2004 yılında oğlumun veli toplantısına katılmak için okula gitmiştim. Toplantı saatini beklerken, bir veli ile tanıştım. Veli ile sohbet ederken bir sorunu çözmek için akademik destek sağlayabileceğimi belirttim. Veli, iş telefonumu yazmak için cüzdanını çıkardığında onlarca banka kartı yere düştü. Bir devlet memurunun cüzdanında bulunan maaş kartlarının fazlalığı dikkatimi çekti. Veliye, “Görevinin ne olduğunu?” sordum. Veli, “Gümrükte memurum” cevabını verdi. Gümrük memurlarına neden çok fazla banka kartı verdiklerini merak ettim. Peş peşe sorular sormaya başladım. Veli, “Hocam gümrüğe yurtdışından mallar gelir. Esnaf sürekli bizi arar ve mallarının gelip gelmediğini sorar. Biz de günü gününe onları bilgilendiririz. Eğer bilgilendirmezsek, malları geldiği halde söylemezsek, onları mağdur ederiz. Esnaf da bizim bu iyiliğimize karşılık değişik bankalarda hesap açıp bize kart verir. Yani minnet duygusunun bir sonucu olarak üç beş kuruş yatırır.” Dedi.

Velinin bu konuşması karşısında şaşırmıştım. Siz zaten devletten bu işi yaptığınız için maaş almıyor musunuz? Sorusunu yönelttim. Veli, “Alıyoruz ama yetmiyor. Maaşla geçinmek çok zor. Ayrıca bu rüşvet falan değil. Ben telefon edip mallarınız geldi demesem, onların zararı olur. Onları zarardan kurtarıyorum. Birlikte çalıştığımız arkadaşların iş takibini yaptığı firmalar var. Alan razı veren razı.” dedi.

Veliye merak edip sordum. Bu süreçte amirler de var mı? Hocam, ben üst düzey amirlerden kimin olup olmadığını bilmem. Ben işime bakarım. Kimseyi de takip etmem. Ahlaki değil! Cevabını verdi. Veli daha sonra sırtıma vurarak “Bal tutan parmak yalar.” Hocam dedi. (Not: İşini etik ilkelere göre yapan bütün gümrük memurlarını tenzih ederim.)

“Bal tutan parmak yalar.” atasözü o günden sonra zihnimi hep meşgul etti. Bu atasözünün anlamı, başkalarına yararı dokunan yerlerde çalışan, onlara iyi ve güzel şeyleri sunmakla görevli bulunan kimse, ürettiğinden ya da dağıttığından kendisi de faydalanır. Genellikle bu tutum da hoş görülmeye çalışılır. Çünkü o görevi yapan bunu hak ediyor kanaati yaygın hâle gelmiştir. Aslında çok yanlış bir atasözüdür. Her insan hakkına razı olup, farklı yorumlamalarla kendine her şeyden pay çıkarmaya çalışmamalıdır. Bu atasözü rüşveti, torpili, adam kayırmayı meşru bir zemine oturtur. Atalarımızın böyle bir sözü söyleyeceklerine inanmadığımı özellikle belirtmek isterim.

1980 yılında Gümrük ve Tekel Bakanlığı üst düzey yetkilileri, ani baskınlar yaparak bir çok yolsuzluğu ortaya çıkarmıştı. Rahmetli eski Gümrük ve Tekel Bakanı şehit Gün Sazak, görevi başında bu ve benzeri karanlık güçlerin iş birlikçileri tarafından şehit edilmişti.

Veli ile yaptığım konuşmadan sonra kamunun birçok yerinde rüşvet, torpil ve iltimasın yaşandığına şahit oldum. Geçmişi gözden geçirdiğimde 1970’li yıllarda polislerin rüşvet alması kanıksanmıştı. Yol kesip kontrol yapan polislere para verip cezadan kurtulmak olağan bir durumdu. (Not: İşini meslek etiği çerçevesinde yapan tüm kamu görevlilerini tenzih ederim). Hastanelerde hasta kabul sürecinde o zamanki odacılara rüşvet verildiğine birkaç kez şahit oldum. Rüşvet, torpil ve iltimas bir toplumun temellerini kökten sarsan ve zamanla yıkılmasına neden olan en büyük tehlikelerden birisi olduğu kanaatindeyim.

Basından takip ettiğimiz kadarıyla bir üniversitenin rektör yardımcısı kızını araştırma görevlisi yapabilmek için onlarca adayı elemekte ve kızını rektör yardımcısı olduğu üniversiteye araştırma görevlisi olarak alınmasını sağlamaktadır. Bu fevri bir olay değildir. Buna benzer onlarca olay üniversitelerde gerçekleştiği gibi, akrabalarını üniversitelere alıp kadrolaşan bilim insanları da vardır. Toplumdaki yozlaşmayı, adam kayırmayı asla onaylamam ama bir dereceye kadar anlarım. Üniversitedeki yozlaşmayı anlamam mümkün değildir. Deri kokmasın diye tuzlanır. Tuz kokarsa ne yapılır? Üniversiteler, bilim insanları tuzdur, asla kokmasına müsaade edilmemelidir. Hukuk, dinî kurumlar, eğitim kurumları ve ordu bir milletin tuzudur. Bu tuz kokmamalıdır.

