banner1905
11 Ekim 2017 Çarşamba 18:27
AKADEMİSYENLERİMİZİN EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ YETERLİLİKLERİNİN ANALİZİ

Akademisyenlerimizin sık sık eğitim sistemini ve eğitimcileri eleştirdiklerini görmekteyiz. Ancak akademisyenlerimizin son zamanlardaki görsel ve yazılı söylemlerinin niteliğiyle Bakanlığın politikaları karşılaştırıldığında Bakanlığa haksızlık yaptığını düşünmekteyim. Bu nedenle akademisyenlerin eğitim sistemiyle ilgili yeterliğinin de tartışılması gerektiğini düşünerek bu yazıyı hazırladım. Ayrıca akademisyenlerin çelişen fikirlerinden hangisinin sistemin istendik yönde dönüşümüne katkı sağlayacak nitelikte olduğunu belirleyecek bir araca ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Bunun için beş düzeyden oluşan bir analiz aracı oluşturdum. Sizlerde akademisyenlerin söylemlerinin niteliğini bu araçtan yararlanarak ölçebilirsiniz.

A. Düzeysiz yaklaşım: Bu akademisyenler eğitim sistemiyle ilgili değerlendirmelerini lehte ya da aleyhte siyasi nedenlere ya da kişisel çıkarlara bağlı olarak yapmaktadır. Bu gurupta olanların ya eğitim sistemi sorunlarıyla ilgili fikirleri yoktur ya da öncelikleri eğitim sisteminde yaşanan sorunlara çözüm üretmek değildir. Bu akademisyenlerin söylemlerini takip etmenize gerek yoktur.

B. Alt düzey yaklaşım: Bu gurupta olan akademisyenlerin eğitim sistemimizin sorunlarını; öğretmen yeterliliği, veli yeterliliği, sosyo-ekonomik düzey yeterliliği, ezberci eğitim politikası, program içeriği, sınav sistemi, soru tipi gibi nedenlere bağladıkları ve başka ülkelerin eğitim sistemleri bize uymaz şeklinde söylemlerde bulundukları görülmektedir. Bu akademisyenlerden uzak durun. Çünkü bu akademisyenler vizyonsuzluklarından kaynaklanan kabul edilmiş çaresizliklerini sistemde bulunan diğer ögelere yansıtarak savunma mekanizmalarını çalıştırmaktadır. Ayrıca bu söylemleri saç tıraşı olurken berberden de dinleyebilirsiniz. Bu akademisyenlerin söylemlerinin berberden tek farkı; açık konuşmak yerine birkaç grafik, bir iki dipnot ve birkaç akademik sloganla söylemlerine bilimsellik havası katma becerisini gösterebiliyor olmalarıdır. Bunların söylemlerinin çoğu önerişiz eleştiri niteliğindedir. Somut öneride bulunmaktan özellikle kaçınırlar. Önerilerinin çoğu ise “öğretmen niteliğini arttırmalıyız”, “ezberci eğitimden kurtulmalıyız” gibi temenni niteliğindeki soyut söylemlerden oluşmaktadır.

C. Orta düzey yaklaşım: Bu düzeye ulaşan akademisyenlerin artık eğitim sisteminin verimliliğini sistem öğelerinin yetersizliğine bağlayan kabul edilmiş çaresizlikten kurtulduğunu görürsünüz. Bu akademisyenler artık sistemin yaşayan bir organizma gibi hareket ettiğini ve sistemin içerisinde bulunan ögelerin davranışlarını sistemin yapısının etkilediğini fark etmeye başlamışlardır.

Bu düzeydeki akademisyenlerin şu soruları sorup cevaplandırdıklarını görürsünüz. 1) Öğretmenler neden sınıfta programın öngördüğü yapılandırmacı yaklaşımı uygulamıyor ve etkinliklerin hemen hepsini ev ödevi olarak kullanıyor? 2) Öğretmenler dersleri neden çoğu öğrencinin seviyesinin üzerinde işliyor? 3) Sekizinci sınıf öğrencileri arasında neden üç yıllık akademik seviye farkı oluşmaktadır? 4) Ücretli ve atanamayan öğretmenlerden oluşan özel okullar neden devlet okullarından daha fazla tercih ediliyor? 5) Mesleki eğitim neden verimli değil ve neden tercih edilmiyor? 6) Fiziki altyapı, öğretmen, sosyo-ekonomik düzey vb. alanlarda daha iyi olduğumuz çoğu ülke neden eğitimde bizden daha başarılıdır… Bu düzeydeki soruları sorup cevaplayabilen akademisyen artık eğitim sistemimizi tanıma aşamasına gelmiştir. Eğitim sistemimizi daha iyi tanımak için bu soruları sorup cevaplayan akademisyenleri takip edebilirsiniz. Ancak ben henüz böyle bir akademisyene rastlamadım.

D. Üst düzey yaklaşım: Bu düzeydeki akademisyenlerden sistemin nasıl dönüştürülebileceği konusunda ipuçları alabilirsiniz.

