağımlılıktan uzak durun. İnternet, sosyal medya, bilgisayar oyunları da bağımlılık noktasında aynı zararı size verecektir; hiçbir bağımlılık masum değildir. İnternete bağlanın ama bağımlı olmayın (http://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi).

Başarısız olmak isterseniz öğrenilmiş çaresizliğe düşmemek için öğrenirken en kolay konuları seçin, risk almayın. Eğitim bilimciler genellikle öğrencilerin düzeyinin üzerindeki konuların öğrencileri öğrenilmiş çaresizliğe iteceğini iddia ederler. Bu durum araştırmalarla da desteklenir. Ancak öğrenilmiş çaresizliğin diğer yönü de öğrenilmiş güçlülük yani yılmazlıktır. Zorluklar bireyin mücadele etme, asla vazgeçmeme ve savaşçı olma özelliğini de geliştirir. Siz öğrenilmiş güçlülüğü, yılmazlığı, savaşçılığı seçin. Unutmayın, aksi takdirde akvaryum koşullarında kendinizi yetiştirmiş olursunuz. Oysa büyük avlar, hazineler, okyanusun diğer kıyısındadır. Sizin dalgalarla mücadele edecek kaslarınız, tıkanmayacak nefesiniz ve asla vazgeçmeyecek hedefleriniz olmalı.

Başarısız olmak isterseniz, sınav kâğıdını hiç incelemeden teslim edin. Öğrencilerin en önemli hatalarından birisi de soruları hızlı hızlı cevaplandırıp sınav salonundan dışarı çıkmaktır. Bu öğrenciler sınav kâğıtlarını bir defa inceleseler ortalama 5 ile 15 puan arasında daha fazladan puan alabilirler. Hatta bu aralık sınavın türüne göre de daha fazla da olabilir. Soruyu tam okuyup anlamadan cevaplandırmaya çalışmak, eksik bilgi ve devrik cümle ile cevaplamak, soru kökünde istenen cevabı değil de cevabın türevlerini yazmak, pek çok öğrencinin sınav kâğıdında görülen önemli hatalardan bazılarıdır. Sınav esnasında sakin olunuz. Bütün soruları okuyunuz. En iyi bildiğiniz sorudan başlayarak soru kökünde istenen cevabı yazınız. Gereksiz yere laf kalabalığı yapmayınız. Daha sonra daha çok zaman harcayacağınız ya da yeterli bilgiye sahip olmadığınız soruları cevaplandırmaya geçiniz. İstenen cevabı veriniz. Cevaplarınızı tekrar tekrar okuyunuz. Sözcük ve yazım hatalarını düzeltiniz.

Başarısız olmak isterseniz, başkalarıyla rekabet ediniz. Hatta rakip bulamazsanız, sanal rakip de yaratabilirsiniz. Birisiyle rekabet ediyorum diye derse çalışmak, sizi bir yere kadar taşır. Ondan sonra yavaş yavaş ya yarıştan vazgeçersiniz ya da başarısızlığı kabul etmeye başlarsınız. Öğrenmeyi öğrenmek, öğrenmekten mutlu olmayı öğrenmeniz gerekir. Yeni şeyler öğrenmek, araştırmak, bilgi ve beceri düzeyini sürekli olarak artırmaya çalışmak, sizi başarıya götürecektir. Öğrenmekten mutlu olmak her zaman için kartopu etkisi yaratabilir. Rekabette bir kazanan bir de kaybedenler vardır. Öğrenmeyi öğrenerek kendini motive edenler ise kendi elektriğini üreten konutlara benzer. Başkasına ihtiyaç duymadan ayakta kalmayı başarırlar.

Başarısız olmak isterseniz az çalışın, az yorulun çok yüksek başarı bekleyin. Her yaptığınız çalışmayı yeterli bulmak, bu kadar yeter demek, başarısız olmanın temel gerekçeleri arasındadır. Tam öğrenmediğiniz, bilginizi farklı durumlara uyarlamadığınız ve sürekli pekiştirici etkinliklerle öğrenme kapasitenizi üst düzeye çıkartmadığınız durumlarda başarı sadece bir hayalden ibarettir. Böyle bir algıya sahipseniz muhtemelen kendinizi aldatıyorsunuz ve kendi ipinizi çekiyorsunuz demektir.

Başarısız olmak isterseniz görevleri, ödevleri erteleyin. Her şeyi ‘yarın, ertesi gün ve haftaya yaparım’ diyorsanız, muhtemelen başarısızlığın temel taşlarını koyuyorsunuz ve duvar örüyorsunuz demektir. İşleri ertelemeyin ve o anda yapmaya çalışın. Planlı çalışmayı öğrenin ve disiplinli davranışlar sergileyin. Çalışmalarınızı zamanında yaptıkça size daha fazla zaman kalacak ve daha verimli işler yapmaya başlayabilirsiniz.

