banner1905
13 Şubat 2017 Pazartesi 11:20
Akademisyenler militan, üniversiteler terör kampı mı?

Geçtiğimiz günlerde KHK ile alınan kararlar doğrultusunda bazı akademisyenlerin ihraç edildiğine tanıklık ettik. İhraç edilen akademisyenlerin ortak noktası Mehmetçik, “hendek” diye adlandırılan terörist bir işgale karşı hayatları pahasını ülkelerini korurken, teröristlere destek çıkmış olmaları. Peki kendi ülkesi işgal edilme tehlikesi ile boğuşurken işgalcilere destek veren bir grubu sırf akademisyenlik mesleğinin arkasına sığındıkları için görmezden gelmek doğru mu?

Elbette değil. Fakat gündemimiz malumunuz: referandum. Ve verilmiş olan her karar, alınan her önlem kolaylıkla provoke edilebilmekte. Bu yüzden de sözde akademisyen özde niteliksizler ordusuna destek çıkanların sayısı azımsanmayacak kadar fazla.

Yeri geldiğinde şehitler üzerinden siyaset yapıp verilen canların sayısı ile siyasal rant elde etmeye çalışanlar, diğer tarafta askerlerimizi sırtından vururcasına katillere sahip çıkmakta. Ve basın yoluyla yönlendirilen algılar sayesinde bu durum halka akıl almaz bir normalleşme içerisinde sindirtilmekte.

Terörün arka bahçesi haline gelmiş kampüsler, adeta örgütlere İnsan Kaynakları merkezi gibi çalışmakta ve militan bulma ihtiyaçlarını kusursuz şekilde gidermektedir. Doğru düzgün makale yayınlayamayan, bilime hiçbir faydası bulunmayan, yabancı dil yeterliliğinden yoksun kadroların, eğitim çatısı altında bulunup bu şaklabanlığa devam etmesine daha fazla izin verilmemesi gerekiyor.

Güvenlik güçlerimizin insan üstü çabaları sayesinde dağda ve şehirlerde yerle bir olan örgütlere, kampüslerde yıkanmış yeni beyinler ile takviye yapılma yolunun önüne geçmek için sert önlemler alınmak zorunda. Devlet bütçesinden dolayısıyla vergilerimizden milyarlarca bütçe ayrılan eğitimin bilim dışında her türlü şaklabanlığa ev sahipliği yapmasına daha fazla katlanmak, gençlik ve geleceğimize yapacağımız en büyük ihanet olur.

OECD ülkeleri arasında asgari ücret - akademisyen maaşları kıyaslandığında Türkiye’nin bilim insanlarına inanılmaz fırsatlar sunduğu ortada. Ama buna karşı aldığımız hizmet, AR-GE, eğitim kalitesi yerlerde. Öyle ki, akademisyen sayımız Avrupa’nın en üstlerindeyken, patent başvurularımız Suudi Arabistan’dan daha geride! Üniversitelerimizden çıkan makale sayısı İran’ı geçmeye dahi yetmiyor. Ve bu düzenin böyle devam etmesini isteyenlerin sesi herkesten gür çıkabiliyor!

İŞ YENİ KURULAN DEVLET VE VAKIF ÜNİVERSİTELERİNE KALDI

Türkiye’de alakalı, alakasız herkesin kurulan yeni üniversitelere, vakıf üniversitelerine ön yargısı var. Bunun en büyük sebebi ise İlber Ortaylı gibi öne çıkmış bilim insanlarının bu konudaki anlamsız muhalifliği. Kendisine ve etrafındaki güruha göre Türkiye’de her şehre kurulan üniversiteler eğitim kalitesini düşürüyormuş, oradaki esnaf-yerel halk öğrencileri sömürüyormuş ve bu yüzden üniversiteler sadece büyük şehirlerde olmalıymış!

Kusura bakma İlber hoca bu sözlerine karşılık, şu an sana Texas Üniversitesi’nden sesleniyorum ve diyorum ki; çok cahilsin keşke artık çağı yakalasan!

Neden mi? Açıklamaya çalışayım…

Bugün eğer Bayburt, Tokat, Uşak gibi Anadolu şehirlerinin sokaklarında Amerika’da doktora yapmış bilim insanlarını dolaştırmazsanız, farklı bölgelerden gelen öğrencileri yerleştirmezseniz, yerel halkının neden gelişmediğini sorgulayamazsınız.

Zaten son 100 yılda içerisinde düştüğümüz hata da bu değil mi? Sadece kısıtlı bir kesimi eğitime tabii tutup diğerlerini aşağılayarak, ÇOMAR diye dışlayarak, KÖYLÜ diye hor görerek sistemden uzaklaştırmak?

Yani kısacası, neyleyim şehir merkezinde Amerika’da doktora eğitimi almış profesör dolaşmadığı Tokat’ı? Neyleyim Selin’lerin, Bertuğ’ların kafelerinde takılmadı Bayburt’u?

Neyse ki bu sistem değişiyor. YÖK ve MEB burslu şekilde yurt dışına gönderdiği binlerce Türk öğrenciyi Anadolu’nun farklı şehirlerinde öğretmen olmak için yetiştiriyor. Geleceğimiz adına yeni kurulan ve belirli düşüncedeki kesimlerin kalıcı olarak yerleşemediği yeni üniversiteler için umut verici.

Birbirleriyle rekabet eden vakıf üniversitelerinin, kapitalist sistemde hayatta kalmak için bilim üretmek zorunda olan özel üniversitelerin rekabeti de yine eğitim geleceğimiz açısından umut verici potansiyeller taşımakta.

Türkiye’de üniversite sayısı çok diyenlere bazı ülkelerdeki üniversite sayıları ile cevap vereceğim:

Hindistan: 8400
ABD: 5700
Filipinler: 2060
Arjantin: 1700
Meksika: 1300
Rusya: 1100
İran: 343
Türkiye: 196

Derdimiz gerçekten eğitim ve bilim ise, istatistikler Türkiye’deki üniversite sayılarının hala yeterli olmadığını göstermekte. Yok eğer derdimiz bu zamana kadar gelen malum kadroların sürekliliğini sürdürmek ise, evet telaşlanma ve panik yapma konusunda haklısınız. Çünkü bu değişmektedir. Değişecektir. Değişmek zorundadır.

Serkan İnci

SÜPERHABER.TV
Anahtar Kelimeler:
AkademisyenTerörIhraç
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oğsan can 2017-02-13 12:11:08

Serkan inci adamdır keşke bu adamın yazı ve görüşlerini daha çok paylaşsanız takip edenler bilir yıllar öncede aynı şeyleri yazıyordu Türkiyenin Steve Jobsu olabilir ama malesef ülkemizde bilişim sektörü adı altında kurulan pc dolu odalarda anca format atmayı öğreten eskimiş zihniyette insanlar var...

Avatar
HAYRİ ÇELİK 2017-02-13 20:59:03

Teşekkürler sayın hocam...

Avatar
Ali 2017-02-14 08:11:34

Fikir ile insanları ikna edemeyenler teröre başvurur. Kopyacı Prof da pkk li olur.