1) Bu akademisyenlerin; öğrencilere, yaş grubuna göre verilmesi gereken hiyerarşik becerilerin neler olması gerektiği ve bu beceriler öğrencilere hangi düzeydeki içerikle sunduğunda verimin artacağı tanımını yaptıktan sonra; eğitim sisteminin bu yönde dönüştürülmesi ve sistemdeki ögelerin bu çerçevenin gerektirdiği davranışları benimsemesi için sistemin yapısına hangi aracın eklenmesi gerektiği sorusunu sorup cevaplandırması gerekmektedir. Bu noktada şu ayrımı iyi yapmak gerekir. Şayet akademisyen sistemin yapısını etkileyecek program dışında bir araç öneremiyorsa bu akademisyenin henüz orta düzey basamakta olduğunu düşünebilirsiniz. Ayrıca bu soruyu soran akademisyen bu soruyla en çok ilgilenen Finlandiya eğitim sisteminin felsefesinden bahsetmiyor ve eğitimde iyi ülkelerin bu özelliği sağlamak için kullandığı araçlardan örnekler vermiyorsa bu akademisyenin akademik yönünün zayıf olduğunu düşünebilirsiniz. Yine bu akademisyen bizim eğitim sistemimizdeki programda yapılan değişikliklere rağmen veli, okul ve öğretmenlerin neden geniş ve ağır içeriğe meyilli tutum sergilediğini açıklayıp bu tutumu ortadan kaldıracak sistem aracı önerisinde bulunmuyorsa akademisyenin henüz bu aşamaya ulaşamadığını düşünebilirsiniz.

2) Bu düzeydeki akademisyenin öğretmen davranışlarından yakınmayı bırakıp eğitim öğretim etkinliklerini ayrı ayrı bütün öğrencilerin potansiyeline uygun hale nasıl getirebiliriz sorusunu sorup cevaplaması gerekmektedir. Bu soruyu sorup cevaplamaya çalışan akademisyenin söylediklerini dinleyebilirsiniz. Ancak bu soruyu soran akademisyen şayet öncelikle Almanya ve Singapur ve daha sonra eğitimde iyi olan herhangi bir ülkeden örnekler vermiyorsa ve bu söylemlerine dayalı olarak eğitim sistemimize bu özellikleri kazandıracak bir sistem aracı öneremiyorsa akademisyenin henüz bu aşamaya ulaşamadığını düşünebilirsiniz.

3) Bu düzeydeki akademisyenin eğitim sistemimizde yaşanan bir diğer sorun olan; sınıfta işlenen derslerin daha verimli geçmesi için öğrencilerin potansiyellerini de dikkate alarak eksik öğrenmeleri nasıl azaltabiliriz sorusunu sorup cevaplaması gerekmektedir. Bu soruyu sorup cevaplamaya çalışan akademisyenin söylediklerini dinleyebilirsiniz. Ancak bu akademisyen; uygulanabilir özelliğe sahip güçlü bir ölçme modeli öneremiyor, eksik öğrenmeyle ilgili öğrencilerin bireysel başlangıç noktalarını ve öngörülen hedeflerin sınırlı olduğunu örneklendiremiyor, öğrencilerin giriş davranışları arasındaki farkın yüksek olması durumunda bu eğitimlerin homojen guruplar oluşturularak yapılması gerektiğini örneklendiremiyor, tamöğrenme modelinden ve Japonya eğitim sisteminden örnekler vermiyorsa ve en önemlisi eğitim sistemimize bu özellikleri kazandıracak bir sistem aracı öneremiyorsa akademisyenin henüz bu aşamaya ulaşamadığını düşünebilirsiniz.

4) Bu düzeydeki akademisyenin eğitim sistemimizde yaşanan bir diğer sorun olan; farklı ailelerden gelen çocukların dezavantajlarını gidermek için ve beceri, ilgi ve potansiyeli henüz ayrışmamış öğrencilerle ilgili nasıl bir düzenleme yapılmalıdır sorusunu sorup cevaplaması gerekmektedir. Bu soruyu sorup ta cevaplandıran akademisyeni de dinleyebilirsiniz. Ancak bu akademisyen Almanya eğitim sistemi ve en önemlisi eğitimde iyi ülkelerin ilk 4 yılından bahsetmiyorsa ve eğitim sistemimize bu özellikleri kazandıracak bir sistem aracı öneremiyorsa akademisyenin henüz bu aşamaya ulaşamadığını düşünebilirsiniz.

5) Bu düzeydeki akademisyenin eğitim sistemimizde yaşanan bir diğer sorun olan; istihdam talebi-okul kontenjan dengesi, mesleki eğitimin verimliliğini etkileyen uygulama eğitiminde atölye ve uygulama dersliklerinin yetersizliği, mesleki eğitim öğrencisi ve işletmelerin meslek kültürü gelişiminin nasıl sağlanabileceği sorusunu sorup cevaplaması gerekmektedir. Bu soruyu sorup da cevaplandıran akademisyeni de dinleyebilirsiniz. Ancak bu akademisyen, Almanya ve Japonya eğitim sisteminden örnekler veremiyorsa ve en önemlisi eğitim sistemimize bu özellikleri kazandıracak bir sistem aracı öneremiyorsa akademisyenin henüz bu aşamaya ulaşamadığını düşünebilirsiniz.

Bu soruları sorup cevaplandıran akademisyen, sistemde yaşanan bazı sorunlara bilimsel çözümler üretebiliyor demektir. Ancak ben ülkemizde henüz böyle bir akademisyen tanımadım.

E. Eğitim Lideri Yaklaşımı: Şayet bir akademisyen dördüncü düzey soruları sorup verdiği cevaplar arasında kurduğu ilişkiye bağlı olarak bütüncül bir sistem modeli önerebiliyorsa o akademisyen eğitim lideridir. O akademisyeni gözü kapalı destekleyiniz. Ancak ben ülkemizde henüz böyle bir akademisyen tanımadım.

Eğitim sistemimizin istendik yönde dönüşümüne liderlik yapacak akademisyenlerle tanışabilmek ümidiyle.

Murat ŞEN

Eğitimci

Son Güncelleme: 11.10.2017 19:28
Anahtar Kelimeler:
Akademisyen
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Musa 2017-10-11 22:00:49

Orjinal tespitleri içermekte. Emeğinize sağlık.