Başarısız olmak isterseniz hedonist olun. Hedonist demek, hazza odaklaşmak, sürekli keyif alıcı işler yapmaktan ve tembellikten mutlu olmaktır. Bu davranışa ‘oblomovluk’ denir. Oblomovluk bir ömür törpüsüdür. İnsanların ateş ve tekerlekten sonra icat ettikleri ilginç şeylerin başında tembellik ve haz merkezcilik gelir. Öncelikle her canınızın istediğine ulaşmaya değil, sizin doğrularınızla ve sizin geleceğinizle tutarlı olan ve faydası olan şeylere odaklanmayı öğreniniz.Hedonist olmanız, öğrenme, tekrar etme ve pekiştirme davranışlarınızı yok eder. Başarıya giden yolda, sizi mutlu eden birçok şeyden feragat etmeniz gerekebilir. Hem haz almak hem de başarılı olmanın tek yolu öğrenme ve gelişmeden haz alabilmektir. Kendiniz için bunu nasıl keşfedersiniz; öğrenmenin sizce en keyifli yöntemi nedir? İşte bu soruların cevabını bulup uygulamanız, sizin başarısızlığın panzehrini üretebilmeniz açısından önemli bir araç olabilir.

Başarısız olmak için her sınavdan 100 puan almaya çalışınız. Sınavlardan 100 almanız, 100 düzeyinde bildiğinizin göstergesi değildir. İngilizce sınavından 100 almanız bir başarıdır ve sonuç değerlendirmedir. 100 aldıktan sonra bunu yeterli bulmanız, sonun başlangıcıdır. Yapmanız gereken sonuç değerlendirme değil, süreç değerlendirmedir. İngilizce öğreniyorum demek, bir süreci ifade eder. Genellikle başarılı olanlar sonuca değil, sürece odaklananlardır. Amaç İngilizceden 100 almak değil, amaç İngilizce öğrenmek olmalıdır.

Başarısız olmak isterseniz “Battı balık yan gider.” Atasözünü sık sık kullanın. Bu atasözünü öğrenci olduğum yıllarda birkaç kere ben de kullanmıştım. O anda yelkenleri suya indirdiğimi fark ettim. Yenilgiyi kabul etmek ve havlu atmak demekti. Marifet balığı yan yatırmamak ve sürekli yüzer konumda tutmaktı. Bu aşamada başarısızlık sebeplerini sorgulayınız ve doğru yöntemi bulmaya çalışınız ve asla vazgeçmeyiniz. Yönteminizi değiştiriniz. En iyi öğrendiğiniz saatleri, en iyi öğrenme biçimini ve materyali seçiniz.

Başarısız olmak isterseniz okulda siyasi gruplara girin. Siyasi gruplarla bol bol boykotlara katılın, eylem yapın. Öğrenci olduğunuzu, sorumluluklarınızı ve hedeflerinizi unutunuz. Öğrencilerin siyasal kimlikleri, onların akademik düzeyde gelişimini olumsuz yönde etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Öğrenciler siyasal tercihlerinde fanatikleştikçe, kendileri gibi düşünmeyen kişileri reddetmeye ve karşı düşüncelere kendilerini kapatmaya başlamaktadırlar. Bu durum, onların çok yönlü yetişmesini ve gelişmesini engellediği gibi, alanda temayüz etmesine de mani olmaktadır. Öğretim üyeliğim süresinde aşırı siyasi yönünü ön plana çıkaran öğrencilerin okul başarısı da çok düşük olduğunu gözledim. Acaba aşırı siyasi eğilim ve eylemle, akademik başarısızlığına bahane mi bulmaya çalışıyorlardı? Bu konunun akademik yöntemlerle araştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Başarısız olmak isterseniz derslere devam etmeyin, kendi yerinize imza attırın. Böylece devamsızlıktan kalmaz ve mağdur olmazsınız. Kendi yerinize imza attırdığınız arkadaşınız ve siz etik dışı davranışlar sergileyerek öğretmen, avukat ve doktor olabilirsiniz ama asla etik bir meslek erbabı olamazsınız. Etik değerlerden yoksun bir meslek erbabı, meslektaşları içinde zaten baştan kaybedendir. Kaybedenler kulübünde başarı hikâyeleri yoktur. Her öğretim yılı başında öğrencilerime devam çizelgesini gösteririm ve kimse başkasının yerine imza atmasın derim. Sonrada şu küçük senaryoyu anlatırım: “Yerine imza attığınız arkadaşınız, ders saatinde dışarıda cinayet işlese ve cinayet esnasında sınıfta ve derste olduğunu iddia etse haklı çıkar mı? Kısmen çıkabilir. Bu aşamada polis, imzanın kriminoloji raporunu alır. Sınıfta onun yerine imza atanı bulur. Sonra katili cinayetten, katilin yerine imza atanı da suça yardım ve yataklık yapmaktan hapse atabilir. Neden böyle bir riski göze alıyorsunuz?“ diye sorarım. Ayrıca imza sirküsünün resmi bir evrak olduğunu, resmi evrak üzerinde tahrifat yapmanın, sahte beyanda bulunmanın suç olduğunu hatırlatırım. Başkası sizin yerinize imza atar ama başkası sizin yerinize öğrenip sizin kritik sorularınızı sorup üst düzeyde öğrenme imkânı sağlayamaz. Buradan şu sonucu çıkarıyoruz: ’’Dersi derste öğrenmek, önemli bir başarı stratejisidir.’’