Devlet vereceği hizmetlerinin bir kısmını özel sektöre devreder. Bu hizmetler için Kamu İhale Kurumu ihale ilânı verir. Konu ile ilgilenenler şartnameye uygun olarak ihaleye girerler. En düşük teklifte bulunan firmalara ihale verilir. En düşük fiyata ve kaliteden taviz vermeden işi yapması, taahhüt ettiği tarihte işi teslim etmesi beklenir. Eğer bir ülkede ihaleye fesat karışıyorsa, ihale teklifi yapılan zarflar kapalı kapılar ardında açılıyorsa, ihale ilgili şaibeler varsa o ülkede bireylerin birbirine güven düzeyleri düşmeye başlar. Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in (Türkiye Değerler Atlası 2012) araştırmasında 64 kentte, 2 bin 205 bireyle görüşülerek gerçekleştirildiği bildirilen araştırmanın bazı sonuçları şöyledir:

Türkiye, insanların birbirine en az güvenebildikleri ülkelerden biridir. “Genel olarak insanlara güvenilebilir” diyenlerin oranı Türkiye genelinde yüzde 12 seviyesinde tespit edildi. Güvenin en düşük olduğu bölgeler yüzde 7 ile Batı Anadolu ve Trakya, en yüksek olduğu bölge ise yüzde 16 ile Orta Anadolu oldu. Araştırmada, bu oran Danimarka'da yüzde 76 ile en yüksek seviyeye çıkarken, Arnavutluk (yüzde 11), Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti (yüzde 9) ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (yüzde 5) rakamıyla Türkiye'nin gerisinde kaldı.” Bu duruma göre sosyal yaşantımızda yaşadığımız her etik dışı olay bireylerin birbirine olan güven düzeylerini sarstığı gibi, birbirinden uzaklaşmasına da neden olmakta ve toplumsal bağları zamanla koparmaktadır.

Türkiye’nin uluslararası ölçekte yolsuzluk karnesi incelendiğinde, Türkiye 2018 yılında Yolsuzluk Algı Endeksi'nde üç basamak birden yükselerek, 41 puanla 78'inci sırada yer aldı. Ancak Türkiye, 2012'den bu yana en fazla gerileyen ülkeler arasında yer almaktadır. Yolsuzluk Algı Endeksi'nde, birinci sırayı 88 puanla Danimarka, ikinci sırayı 87 puanla Yeni Zelanda alırken, 85 puanlı İsveç, İsviçre, Finlandiya ve Singapur üçüncü sırayı paylaştı.

Endeksin son sıralarında ise 13 puanla Suriye ve Güney Sudan ile 10 puanla Somali yer aldı. Yolsuzluk Endeksi'nde 2012-2018 yılları arasında toplamda en fazla puan kaybeden ilk beş ülke de 16 puanlık düşüşle Saint Lucia, 15 puanla Bahreyn, 13 puanla Suriye, 9 puanla Macaristan ve 8 puanla da Türkiye oldu. Bu endeksler göstermektedir ki, Türkiye yolsuzlukta diğer ülkelere nazaran oldukça sorunlu bir durumdadır.

Sonuç olarak Kur’an- Kerim’de “Aranızda birbirinizin mallarını haksız yere yemeyin. İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günaha girerek yemek için onları hâkimlere (iş başındakilere) (rüşvet olarak) vermeyin (Nisa Suresi, 2. Ayet ). Aynı şekilde İslam peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) benzeri bir olaya dikkat çekerek tepki vermiştir. Süleymoğulları kabilesine zekât tahsildarı (âmil) olarak gönderilen İbn Lutbiyye, vazifesini bitirip Medine'ye döndüğünde hesabını Resûlullah'a verirken şöyle der: "Ey Allah'ın Resûlü! Şu sizin zekât mallarınız, bunlarda bana verilen hediyelerdir." Hz. Peygamber (s.a.v.) hayretle sorar: "Tuhaf şey! Sen doğru adamsan söyle bakalım, ananın babanın evinde otursaydın bu mallar sana hediye edilir miydi? Bunu bir dene bakalım!" Sonra zekât toplama memurlarının (âmillerin) hediye almalarını kesinlikle yasaklamıştır (Buhâri, el-Hiyel, 15). Rüşvet, torpil ve iltimas hem dinen hem de evrensel etik ilkelere ve hukuk kuralları açısından yasaklanmıştır. Toplumda etik değerler zayıfladığında kargaşa ve çatışma, etik değerler güçlü bir şekilde yaşadığında huzur ve mutluluk ortaya çıkar. Etik değerleri içselleştiren toplumlar, etik değerleri benimseyen nesiller yetiştirebilir. Çöplükte gül bitmeyeceği gibi, örnek uygulamaların olmadığı toplumlarda da etik ilkeler yaşam alanı bulamaz. Geleceğe güvenle bakabilmek, sevgiyi, saygıyı üst değer haline getirebilmenin şifresi, etik değerlere uygun yaşamaktır. “Bal tutan parmak yalamaz.” atasözünü, üst değer haline getirmek gerekir.

Kaynakça

Cemaloğlu, N. (2019). Yönetimin Pin Kodu. Ankara: Pegem.

https://t24.com.tr/haber/yolsuzluk-endeksi-2018-turkiye-3-sira-yukseldi-ancak-6-yilda-en-cok-gerileyenler-arasinda,806170 Adresinden ulaşılmıştır.

https://kazete.com.tr/haber/turkiyede-insanlar-birbirine-guvenmiyor-1352 Adresinden ulaşılmıştır.

https://www.mihraphaber.com/haber/2396192/torpil-iltimas-ve-rusvet-ehli-cehennemliktir Adresinden ulaşılmıştır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.