Başarısız olmak istiyorsanız, profesyonel kopya çekiniz. Kopya derse çalışmadan, yorulmadan, çaba sarf etmeden haksız kazanç elde etme yoludur. Kopya çekerek okulu bitirebilir ve mezun olabilirsiniz ama asla iyi bir meslek mensubu olamazsınız. Kopya çekerek matematik dersinden geçip matematik öğretmeni olarak atanabilirsiniz ama asla iyi bir matematik öğretmeni olamazsınız. Kopya çekerek inşaat mühendisi olabilirsiniz. Statik hesaplarını eksik bildiğiniz ve kopya çekerek mezun olduğunuz için yaptığınız bina en küçük bir sallantıda yıkılabilir. Masum ve mazlum onlarca insan, sadece sizin kopyacı olmanızdan dolayı yaşam hakkını yitirebilir. Kopya çekmek yerine çalışmak, iş hayatında başarılı olmanın anahtarıdır. Okulu hak ederek bitirip mezun olanlar, iş hayatında da üst düzey başarı sergilerler.

Başarısız olmak istiyorsanız, sürekli tembellik yapınız. Derslere girmeyiniz, ödev yapmayınız ve sorumluluklarınızdan kaçınız. Unutmayınız ki tembeller daha çok yorulur ve daha çok çaba sarf etmek zorunda kalır. Derse dönem içinde çalışıp geçer not alamazsanız, final ve bütünleme fiyasko demektir. Aynı dersi ikinci defa hatta yaz okulunda almak zorunda kalacağınızın da göstergesidir. Herkes sahilde, gölgede eğlenip dinlenirken siz yaz okulunda 40 derece sıcakta boncuk boncuk terlemek ve daha çok yorulmak zorunda kalırsınız. Deneyimlerim bana, çalışkanların daha az, tembellerin daha çok çalışmak zorunda olduğunu gösterdi.

Sonuç olarak,  başarısızlığın yukarıda ifade edilenlerden başka sebepleri de olabilir. Dikkat ederseniz başarısızlıktaki en önemli ipucu kendinizi ve etrafınızdakileri yalanlarınızla kandırma seviyenizdir. Öncelikle kendinize, daha sonra etrafınıza karşı dürüst olmayı seçmek önemli bir mücadele aşamasıdır. Bunun dışında, parmak izi kadar özel sebepleriniz de başarısızlığınıza katkı sağlayabilir.  Hatta siz size özel sebeplerde çıkarabilirsiniz. Ancak bu sizin başarısızlık sorununuzu çözmez. Tembellik yaparak başarılı olmaya çalışan kişileri vahiy bekleyen zavallılar ya da deney yapan avareler olarak görmüşümdür. Deney yapanlar için denek, araştırmacının kendisidir. Deneyim ve tecrübe bireyin yaşam kalitesini artırır. Başkalarının yaptığı hataları yapmamak, başkalarının başına gelenlerden ders alıp ideal bir yaşam sürmeyi tercih etmek akıllı insanların tercihidir. Bir birey ne yaparsa yapsın, kendisine verdiği zararı onlarca kişi bir araya gelse ona veremez. Bu sebeple, iyi düşünmek, doğru karar vermek, geleceği bilinmezlikten çıkarıp yönetebilir hale dönüştürmek gerekir. Bu da, akıllı ve vizyon sahibi olan insanların tercihidir. Ve insan yaradılış gereği, kendini ve bedenini yormaktan kaçınmaya endekslidir. Kendi sorumluluğunu almak, değersizlik duygusunun üstesinden gelmek için harekete geçmek gerekir ( Geçtan, 2016).  Bu nedenle, başarılı olmak, hedeflere ulaşmak her zaman kendine rağmen bir mücadele olarak algılanır. İnsan olarak mevcut doğamızı ve sebepleri konusunda bilinçli olmak da başarısızlığın bir ipucudur. Hayatınızda carpe diem yapınız. Carpe diem, kemiğin içindeki iliği yemek fakat kemiği boğaza saplamamaktır. Ne gençliğinizden ne de sorumluluklarınızdan vazgeçiniz. Denge sağlayınız ve daima o dengeye uygun yaşayınız.

Prof. Dr. Necati CEMALOĞLU

Kaynaklar

Geçtan E., İnsan Olmak 14. Basım . İstanbul, Metis Yayıncılık,2016.

http://www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/teknoloji-bagimliligi

www.kamudanhaber.net

Son Güncelleme: 05.02.2017 15:04
Anahtar Kelimeler:
Necati Cemaloğlu
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kürşat 2017-02-05 17:16:28

Harika bir makale olmuş. Seninle gurur duyuyorum kardeşim.Başarılarının devamını diliyorum.Selamlar.